Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

18 Eylül 2017

İstanbul'a Dönerken, Davutlar Sahilinden 2 Soru 2 Yanıt!

Yaklaşık 2 aydır her gün muntazaman yürüdüğüm sahilde hemen hemen her karşılaştığım insan genelkile birbirine bağlı iki soru sordu bana:

"Bunlar gider mi?"

"Ne zaman?"

* * *

Tahmin edersiniz ki, birinci soruya verdiğim yanıt olumlu olunca hemen ikinci soruyu da soruyorlardı.

Birinci soruya verdiğim yanıtı artık beni izleyen hemen hemen herkes biliyor:

"Niye gitmesinler ki... Otoriter yönetimler gitmeyecek olsaysdı, Sovyetler Birliği çökmezdi. Sovyetler Birliği bile çöktüğüne göre, bunlar da elbette giderler!"

Bu yanıtım üzerine arkadan derhal ikinci soru geliyordu elbette:

"Ne zaman?"

Bu soruya verdiğim yanıt da hemen hemen herkes için aynıydı:

"Merak etmeyin, siz görürsünüz!"

* * *

Sohbetler genellikle kısa sürüyordu:

Yürüyüş tempomu bozmamak için benimle konuşmak için yolumu kesenlerden izin isteyip "müsaadenizle, tempomu düşürmeyeyim" diyerek yürüyüşüme devam ediyordum.

Çünkü insanlar çok saygılı görünmelerine karşın, spor için yürüdüğümü bildikleri halde, benimle yürüyerek konuşmak yerine, kimi zaman kolumdan da tutarak, bulundukları yerde beni sabitleyip sohbet etmek istiyorlardı.

Her ne ise, bir yerde otururken uzunca sohbet ettiğimiz veya benimle yürüyerek konuşma sürdürüldüğü zaman üçüncü soru da geliyordu:

"Nasıl? Bunlar serbest seçim yapacaklar mı? Oylarımız çalınmayacak mı?"

Bu soruya da yanıtım, "Yeterince çalışırsanız Demokrasiyi işletirsiniz." oluyordu.

* * *

Bu iktidarın en büyük kozu, insanları eylemsizliğe ve biata sevkeden kadercilik ve toplumun üzerine bir karabasan gibi acımasızca çöken umutsuzluktur!

Sanki ne yaparsanız yapın, toplum bunların baskısından kurtulamayacakmış gibi bir izlenim yaratılıyor!

Yanlış:

İnanmayın buna:

Yetirince DİRENİR ve ÇALIŞIRSANIZ elbette Demokrasi yeniden kurulur...

Yeter ki inanın...

Ve inandığınız kadar çalışın!

  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional