Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

5 Eylül 2016

12 Eylül 1980 Darbesinden Daha Kötü...

15 Temmuz kalkışması bahane edilerek yayınlanan bir Kanun Hükmünde Kararname ile, bir gecede 2300 akademisyen kamu görevinden ihraç edildi.

Aynı kararname ile, 28 bin eğitimci, 2 bin Sağlık Bakanlığı personeli 1500 Diyanet Başkanlığı personeli olmak üzere yaklaşık 50 bin kamu görevlisi işten atıldı.

KHK, bu kişilerin bir daha kamuda görev alamayacağını, pasaportlarına el konulacağı, asker ve polislerin güvenlik şirketlerinde çalışamayacağı belirtiyor.

Ayrıca gerekli görülen hallerde eşlerinin pasaportlarına da el konulabilecek.

(Bu arada hangi gerekçeyle olduğu bilinmeyen bir biçimde, gazeteci-yazar, Cumhuriyet Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'ın eşi Dilek Dündar'ın pasaportunun da iptal edildiğini kayda geçirelim.)

KHK ile işten atılanların iş için başvuracakları özel kuruluşlardan da geri çevrilecekleri tahmin edilebilir.

Özet olarak, yaklaşık 50 bin ailenin yaşam hakkı elinden alınmış durumda.

Kritik görevlerde darbeci şüpheliler varsa, elbet gerçekler aydınlanana kadar görevlerine son verilebilir.

Ancak ihraçlar kritik olmayan görevlerde de çok fazla.

Üstelik sadece "FETÖ"cü olmasından kuşkulanılanların değil, solcuların, muhaliflerin, Atatürkçülerin de görevden alındığına ilişkin iddialar var.

Bu kadar geniş kapsamlı ve bu kadar keyfi bir uygulama 12 Eylül 1980 Askeri Darbe döneminde bile görülmemişti.

* * *

12 Eylül döneminde de, üniversiteler anarşinin nedeni değil, tam tersine kurbanıydılar.

Zaten tek bir hoca bile yargılanıp Komünistlikten veya vatan hainliğinden hüküm giymemişti.

Ama 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu çerçevesinde yüzlerce hoca görevlerinden atılmıştı. (Ben de sakalımın kesilmesi dayatıldığı için bu sırada, bu uygulamaları protesto için istifa etmiştim.)

Görevden alınanlar arasında emekliliğine yalnızca bir kaç ay kalmış, sadece Anayasa Hukuku hocası olduğu için değil, kişilik olarak da karıncaezmez nitelik taşıdığı için, her türlü şiddete ve aşırılığa karşı olan Prof. Bahri Savcı da 1402'lik olmuştu.

Bugün yapılan bu KHK uygulamasına karşı Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi, İletişim Fakültesi ve Eğitim Bilimleri Fakültesi hocaları bir bildiri yayınlayarak karşı çıkmışlar.

BU KONUDA CUMHURİYET GAZETESİNDE 4 EYLÜL 2016 TARİHİNDE YAYINLANAN HABERİ TARİHSEL BİR BELGE OLARAK AŞAĞIYA ALIYORUM:

Ankara Üniversitesi'nde görev yapan akademisyenler, önceki gün çıkarılan KHK ile FETÖ'cü oldukları iddiasıyla çok sayıda solcu, demokrat akademisyenin meslekten atılmalarına tepki gösterdi.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, İletişim Fakültesi ve Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi'ndeki öğretim üyeleri açıklama yaparak "Meslektaşlarının KHK listesine dahil edilmesinin bir hata sonucunda gerçekleştiğini düşündüklerini ve bu yanlışın bir an önce düzeltilmesini talep ettiklerini" duyurdu.

Önceki gün çıkarılan KHK ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mektebi Mülkiye) öğretim elemanları Dr. Onur Can Taştan, Dr. Nail Dertli, Ar. Gör. Ahmet Ozan Değer, Ar. Gör. Celil Kaya ve Ar. Gör. Aysun Gezen, İletişim Fakültesi öğretim elemanları Doç. Dr. Gülseren Adaklı, Ar. Gör. İlkay Kara ve Ar. Gör. Vahdet Mesut Ayan kamu görevinden çıkarılmıştı.

Meslektaşlarının ihracına tepki gösteren akademisyenler ortak bir metinle, her bir fakülte için ayrı bir açıklama yaptı.

Açıklamalarda şöyle denildi: "Meslektaşlarımızın 1 Eylül 2016 tarihinde yayımlanan bir KHK ile kamu görevinden çıkarıldığını şaşkınlık ve üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Bizler hem kurum içi hem kurum dışı pek çok faaliyette ve görevde birlikte yer aldığımız ve kişisel olarak tanıdığımız meslektaşlarımızın FETÖ ya da herhangi bir terör örgütüyle hiçbir ilişkisinin olmadığını biliyoruz. Meslektaşlarımızın bu KHK listesine dahil edilmesinin bir hata sonucunda gerçekleştiğini düşünüyor ve bu yanlışın bir an önce düzeltilmesini talep ediyoruz."

'Darbecileri cesaretlendirir'

İhraç edilen akademisyenlerin üyesi olduğu Mülkiyeliler Birliği Yönetim Kurulu da yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, ihraç listesinin "kimin tarafından hazırlandığının belli olmadığı, hiçbir kritere dayanmadığı ve akademisyenleri cezalandırma amacı taşıdığı" ifade edildi.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: "Kaygımız, bu tür düzenlemelerin, darbecileri geriletmek bir tarafa cesaretlendirmesidir. 157 yıllık geçmişe sahip SBF-Mülkiye ve 70 yıllık bir geçmişe sahip Mülkiyeliler Birliği, Türkiye'nin aydınlanmasına, bilime ve toplumun ve ülkenin gelişmesine önemli katkılarda bulunmuş ve bulunmaya devam etmektedir.

Bu kurumların hiçbir kademesinde darbeci ve terörist yapılanmaların etkili olabilmesi, kendilerine zemin bulabilmesi mümkün değildir. Bizlerin darbecilerle 'ilişkisi' ancak onlarla amansız bir mücadele yürütmek olarak gerçekleşmiştir."

'Bilim itaatsiz olana ihtiyaç duyar '

Birçok akademisyen kamu görevinden el çektirildiğini İzmir'de devam eden Karaburun Bilim Kongresi'nde öğrendi. Akademisyenler bulundukları Karaburun'dan bir bildirge yayımlayarak tepki gösterdi.

1 Eylül Barış Günü gece yarısı Türkiye'de akademiye darbe yapıldığının belirtildiği bildiride:

"Adil bir soruşturma ve yargılama süreci olmadan gerçekleştirilen ve insanların hayatlarını geri dönülmez bir şekilde etkileyen bu uygulamalar, hiç kimse için ve hiçbir koşulda kabul edilemez. Bilimsel ve özgür düşünceye vurulan bu son darbe, sadece güvencesizleştirilen ve işten atılan akademisyenlerin özlük haklarına, araştırmalarına ve öğrencilerine değil, toplumun geleceğine yapılmış bir saldırıdır.

Akademi iktidar odaklarından bağımsız olmalıdır; bilim itaatsiz olana ihtiyaç duyar. Tam da bu yüzden akademiden uzaklaştırılan arkadaşlarımızın bilimsel faaliyetlerinden alıkonmaları mümkün olmayacaktır!

Büyütülen savaşa ve yaygınlaşan hukuksuzluğa karşı yaşayan, yeşerten, yaşatan bilimi ve bilim insanlarını savunmaya ve onlarla dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz!"

* * *

12 Eylül 1980 darbecilerini yargılamakla övünen bu iktidar şimdi o darbecilerin yaptıklarından daha geniş kapsamlı uygulamalara imza atıyor!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 25 Mart 2019

Valid HTML 4.01 Transitional