Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

13 Mart 2017

İthal Mağduriyet!

Almanya ile başlayıp, Hollanda ile doruk noktasına erişen ve İsveç gibi Danimarka gibi öteki Avrupa ülkeleriyle devam eden, AKP'nin, 'Yurt dışında Referandum mitingleri' sorunu, gündemin başına oturdu.

Oysa Yüksek Seçim Kurulu'nun açık hükmüne göre yurt dışında propaganda yapmak yasak.

Ama AKP iktidarının, yürürlükteki yasaları hatta Anayasa'yı bile dikkate almaması artık olağanlaşmış bir davranış.

İktidar, Avrupa ülkelerinin, topraklarında Referandum propagandası toplantılarına getirilen sınırlama ve kısıtlamaları, içerde "Milliyetçi tepkiler" yaratmak ve bu tepkileri "Evet" oyuna çevirmek' peşinde, yıllardır uyguladığı "mağduriyet" stratejisini yeniden devreye sokmuş görünüyor.

* * *

Sözcü Gazetesi'nin haberine göre Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Trabzon'da basın mensuplarının sorularını yanıtlarken önce açıkça Hollanda'nın uyguladığı engellemelerin demokrasiye aykırı ve kabul edilemez olduğunu belirtiyor.

Böylece tavrını açıkça, hiç bir istismara izin vermeyecek biçimde belirliyor.

Sonra da, AKP iktidarının Hollanda krizini Refeferandum propagandası olarak kullandığını işaret ederek bu davranışı "ithal mağduriyet" olarak niteliyor...

Sanıyorum "ithal mağduriyet" Avrupa'nın da kullandığı İslamofobi stratejisinin yol açtığı bugünkü durumu en iyi özetleyen teşhis.

* * *

Feyzioğlu şöyle demiş:

"HİÇBİR ŞEKİLDE KABUL EDİLEMEZ

Şu sıralar Avrupa'da yükselen popülizmin en kullanılan malzemesi Türk düşmanlığı ve İslam düşmanlığı. Hollanda'yı da, Almanya'yı da kınıyorum. Bu yapılan son derece çirkin, demokrasiye aykırı ve hiçbir şekilde kabul edilemez. Demokratik bir hakkın, düşünceyi açıklama hakkının kullanımının çifte standardı olmaz. Kendilerine yapmadıkları bir yasaklamayı Türkiye'den gelenlere yapamazlar. Yapmaları aslında ne kadar çifte standarda sahip olduklarının ispatıdır."

Feyzioğlu'nun bu sözlerine aynen katılıyor ve Avrupa'yı suçluyorum.

Ama Feyzioğlu burada durmuyor ve devam ediyor:

"Bu suretle aynı zamanda, ithal samandan sonra ithal mağduriyet de görmüş olduk.

Siyasi iktidarın içeride kimseden mağdur olacak hali yok. Yargı, yasama tamamen ellerinde, OHAL KHK'larıyla Anayasayı artık yok sayarak her türlü düzenlemeyi yapabiliyorlar ve içerde artık 'ben mağdurum' diye söyleyebilecekleri hiçbir şey kalmadı...

...Burada da Hollanda ve Almanya ile çok güzel bir paslaşma var. Türkiye'de mağduriyet alanı kalmamış bir siyasi iktidar, Almanya, Hollanda ve benzerleri tarafından mağdur hale getirilmiş oluyor. İş milli bir davaya dönüştürülüyor."

* * *

Bu durum AKP'nin işine Referandum'da 'Evet' için nasıl yarayacak?

Bunu da Aydın Engin dünkü yazısında şöyle özetlemiş:

"Bir: Avrupa ülkelerindeki Türkiyeli seçmenlerin 'Evet' oylarını artıracak mitingler yapamıyor ama ülke içinde 'Kibirli AB'ye kafa tutan milliyetçi lider Erdoğan' rolü oy getirecektir.

İki: ... Avrupa Birliği'nin demokrasi standartlarını benimsemek ve uygulamak AKP iktidarı için 'kösteklenmesi' gereken bir koşul. Şimdi Erdoğan'gillerin eline 'Bu mu sizin demokrasi dediğiniz? Böyle demokrasi olmaz olsun' dedirtecek bir koz geçti ve Erdoğan'ın bu kozu tepe tepe, evire çevire kullanacağı daha ilk günden belli oldu.

Üç: Rusya ve hele Suudi Arabistan, Katar gibi demokrasiden nasipsiz ülkelerle kurulacak yeni ve sıkı ilişkilerin kamuoyunda yaratacağı tepkileri göğüslemek kolaylaşacak..."

* * *

Peki bu "İthal mağduriyet" stratejisi tutacak mı?

İlk tepkileri Sosyal Medya'dan izlemek olanaklı. Sosyal Medyanın en hızlı ortamı olan Twitter'daki tepkiler, bu stratejinin çok da başarılı olamayacağı biçiminde.

Örneğin CHP milletvekili Zeynep Atıok Akatlı Twitter'den şöyle bir tepki belirtiyor:

zeynep altıok akatlı (@zeynabelle) 12.03.2017 13:55

"Yasaya aykırı propaganda için diplomasiyi yerle bir edip avrupada yükselen ırkçılığa su taşıyarak mağdur olmak! Evet oyları o kadar zorda ki".

Bir başka Twitter kullanıcısı, attığı tvite iliştirdiği fotoğrafı kullanamayacağım için, kendi imlam ile alıntıladığım, şöyle bir mesaj vermiş:

"Taksim'e cami,

Orduya türban, tutmadı.

"Terörist" söylemi itibar görmedi.

"Karargah rahatsız" yemedik!

İç mağduriyet bitti

Medet Avrupa'da!"

Ayrıca konunun bir de İslamofobi yönü var...

Bu konuda da şöyle bir tvit dikkatimi çekti:

GoatTheLazy‏ @GoatTheLazy:

"'al takke ver kulah' oluyor hocam. Hollanda secim icin; Erdogan referandum icin kullaniyor. Ne guzel alis-veris..."

Avrupa'daki İslamofobi'nin, politikacılar tarafından, Türkiye üzerinden güçlendirilerek kullanıldığını, AKP'nin de bu davranışı, Referandum için istismar etmeye çalıştığını, böylece gerilimin her iki taraf açısından da tırmandırılmasının önünün açıldığını söylemek gerçeklere çok aykırı olmaz sanıyorum.

Bir başka Twitter kullanıcısı vatansever01‏ @cabbaryazbahar şöyle demiş:

"EMRE BEY BU SEFER YUTTURAMAZLAR, AYNI SUYLA IKI KERE YIKANILMAZ. NE KADAR GAZ VERSELER DE BU ARABA GITMIYOR."

Aslında "ithalat mağduriyet" stratejisinin artık "kabak tadı verdiğine" ve "bu ekonomik sıkıntılar çerçevesinde" pek de tutmayacağına ilişkin de çok tvit var.

* * *

Bu arada, yine Sosyal Medya'da, Erdoğan'ın Türkiye'de miting yapmak isteyen Denktaş'a nasıl karşı çıktığını, Adalet Bakanı Bozdağ'ın yurt dışı temasları konusunda Kılıçdaroğlu'nu nasıl küçük düşürdüğünü anımsatan pek çok mesaj ve bilgi var.

Ama krizin asıl açıklaması sanıyorum Başbakan Yıldırım'ın ABC internet sitesinde yer alan sözlerinde:

12 Mart 2017 Pazar 18:42

Başbakan Binali Yıldırım Yalova'da başkanlık referandumu mitinginde yurttaşlara seslenerek, "Aman tahriklere kapılmayın. Provokasyona gelmeyin. Yapılan bu insanlık dışı uygulamalara vereceğiniz en güzel cevap evet, evet, evet" dedi.

* * *

Sanıyorum bu durumu en iyi özetleyen ifade "Mağduriyet edebiyatı artık kabak tadı verdi. Bu nedenle mağduriyetin ithal edilmiş olanı da Referandum'da 'Evet' için pek işe yaramayacak" biçiminde olabilir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional