Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

25 Ocak 2016

23 Yıl Sonra Uğur Mumcu'yu Anarken...

Sevgili kardeşim Uğur Mumcu öldürüldüğünde ben Kültür Bakanlığı Müsteşarı'ydım.

Dönem, DYP-SHP koalisyonu ile 1982 Anayasası'nı yumuşatarak Türkiye'yi askeri baskının boyunduruğundan çıkarıp demokrasiyi geliştirmeye yönelik bir dönemdi.

Erdal İnönü Başbakan Yardımcısı, Süleyman Demirel Başbakandı.

Ben de Erdal Bey'in önerisiyle müsteşar olmuştum.

Bir Pazar günü özel kalem müdürümün telefonuyla öğrendim cinayeti...

Ve o andaki Türkiye ile ondan sonraki Türkiye'nin artık eski Türkiye olmadığını olamayacağını düşündüm...

Bugün bu satırları yazarken ne kadar haklı olduğumu görüyorum.

Bahriye Üçok cinayetinden o güne üç yıl geçmişti ve cinayetler hız kesmiş görünüyordu...

Ama ne yazık ki, Türkiye'yi kendi sağ ideolojilerine göre biçimlendirmek isteyen güçler acımasız eylemlerini sürdürüyorlardı.

Sonuç, bugün yaşadığımız siyasal karabasandır.

* * *

Cinayetten 7 yıl sonra, 2000 yılında, artık çoktan Müsteşarlıktan ayrılmış, Cumhuriyet'te yazarlığa başlamıştım.

Bir gün uçakta dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'la yan yana Ankara'ya yolculuk yaptık.

Sadettin Tantan'ı bana yıllar önce, Emniyet Müdürü olduğu zamanlarda, Güreş Federasyonu'ndan tanıştığı, sevgili Oktay Kurtböke tanıştırmıştı: Namazında niyazında ama laik, demokrat ve çok dürüst bir milliyetçi olarak.

Uçakta Tantan bana Uğur Mumcu'nun katilini yakaladıklarını ve çok yakında açıklayacaklarını söyledi.

Çok heyecanlandım, bu büyük başarıyı hemen gazeteye haber vermek istedim ama kendisi açıklayana kadar gizli kalmasını rica ettiği için ben de sustum.

Nitekim çok kısa bir zaman sonra, Ecevit, Tantan'la birlikte olayı kamuoyuna açıkladı.

Cumhuriyet'te, bütün olay boyunca ve sonrasında asaletini hiç bozmayan Uğur'un değerli eşi Güldal Mumcu'nun söylediklerini okurken yine o eski günlere döndüm ve çok çok üzüldüm.

Önce olayın arka planı ile ilgili olarak Cumhuriyet'te dün yayınlanan makalemi alıntılamak istiyorum ki, Güldal'ın sözlerinin anlamı daha iyi ortaya çıksın.

* * *

24 Ocak 2016 Cumhuriyet.

AYDINLANMA
EMRE KONGAR
UĞUR MUMCU'YU ANARKEN

Sevgili Uğur Mumcu 23 yıl önce bugün katledilmişti.

Bombacılar yakalandı...

Bombacıların arkasındaki yerli ve yabancı karanlık güçler yeterince aydınlatılamadı:

Türkiye'yi bugünkü din aromalı diktatörlük sürecine taşıyan süreç yeterince tartışılamadı.

* * *

Uğur Mumcu, tek başına önemli bir hedefti katiller için...

Ama bu cinayet Türkiye'yi dönüştürmek çabasında olan çok daha büyük bir planın da bir parçasıydı aynı zamanda.

* * *

Tarihimizle Yüzleşmek adlı kitabımda, Türkiye'yi dönüştürmek için tezgâhlanan aydın cinayetlerinin hem kronolojisini hem de anatomisini irdelemiştim.

1970'lerde ortaya çıkan ve Doğan Öz, Bedrettin Cömert, Abdi İpekçi, Cavit Orhan Tütengil gibi aydınların katledildiği ilk dalga cinayetler, Türkiye'yi 1980 askeri darbesine taşıyan bir katliamın parçalarıydı.

Bu cinayetlerin asıl amacı, özgürlükçü 1961 Anayasası'nı bütünüyle yürürlükten kaldırıp, ülkeyi sağ yönetimlerin merhametine bırakan baskıcı bir yönetim kurmaktı.

Nitekim katiller, 1980 askeri darbesi ve 1982 Anayasası ile amaçlarına ulaştılar.

* * *

Uğur Mumcu'nun adice katledilişinin de içinde yer aldığı ikinci dalga cinayetler, 1982 Anayasası'na rağmen yeniden demokratikleşme yolunda mesafe kaydetmeye başlayan Türkiye'yi, dinci-milliyetçi bir sağ yapıda tutmak için uygulamaya kondu.

Bu katliam, rejim ihraç etmeye çalışan İran ile, ülkedeki rejimi faşistçe denetlemek isteyen güçlerin işbirliğiyle uygulamaya kondu.

Anımsayalım:

Muammer Aksoy 31 Ocak 1990
Çetin Emeç 7 Mart 1990
Turan Dursun 4 Eylül 1990
Bahriye Üçok 6 Ekim 1990
Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
Ali Günday 25 Temmuz 1995
Ahmet Taner Kışlalı 21 Ekim 1999
Necip Hablemitoğlu 18 Aralık 2002

* * *

Türkiye bugünlerdeki karanlık ortama kolay gelmedi...

Doğudan ve Batı'dan, Türkiye üzerinde oyun oynamak isteyen dış güçlerin de verdiği destekle, zorla, cinayetlerle ve 12 Mart, 12 Eylül askeri darbeleriyle getirildi.

* * *

Elbette Uğur Mumcu cinayeti, sadece bir büyük komplonun önemli bir parçası değildi...

Çünkü Uğur, başlı başına bir kurum, başlı başına bir Atatürkçülük, demokratiklik, laiklik, özgürlük ve dürüstlük abidesiydi...

Araştırmacı gazeteciliği ile toplumdaki bütün yozlaşma ve yolsuzlukların üzerine gidiyor, tek başına, siyaset-tarikat-ticaret şeytan üçgeniyle etkin bir biçimde mücadele ediyordu.

Onun katledilmesi, Türkiye'nin özgürlük ve demokrasi mücadelesine büyük bir darbe olacaktı.

* * *

Bugün Türkiye, Hrant Dink ve Tahir Elçi'nin katledilmesiyle başlayan üçüncü bir cinayet dalgasını yaşıyor.

Uğur Mumcu'nun demokrasi ve özgürlük mücadelesini sürdürmek ise yine tehdit altındaki aydınlara düşüyor:

Hem yukardan iktidardan, hem aşağıdan mahalleden baskı altında ezilen aydınlara...

Ve Can Dündar ile Erdem Gül, hâlâ Silivri zindanlarında çile dolduruyor!

* * *

Şimdi de Güldal Mumcu'nun eşinin ölüm yıldönümünde söyledikleriyle ilgili habere bakalım:

Bir keskin kalem, bir kırık gözlük... Yarınlara hatıran olsun

Eskişehir'de CHP'li Odunpazarı Belediyesi tarafından yaptırılan, gazetemizin ölümsüz yazarı Uğur Mumcu'nun 24 Ocak 1993 tarihinde evinin önünde uğradığı bombalı saldırıda yaşamını yitirdiği, enkaza dönüşen 06 YR 245 plakalı otomobilinin de sergilendiği Uğur Mumcu Parkı düzenlenen törenle açıldı.

'23 yıldır Uğur yok, adalet yok'

Uğur Mumcu katledildiği yerde anıldı

Büyükdere Mahallesi Buse Sokak'taki 'Uğur Mumcu Parkı'nın açılışına Büyükşehir Belediyesi Başykanı CHP'li Yılmaz Büyükerşen, CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, CHP Eskişehir Milletvekili cemal Okan Yüksel, Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu, Odunpazarı Belediye Başkanı CHP'li Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı CHP'li Ahmet Ataç ile çok sayıda kişi katıldı.

CHP Grup başkan Vekili Levent Gök törende yaptığı konuşmada, "Bundan tam 23 yıl önce Uğur Mumcu'nun sevgili eşinin ve çocuklarının yüreğinde derin acılar bırakan bir bomba, aslında bugünde görüyoruz ki sadece Uğur Mumcu'nun sevgili ailesini değil, tüm Türkiye'de, hepimizde derin acılar bıraktı ve bırakmaya devam ediyor. O gün patlayan bomba sadece Uğur Mumcu'nun şahsına değil Türkiye demokrasisine bir suikasttı. Bu suikastın üzerinden tam 23 yıl geçti bu olay aydınlatılamadı" dedi.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen de "23 yıl önce, yine böyle soğuk bir günde, evinin önünde arabasına bindiği anda Uğur Mumcu'yu alçakça, haince bir suikastla bizden koparmışlardı. Odunpazarı, Tepebaşı ve Büyükşehir belediyelerinin katkılarıyla meydana getirdiği bu parktaki anıt dünyada eşi olmayan bir anıt. İşlenen bir cinayetin ve Uğur Mumcu'ya yapılan haince, alçakça saldırının insanın insana yapabileceği kötülüklerin ne kadar sonsuz olduğunu somut bir şekilde ortaya koyan bir anıt" diye konuştu.

'ÖLDÜRENLERİN KİM OLDUĞUNA DAİR TAM NET BİR SONUCA ULAŞAMADIK'

Güldal Mumcu da konuşmasında, Uğur Mumcu anısına yapılan parktan dolayı emeği geçenlere teşekkür etti. Aradan 23 yıl geçmesine rağmen Uğur Mumcu'yu öldürenlerin kim olduğuna dair net bir sonuca ulaşamadıklarını ifade eden Güldal Mumcu şöyle dedi:

"23 sene önce bugün 23 Ocak'ta gene aynı gün Cumartesi günü Uğur'un arabası evinin önünde park halinde dururken bilemiyoruz hangi saat, hangi zaman arabasına yerleştirilen bomba 24 Ocak günü, yani yarın gene karlı bir günde, bugün olduğu gibi infilak etti ve Uğur Mumcu'yu aramızdan aldı. O günden bugüne 23 yıl geçti, 23 yıl boyunca hukuki mücadele yaptık.

Olayların aydınlanması ve açığa çıkması için yılmadan uğraştık. Bir dava açıldı. O davanın sonucunda bazı katiller yakalandı. Fakat Uğur Mumcu'yu öldürenlerin kim olduğuna dair tam net bir sonuca ulaşamadık. Yakalananlar arasında ve zanlı olarak bilinenlerden bir tanesi yakalanmadı. Bombayı koyan olduğunu söylediler, kod adı Cihan'dı, adı Oğuz Demir'di ve hala firarda ya da akıbetini bilmiyoruz. O ortada yok ve onun için bizim davamız hala açıkta. Nedenini bilmiyoruz. Kimin öldürdüğünü bilmiyoruz. Bunu açıklamak için uğraş vermemize rağmen net bir sonuca da ulaşmış değiliz. Uğur Mumcu bir gazeteciydi biliyorsunuz.

Bir gazeteci sadece ve sadece halkın bilgilenme hakkı için gerçekleri halka duyuran bir insandır. Uğur da yılmadan öğrendiklerini halkın bilgilenme hakkı gereği yılmadan yazdı. Tabi bu yazdıkları herkesi rahatsız etti. Bu gün yaşadıklarımızın başımıza geleceğini ve neler yaşayacağımızı hepsini bir bir anlattı. O bir kahin değildi, müneccim hele hiç.

Ama gerçekleri araştırdığı için bugün olacaklara, ışık tutan bilgilere ulaşmıştı. Bütün bunları paylaştı. Bunları paylaştığı içinde öldürüldü. Onu öldüren zihniyetle bugün gazetecileri hapiste tutan zihniyet aynı zihniyettir. Onun davasını açığa çıkartmayan onunla ilgili hukuk sürecinde yaşanan birçok aksaklıklarda, adaletsizliğin ortaya sergilendiği anlayışla, 23 yıldır bu anlayışla mücadele ediyoruz. Bu anlayışla bugün sergilenen hukuksuzluk aynı anlayıştır.

Ne yazık ki 23 yıldır Uğursuz yıllar yaşıyoruz. Onun öldürüldüğü günden bu güne saysam, saymayı istemiyorum, yüreğinizi ve zihninizi daha fazla örselemek ve acıtmak istemiyorum, o kadar çok vatandaşımız, insanımız, annemiz, babamız kardeşimiz öldü ki yüreğimiz kan ağlıyor. O uğursuz yıllardan bugüne 23 yıl geçti ama onun sözleri ile 'Bunca dökülen kan ve gözyaşından geleceğe özgürlük ve barış çiçekleri ulaşsın istiyoruz' diyordu. Ben bu temennimi söylüyorum."

BEYAZ GÜVERCİN OTOMOBİLİN ÖNÜNDEN AYRILMADI

Yapılan konuşmaların ardından ilk olarak seramikten yapılan Uğur Mumcu Parkı anıt duvarın, ardında da Uğur Mumcu'nun hayatını kaybettiği bombalı saldırıda enkaza dönüşen otomobilin bulunduğu kaidenin açılışı yapıldı. Güldal Mumcu ve yanındakiler açılış kurdelesini kestikten sonra kaideye kırmızı karanfil bıraktı, beyaz güvercinler uçurdu. Bir güvercin uçmayarak uzun süre otomobilin önünde durdu. Güldal Mumcu, parkta açılan Uğur Mumcu fotoğraf sergisini de gezdi.

KILIÇDAROĞLU'NDAN ANMA MESAJI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 24 Ocak 1993 tarihinde düzenlenen bir bombalı saldırı sonucu hayatını kaybeden gazeteci ve yazar Uğur Mumcu'nun anısına bir mesaj yayımladı.

Kılıçdaroğlu, "Uğur Mumcu'yu katledenler şunu çok iyi bilsinler; bağımsız, çağdaş, laik ve demokrat bir Türkiye düşüncesini paylaşan milyonlarca insan, Uğur Mumcu'ların aydınlattığı yolda yürümeye, mücadele etmeye devam edecektir.

Sizlerin bombaları, baskıları ve silahları, Cumhuriyetimiz'in aydınlık yüzü olan düşünceleri yok edemeyecektir. Öldürseniz de hapse atsanız da doğruları karartmaya gücünüz yetmeyecek, hiçbir yalan sonsuza kadar saklı kalmayacaktır" dedi.

* * *

Sevgili okurlarım görüldüğü gibi, gerek sevgili Güldal Mumcu, gerekse politikacılar da, Uğur Mumcu cinayeti ile günümüz Türkiyesi arasındaki doğrudan ilişkiyi vurgulamışlardır.

Elbette Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ile Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt'un Uğur'un otomobilini bir anıta dönüştüren çabalarını alkışlamak gerek!

Yazıyı bitirirken, bu dosyanın henüz kapanmadığını da vurgulamak isterim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional