Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar


 

9 Mayıs 2022

Laikliğin Önemi ve Değeri Hakkında İki Yazı Bir Haber!

(Kadını Şeytan Veya Erkeğin Malı Gibi Gören Zihniyet Siyasete Egemen Olduğunda!)

Önce dün Mine Kırıkkanat'ın Cumhuriyet'te yayınlanan makalesinden şu bölümü okuyalım:

"Papa'nın ruhani lideri olduğu Katolik Kilisesi'ni diğer Hıristiyan mezheplerden ayıran özelliklerden biri, ruhban sınıfının "cinsel orucu"dur. Başka bir deyişle, papazlar ve keşişlere evlilik de yasaktır, evlilik dışı ilişki de.

Oysa Katolikliğin ilk bin yılında, durum böyle değildi.

Evet, ruhban sınıfı çoğunlukla erkeklerden oluşuyordu, ama aralarında kadınlar da vardı ve evlenip çoluk çocuğa da karışıyorlardı.

Ta ki Papa II. Urban, kadınlara ayin yönetmeyi yasaklayıp, papazlara ve keşişlere de "bekarlık" kuralını koyana kadar...

1095 yılında çıkan bu fetvayla, din adamlarının evlilik kayıtları iptal edildi, karıları köle tüccarlarına satıldı, çocukları sokak ortasına atıldı, kaderlerine terk edildiler.

Tüm Katolik ülkelerde olduğu gibi Fransa yolları da aç biilaç papaz çocukları ve köle tüccarlarının satın almadığı, yaşlı ve hasta kadınlarla dolmuştu.

Dine karşı gelmek bir yana, gelindiği kuşkusunun bile "yakılarak" infazla sonuçlandığı bu bağnazlık (Engizisyon) döneminde, Robert d'Arbrissel adlı "Tanrı delisi" bir köy papazı, Papa'nın acımasız fetvasını içine sindiremedi. Ortada kalan kadın ve çocukları topladı, peşine taktı. Touraine bölgesine geldi. Onlarla birlikte, 1105 yılından 1160'a değin, Fontevraud Manastırı'nı inşa etti.

Bir ölçü vermek gerekirse, Ayasofya büyüklüğünde beş ayrı yapıdan oluşan manastır yerleşkesinde, kimsesiz, yoksul kadınlara, çocuklara kucak açan yurtlar ve toplum dışına atılan cüzzamlıların barındığı bir hastane kuruldu.

Robert d'Arbrissel, açıkça söylemeden Papa'ya isyan taşıyan bu girişimle de yetinmedi: devasa bir "tapınak kent" görünümündeki Fontevraud Manastırı'nı yönetmekle kadın ruhban görevlendirdi. İşgal yıllarında İngiliz Kraliyeti'nin tapınağı haline gelen bu manastırı, tarihte 16 keşiş kadın yönetti.

Robert d'Arbrissel, bugün Katolik tarihinin ilk "feminist" din adamı kabul ediliyor."

* * *

Sonra Özdemir İnce'nin de dünkü yazısının şu bölümüne bakalım:

"17 Haziran 1881 günlü Tercüman-ı Hakikat gazetesinde çekirgeyle ilgili şöyle bir yazı varmış:

'Aman yarabbi! Bu öyle bir afettir ki kurttan bile beterdir. Kurt gelir, sürüye dalar, alabildiği yalnızca bir koyundur, sadece onu yer. Çekirge ise yiyebileceği ne varsa hepsini yer. Kocaman ormanlarda bir ot tanesi bile bırakmayıp çöle döndürür. Sonuç kıtlık ve açlıktır.'

Ne var ki bizim Osmanlı çekirgeyle nasıl mücadele edileceğini bilmemektedir. Şaduman Halıcı yazıyor:

'Osmanlı coğrafyasında 16. yüzyıldan itibaren görülen çekirge salgınları zamanla afete dönüşür. 1915 yılı ise bu afetin doruk yılı olur. Osmanlı Devleti'nin, çekirgelerin biyolojik yapıları da dahil konuyla ilgili bilgi birikimi, uzmanı yoktur. Örgütlenmesi yoktur. Afetten zarar gören halk çaresizdir. Çekirgeleri kendi olanakları ile yok etmeye kalkınca, açıkgözler ortaya çıkar. Bu açıkgözler kadıya koşarlar. Şöyle derler:

'Çekirgeler sığırcık kuşlarının rızkıdır, öldürülmeleri günahtır. Çaresi biziz, bizim okuduğumuz suları serperek çekirgeler yok edilsin.'

Çekirgeler Allah'a havale edilir.

Ancak Çekirge Şeyhleri'nin okunmuş suları da afeti önleyemez. Bunun üzerine köylüler çekirge derdine deva bulmak için medreseden şahadetnameli kadıya başvurur. Kadı ne yapar? Kadı, çekirgelere hitaben bir mürasele (resmi kadı mektubu) kaleme alır. Tarlalara bırakılmasını uygun bulduğu bu mektupta çekirgelere şöyle seslenir:

'Çekirge ismiyle anılan siz oburlar, Allah'ın kullarına ait olan ekili ürünleri yiyerek zarar verdiğiniz için sizden şikâyetçi olundu. Ben de şeriat adına sizi uyarmak için bu mektubu kaleme aldım. Buna uyarak bulunduğunuz yerden tiz zamanda çekilip gidin. Aksi takdirde her şeyi yok eden Allah'a havale edilirsiniz. Amin!' "

Şimdi, medrese tahsili görmüş Osmanlı ümerasının (yöneticiler) hali pür melalini tasvir için Balıkhanene Nazırı Ali Rıza Bey'in "Bir Zamanlar İstanbul" adlı kitabını (Tercüman Gazetesi Yayınları) yardıma çağıracağım. (Yazıları derleyip sadeleştiren: Niyazi Ahmet Banoğlu).

"Devletler arası anlaşmalarda murahhaslarımız cahil oldukları ve bu yüzden zararlara uğradığımız tarihlerde yazılıdır. // Rusların Akdeniz'e donanma göndereceklerine dair Fransızlar tarafından verilen haber üzerine, Baltık Denizi'nden donanmanın gelebileceğine akıl erdiremeyen devlet erkânı Rus donanması uçup mu Akdeniz'e gelecek diye inanmamışlar, Çeşme Limanı'nda Osmanlı donanmasının yakılmasından sonra akılları başlarına gelerek hayret etmişlerdi." (S.20)

Bu olay 6-7 Temmuz 1770 tarihinde oldu ve Osmanlı donanması Rus donanması tarafından yok edildi. Demek ki Osmanlı 1770 yılında Rus donanmasının Cebelitarık Boğazı'ndan geçerek Akdeniz'e gelebileceğini bilmiyormuş.

"1826 muhaberesi yenilgisinden sonra Edirne'ye gönderilen murahhaslarımıza Rusya murahhaslarının harita üzerinde gösterdikleri yerleri bizimkilerin tayin edememeleri ve meselenin Babıâli'ce hal edilememesi üzerine Fransa ile Avusturya elçilerine başvurulmuş, bu murahhasların tazminat konusunda ileri sürdükleri bir milyonu, bir yük, yani yüz bin sanarak kabul etmişler, aradaki korkunç farkı anladıkları zaman da şaşırmışlardı. // Politikamızı idare edenler, memleketimizin hududunu bilmezlerdi." (S.20-21)

* * *

Şimdi de Reuters'in DW tarafından özetlenen şu haberini okuyalım:

Afganistan'da yönetimi ele geçiren Taliban örgütü, kadınlara kamusal alanda burka giyme zorunluluğu getirdi.

"Fazilet Yayma ve Ahlaksızlığı Önleme" isimli bakanlığın sözcüsü tarafından Kabil'de yapılan açıklamada, Taliban lideri Hibetullah Ahundzade'nin imzaladığı kararname okundu. Buna göre Afganistan'da kadınlar yüzlerini örtmeden sokağa çıkamayacak. Kararnamede ideal yüz örtme şekli için, vücudun tamamını kapatan mavi renkli burka tarif edildi. Söz konusu kıyafet ilk kez 1996'da Afganistan'ı ele geçiren Taliban'ın ülkede kurduğu baskıcı rejimin sembolü haline gelmişti.

Kararnamede, burka giymeyen kadının babasının ya da birinci dereceden erkek yakınının hapis cezasına çarptırılacağı veya kamudaki işinden atılacağı belirtildi.

Afganistan'da çoğu kadın başını örtse de özellikle Kabil gibi büyük şehirlerde yüzlerini örten kadınların sayısı fazla değil.

ABD ve NATO güçlerinin çekilmesinin ardından geçen yıl Afganistan'da kontrolü ele geçiren Taliban, kadınlara yönelik baskıcı tutumundan dolayı uluslararası tepkilerin odağındaydı.

Örgüt, kız öğrencilerin eğitim gördüğü ortaokul ve lise seviyesindeki eğitim kurumlarının yeniden açılması kararını verse de Mart ayında bu kararından dönerek okulların kapalı kalacağını duyurmuştu. ABD, Taliban'ın bu adımına tepki olarak Afganistan'daki ekonomik krize çözüm getirmek amacıyla katılmayı planladığı toplantıları iptal etmişti. Başta Washington yönetimi olmak üzere çok sayıda hükümet, Taliban'ın ülkeyi ele geçirmesiyle Afganistan'a mali yardımı kesmiş ve bankacılık sistemine yönelik yaptırım kararları almıştı.

Taliban, ülkeyi ele geçirdikten sonra kadın haklarına yönelik endişeleri gidermek adına "ılımlı" açıklamalar yapmış; ülkeyi yönettikleri ilk dönemdeki gibi olmadıklarını, "değiştiklerini" öne sürmüştü.

1996-2001 yılları arasındaki Taliban rejiminde kız çocuklarının okula gitmeleri ve kadınların yanlarından erkek yakını olmadan sokağa çıkmalarının yasaklanmıştı.

Reuters / GY, BÖ

* * *

Değerli okurlarım, Mine Kırıkkanat'ın sözünü ettiği olaylar 1100 yılları.

Özdemir İnce'nin yazdığı olaylar 1700'lü, 1800'lü yıllar.

Taliban uygulaması Mayıs 2022.

Din devlet yönetimine egemen olunca, toplum böyle baskılanıyor.

Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet Devrimi'nin ve Laikliğin değerini bilin.

Türkiye Cumhuriyeti'nin "Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti" olduğu hakkındaki Anayasa hükmüne sahip çıkın!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 15 Ağustos 2022

Valid HTML 4.01 Transitional