Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

11 Nisan 2016

Ensar Vakfı ve Taciz olayı, Her Şeyden önce bir Hukuk ve Adalet Sorunudur.

Kadın, erkek, yetişkin, yaşlı, çocuk, bebek, kim olursa olsun, bir insanın bedeninin bir başkası tarafından taciz edilmesi, tecavüze uğraması kabul edilemez.

Hiç kuşkusuz böyle bir taciz ya da tecavüz olayı, her şeyden önce bir ahlâk sorunu olarak görülür...

Ahlâk ise, bir toplumun gelenek ve göreneklerinden ve elbette bunların önemli bir parçasını oluşturan dinden gelir.

Bu çerçevede, bir çocuk tacizi olayının, din eğitimi veren bir vakıf bünyesinde meydana gelmiş olması, konuyu çok daha ciddi boyutlara taşımakta; olayın din, ahlâk, eğitim ve vakıflar olarak çeşitli bağlamlarda değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Tacizlerin ve tecavüzlerin en iğrenci çocuk ve bebek tacizi ve tecavüzüdür.

Genel olarak lanetlenmekle birlikte, ne yazık ki çeşitli alt kültürlerde, çocuk tacizi ve tecavüzü kabul edilebilir olarak görülen bir davranış olarak ortaya çıkmaktadır.

Burada, olayın tarihsel, toplumsal, kültürel ve geleneksel kökleri olan bu alt kültür yönünü bir kenara bırakarak, konuya doğrudan doğruya hukuk ve adalet açısından eğilmek istiyorum.

* * *

Her toplumun ahlâkı, özellikle dinden kaynaklanan gelenek ve göreneklerden oluşur ve hukuk tarafından da korunur.

Bizim yasalarımızda da genel ahlâkın korunmasına ilişkin hükümler vardır.

Ensar olayının eğitim veren bir vakıfta meydana gelmiş olması, konuyu sadece genel ahlâk açısından değil, eğitim ve vakıflar hukuku açısından da hukuk ve adalet alanının içine taşımaktadır.

Bu konuda hemen akla gelen sorular şunlardır:

Bu vakfın, çocukları eğitim yetkisi var mıdır?

Bu vakfın, çocukları yatılı barındırma yetkisi var mıdır?

Bu vakıf çocuklara nasıl bir eğitim vermektedir?

Bu vakfın barınma olanakları nedir?

Bu vakfın yönetimi kimlerin elindedir; bu yöneticilerin nitelikleri nedir?

Bu vakıftaki yöneticiler veya görevliler tarafından daha önce böyle olaylara sebebiyet verilmiş midir?

Bütün bu soruların yanıtları, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından verilebilmekte midir?

* * *

Ve nihayet, bu yazıyı yazmakta esas amacımı vurgulayan soru:

Cumhuriyet savcıları, bir ucu çocuk tacizine dayanan, öbür uçları, eğitime, vakıflara ve ahlâk anlayışına kadar giden bu olay karşısında kendilerine düşen görevleri hakkıyla yerine getirmiş veya getirmekte midirler?

* * *

Son olarak olayın, hukuku da etkileyecek olan bir başka yönüne, siyasal yönüne ilişkin bir soruyla yazıyı bitirmek istiyorum:

AKP iktidarının, taciz edilen çocuklardan yana tavır alacağına, taciz olayının yaşandığı vakfı korumaktan yana tutum takınmasının altında yatan nedenler nelerdir?

AKP iktidarı ile Ensar Vakfı arasındaki ilişkiler, hukukun işlemesini ve adaletin yerine getirilmesini engelleyecek kadar güçlü müdür?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional