Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

6 Haziran 2016

Yargı Rejimin Bekçisidir!

Her rejimin yargısı o rejimin bekçisidir.

Bu nedenle de her devrim kendi "Devrim Mahkemelerini" kurar.

Fransız Devrimi'nde de böyle olmuştur, Türk Devrimi'nde de böyle olmuştur, Humeyni Devrimi'nde de.

* * *

Engizisyon Mahkemeleri, Ortaçağ Din/Tarım toplumunda Kilise ve Krallık rejiminin koruyucusudur.

Elbette İslam Diktatörlüklerinde de yargı, Şeriat hükümlerinden esinlenen diktatörün emirlerine göre biçimlenir.

Çağdaş Laik/Demokratik Devlet'e dönüşen, Kentsel/Endüstriyel Ulus Devlet'in yargısı da, artık iyice pozitif evrensel hukuka, birey haklarına, insan haklarını ve demokrasiyi devlete ve çoğunluğa karşı da korumaya yönelmiştir.

* * *

Hiç kuşkusuz, Türkiye Cumhuriyeti'nin yargısı da Cumhuriyet'i korumaya yöneliktir.

Bu nedenle savcıların unvanlarının önünde "Cumhuriyet" sözcüğü yer almaktadır.

Savaş ve kuruluş yıllarında Devrim mahkemeleri işlevini yüklenen Türkiye'deki yargı, Cumhuriyet yerine oturdukça, özellikle de Çok Partili Düzene geçildikten ve bu düzen Demokrat Parti tarafından istismar edilip 27 Mayıs'a yol açtıktan ve 1961 Anayasası kabul edildikten sonra, iyice pozitif hukuka yönelmiş, demokrasi ve insan haklarını koruyucu bir nitelik kazanmıştır.

Bu yönelişte, hiç kuşku yoktur ki, Anayasa Mahkemesinin ve Anayasa'daki Kuvvetler Ayrımı ilkesi bağlamınca kabul edilen yargı bağımsızlığının varlığı büyük rol oynamıştır.

AKP trajik 12 Eylül 2010 referandumu ile Anayasa Mahkemesi'nin hem yapısını hem de işleyişini yozlaştırarak, Anayasal denetimi zorlaştırmış ayrıca, siyasal iktidarın adalet mekanizması üzerindeki denetimini sıkılaştırarak yargı bağımsızlığına ciddi bir darbe indirmiştir.

Ne yazık ki artık, toplumda, Anayasa Mahkemesi'nin ve (YSK dahil) Yüksek Yargı'nın laik ve demokratik rejimi koruyucu, pozitif hukuk kurallarına uygun işlevlerine kuşku ile bakılır noktaya gelinmiştir...

Laik ve demokratik rejimimizin altını oyan bu husus, artık gizlenemez olmuş ve bizzat Yüksek Yargı organı mensupları tarafından da dile getirilmiştir.

* * *

Elbette bu yozlaşmada, siyasal iktidarın, yasa koyucunun ve cumhurbaşkanlığı makamının büyük payı vardır:

Bir yandan Anayasa'nın tarafsızlık ilkesi zedelenmekte, öte yandan anayasal yargıya karşı "Tanımıyorum" diyerek açıkça tavır alınmaktadır.

Bürokrasi ve siyasetçiler tarafından yasalarda olmayan yeni suç tanımları yapılmakta, yargı baskı altına alınmakta, görülmekte olan davalar hakkında mahkemelere, en hafif tabiriyle, "telkinlerde" bulunulmaktadır.

Yargının bu durumu, laik ve demokratik rejimin korunmasında ve geliştirilmesinde büyük bir sorun oluşturmaktadır...

Bir an önce düzeltilmesi gerekir!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional