Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

15 Şubat 2016

Murat Somer'in Kitabı Üzerinden Yazdığım "Kürt Sorunu" Yazılarına Elektronik Posta İle Gelen Yorumlar.

6 Yazı olarak Murat Somer'in "Milada Dönüş" kitabı üzerinden yazdığım yazılara elektronik posta ile bir takım yorumlar geldi.

Okurlarımla paylaşmak için içlerinden belli başlı olanları seçtim...

Tahmin edeceğiniz nedenlerle yazanların kimliklerini gizli tutuyorum.

* * *

Birinci mektup:

Değerli Hocam,
Uzun zamandır Murat Somer'in kitabı ile ilgili yazılarınızı okuyorum ve de çok önemsiyorum.
Umarım, bu kitabı ve sizin değerli destek ifade eden yazılarınızı sözde akademik kariyere sahip ancak zihniyet olarak çok gerilerde olan Başbakanımız da okurlar ve bilgilenirler. Benim gibi sizi sürekli okuyan ve bilgilenen okurların da Murat Somer'in bu kitabını edinirler.
Ben, kitabı okurken sizin de yazdığınız bu ek yazıları değerlendirme fırsatı bulacağım için memnunum.
Saygı ve sevgilerimle,
M. K.

* * *

İkinci mektup:

Emre bey, Ulus-Devlet, Devlet-Ulus...
Bu tur bir ayırım yapmadan, Kurt sorunu (Benim için de Türk sorunu var ) çözülebilir ve bunu gerek siz, gerekse yazar belirtiyorsunuz. O da " Gerçek anlamda Demokrasi, tam Demokrasi..
Bence adına Ulus-Devlet deyin, Devlet-Ulus deyin fark etmez, yeter ki gerçek anlamda demokrasi olsun. Aksi halde kavga Devlet-Ulus içinde yine olur. Zaten Türkiye Cumhuriyetini kuranlar da Ulus-Devlet diye hareket etmediler, onlar ne mutlu Türküm diyene derken de Türk kelimesini bir ırkçı söylem olarak değil, o günün koşulları altında birleştirici bir bağ olarak gördüler.
Sonradan bu söylem amacı dışında ve kasten çarpıtılarak ifade edildi. Bu kelime, amaçlar için bir bahane olarak kullanıldı. Su andaki iktidar yanlıları da bir zamanlar, siz ne mutlu Türküm diyene derseniz, başkaları da ne mutlu Kürdüm diyene der diyerek, kendi amaçları için kasıtlı olarak kullandılar.
Bakin ben 28 yıldır Avustralya'da yaşıyorum, Türkiye'de doğdum ve 38 senedir de orada yaşadım, devlet hizmetinde ve özel sektörde mühendis olarak çalıştım.
Neden bunu yazıyorum derseniz, tecrübelerimden diyorum.
Avustralya'da tam anlamında demokrasi var. Kanunlar bir İngiliz asıllıya nasıl uygulanıyorsa bana ve diğer etnik guruplara da ayni uygulanıyor. Bir politikacıya nasıl uygulanıyorsa, sokaktaki insana da ayni uygulanıyor.
Uzatmayayım, burada Ulus-Devlet veya Devlet-ulus diye bir tarışma olmuyor, çünkü gerekmiyor.
Bence isim veya kavram tartışmaları değil de tüm çabalarımız tam Demokrasi üzerine yoğunlaşmalı.
Zaten bu kavramlar veya isimler de birer önerme niteliğindeki fikir yürütmelerinden öteye gidemiyor. Son 30 senede bu konuda o kadar fikir ileri sürüldü ki hepsi kitaplarda ve kağıtlarda kaldı. Aslına bakarsanız bu kavramlar halka da anlatılamıyor, anlatılsa da halk arasında pek ilgi görmüyor. O nedenle tam Demokrasi demek ve bu konuda çaba sarf etmek sanırım ki daha etkili olacak.
Saygı ve sevgilerimle,
A. E.
Sydney

* * *

Üçüncü mektup:

Emre bey,
Bu topraklarda 1000 yıldır oturan bu insanlar bir ulus olmuş vaziyette, 200-300 yıllık yapma devletlerle bir tutulamaz.
Kanada, Avusturalya, ABD vs. Bu oluşumu geri çevirip yeniden bir uluslar birliği inşa etmeye çalışmak abesle iştigaldir. Bu konuda İlber Ortaylı'nın kitabını tavsiye ederim...
Mevcut durum Öcalan'ın yıllar süren kışkırtmasıyla ve devletin problemi çözecek davranışları gösterememesiyle ortaya çıkan yapay bir ayrışma isteğidir. Bu bir hesaplaşmaya getirmiştir. Hesaplaşmayla çözülecektir.
Yanlış yönlendirmelere yol açmanızdan endişe ediyorum. Ortamın karmaşasından Kürtler de bir parsa kapmanın peşinde. Tayming olarak uygun olduğunu düşünüyorlar herhalde.
Bugün onları kullanan ABD ve Rusya'nın yarın ne yapacaklarını menfaatleri belirleyecektir.
Hiçbir aklı başında Türk vatandaşının Diyarbakır veya veya Urfa'nın bir Kürt eyaleti olacağını içine sindirmesi mümkün değildir. Sonunda böyle bir amaca dönük olacağı ayan beyan bellidir. Bu itibarla yanlış yönlendirmeler Türk pozisyonunu zayıflatır.
Bir hesaplaşma ister Meclis'te ister sahada olacaktır. Azınlık bir Kürt grubu bunu sahada yapmak istiyor..
Olan budur.
Bakmayın AKP hükümetinin yanlış davranışlarına, ana doğruları kaçırmayalım.
Dolayısıyla Murat Somer in kitabına bu kadar referans vermenizi anlayamıyorum.
Saygılarımla.
B. S.

* * *

Görüldüğü gibi, değerli okurlarımın Kürt sorunu karşısındaki düşünceleri çok farklı.

Ben bu konudaki tavrımı defalarca çok net olarak belirledim...

Bir kez daha yineleyeyim:

Sorun mutlaka ve mutlaka müzakereyle ve demokrasi bağlamında çözülecektir.

Bu müzakereler, şeffaf olarak Meclis'te yapılmalıdır.

Müzakereler, ancak ve ancak ülkede tam demokrasi kurulabildiği zaman sonuç verebilir. Tam demokrasi olmadan Kürt sorunu çözülmüş görünse bile çözülemez.

Sonucun ne olacağını ise şimdiden kestirmek olanaklı değildir.

Merak edenler, benim Cumhuriyet'teki "En iyi senaryo" ve "En kötü senaryo" modellerimi okuyabilirler.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional