Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

28 Kasım 2016

AKP'den Demokratik Ses Çıkabilir Mi?

Ben genel olarak insanlığa, yani soyut olarak insana inanırım...

Ayrıca yine genel olarak hiç bir konuda umudumu yitirmem!

Bu iki özelliğim birleşince, elbette, Türkiye'nin demokratikleşmesi konusunda, şu anda ülkeyi yöneten AKP iktidarının gerek yönetici kadrolarından, gerekse seçmen tabanından 'ülkemizdeki demokrasinin bu en karanlık günlerinde' bir çıkış, bir kıpırdanış, bir hareket bekliyorum...

Bekliyorum ve beklediğim çıkışlar da yapılıyor ama, genel olarak Tek Adam Yönetimine teslim olmuş AKP kadroları bu çıkışları derhal boğuyor...

Seçmen kitlesi de, Türkiye'deki katılımcı demokrasi gelişmediği için, zaten genellikle sessiz ve tepkisiz.

Bu açıdan AKP seçmeninde ve yönetici kadrolarında demokrasi için hafif kıpırdanmalar başladıysa bile, bunların yakın gelecekte Türkiye'nin yönetiminde etkili olmasını beklemek benim çok geniş olan iyimserlik sınırlarım içine pek giremiyor.

Bu konuda dün, Orhan Bursalı çok güzel bir saptama yaptı. Onun yazısının ilgili bölümünü aşağıya alıyorum.

* * *

"Hükümet içinde bile kimsenin kendi düşüncesini açıkça ve dürüstçe savunamadığı, dile getiremediği adeta bir 'çağda' yaşıyoruz. Her şey 'Saray'a endeksli.

Son örnek Mehmet Şimşek. Bir Yeni Şafak'ta yazan birisinin AB'nin çöküşe gittiğini belirten yazısına 'AB çökmüyor! Tam aksine büyük bir başarı hikâyesi. Yaklaşık 510 milyon insan huzur ve refah içinde yaşıyor...' biçimindeki twit notu, parti ve Saray trollerinin şiddetli saldırılarına yol açtı. Çünkü şu sırada iktidarın işlediği tema 'AB çöküyor'du. Nasıl olur da hem de bir bakan bu teze karşı fikir ileri sürerdi!

Gerçek 'biz ne söylüyorsak'

Fatih Tezcan adlı kişi istifayı düşünmez misin, asimile mi oldun dedi.

En önemli mesaj AKP Grup Başkan vekili Bülent Turan'ın, '15 yıldır bizi bir arada tutan ve güçlü kılan en önemli şey; söylem bütünlüğü. Buna aykırı her söz, partimize zarar verir, seçmenimizi üzer' mesajıydı!

Yani diyordu ki kardeşim, söylemlerimiz aynıdır ve topluca çağırır bağırırız, yalan da olsa, gerçek olsa da olmasa da…

Yani yalan üzerine kurulan bir iktidarın itirafı... Bunu biliyoruz zaten, çünkü kitabınızda gerçek-doğru diye bir şey yazmaz. Gerçek, siz neyi nasıl söylüyorsanız odur.

Mehmet Şimşek gerçi geri çekilmedi ama sözlerini düzeltmek zorunda kaldı. Anlayacaklarını sanarak.

Bir bakanın bile doğruyu söyleme özgürlüğünün olmadığı ve hemen boğazlandığı bir iktidar yapısı. Totaliter yapının bizzat ifşası.

Sadece Şimşek mi?

Krizin ağır itirafı

Başbakan Yıldırım da 'ortak söylem'den arada sırada kaçacak gibi oluyor. Mesela geçenlerde kendisinden sonra ekonomi konusunda söz söyleyecek kişinin Mehmet Şimşek olduğunu söyledi! Troller henüz ona saldırmaya cesaret edemediler. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'ye ne demeli: 'OHAL'in uzatılmasını istemiyorum kardeşim..'

Ayrıca Yıldırım, ekonomideki zorluklar üzerine sorulara da 'Ayakta kalmanın yoluna bakacağız, tedbirini alıyoruz' yanıtını veriyordu.

Türkiye'de iktidar dışarıdan (ve AB'den) akan trilyonlarla durumu idare etti. Bundan nasiplenen, zenginleşen iktidar ve etekleri altındaki zevat, AB'nin çöktüğünden dem vuruyor! Vay bee! O zaman ilk başta sizler bayır aşağı yuvarlanıp gittiniz demektir! Ne mal satabilirsiniz ne de trilyon bekleyebilirsiniz!

İkili iktidar yapısı

Saray bir kenara. Hükümet içinde reel olmak zorunda olan kesimler var. Ekonomi yönetimi başta geliyor. Durumu net görüyorlar. Kriz burunlarının dibinde. Bence Binali Yıldırım da bunlardan biri.

OHAL'in, bırakın hak, hukuk özgürlükleri, yasa ve anayasaya aykırılıkları, keyfi yönetimi ve diktatoryal 'oh ne âlâ, ne güzel böyle yönetim...' anlayışının iktidara bütünüyle verdiği büyük zararı… özellikle bu iktidarı orada tutan ekonomi üzerindeki dağıtıcı etkisi, Nihat Zeybekci - Mehmet Şimşek gibi durumu net görenleri telaşlandırıyor.

Ama hükümet içinde adeta yalan üzerine yemin etmiş, her durumda Saray söylemine biat etmişler var. Adalet Bakanı da bunlardan biri. Dünya yıkılsa söylenenden aykırı bir şey yapmaz."

* * *

Bursalı'nın bu saptamalardan sonra iyimser olması pek olanaklı değil elbette...

Ama ben, AKP tabanının herkes gibi, müreffeh ve özgür bir yaşam istediğin düşünüyor ve kendisini bu hedeflerden uzaklaştıran bir iktidara, (ne denli inanırsa inansın) uzun dönemde desteğini sürdüreceğine inanmıyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional