Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

2 Şubat 2015

Erdoğan'ın Kafasındaki Başkanlık

Erdoğan, TRT'deki programda, kafasındaki başkanlık sistemini açıkça anlattı.

Aşağıdaki özet, TRT haber sitesine 29 Ocak 2015 Perşembe günü saat 21:42 de girilen haberden alınmıştır:

"Çok başlılık ayaklarımıza pranga vuruyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kapıları ilk kez TRT'ye açılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda "Başkanlık Sistemi" ile ilgili soruyu, örnekler vererek cevapladı.

'BAŞKANLIK SİSTEMİ

Bunun üzerinde spekülasyonlar yapılıyor. Belediye başkanı olduğumda da Başbakan olduğumda da spekülasyonlar yapılıyordu. Birçok alışkanlıkları değiştirmeye reforme etmeye çalışırsanız spekülasyon yaparlar. Bizden önceki dönemlerde birçok cumhurbaşkanı başbakan bunu dile getirdi. Turgut Bey gündeme getirmişti. En ideal sistemlerden biri olduğunu söylemişti. Sayın Demirel de bunu söyledi. G20 içinde en gelişmiş ülkeler vardır. 10 tanesi başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Böyle bir yapı içinde gerçeği görelim. Çok daha seri, daha kolay nasıl muasır medeniyetler seviyesi üzerine çıkarız, bunu düşünmemiz lazım. Çok başlılık ayaklarımıza pranga vurmuş gibi süreci zorlaştırıyor. Parlamenter sistem tamamen yok farz edilmiyor ki. Amerika'da mesela Temsilciler Meclisi ve Senato var. Türkiye illa onu yapacak değil. Parlamento ve milletvekilleri olarak bunu alır ve süreci işletir. Tabii ki denetim esaslı olacak. Parlamento denetleyecek. Meclisin vermediği izni siz kullanamazsınız. Belirlenmiş bir yetki alanı var. Parlamentonun vereceği yetkileri kullanma hakkı olacaktır.

Denetimsiz bir anlayışın olması sıkıntı doğurur. Ancak ben özellik yaşayan birisi olarak söylüyorum. Teori noktasında insanlar ortaya koyabilir ama yaşamak başkadır. Nasrettin Hoca meselesi var ya, damdan düşüyor. Hoca 'bana doktor değil, damdan düşen birini getirin' diyor. Ben damdan düşmüş birisiyim, bu işleri biliyorum. İstanbul BB'de başarımız ortada. 12 yıllık başbakanlığımız döneminde yaptıklarımız da ortada. Biz de başkanlık sistemi olsaydı geldiğimiz noktanın çok ilerisinde olurduk. Önümüz çok tıkandı, bunları aşana kadar çok mücadele verdik. Abdullah Bey ile benim aramdaki süreç farklı, benimle Ahmet Bey arasındaki süreç farklı. Bunun tersinin olduğunu düşünün. Engeller geliyor. Üçlü kararnamede istediğiniz insanı atamakta zorlanıyorsunuz. Başkanlık sisteminde benimle gelen benimle gider. Çalışacağımı ben seçerim. Yargı engelliyor mesela. Yargı bunu engellediği zaman yerindelik nerede olacak. Halk sorumlu olarak siyasiyi tutuyor. Yargıyı tutuyor mu? Hayır. Yargı kolaylıkla 11 kere alırım 12. kez tekrar yerlerine atarım diyor. Yargı ile sürtüşüyorsunuz. Böyle şehirler, kurumlar yönetilmez ki. Parlamenter sistemin bana göre eksikleridir, yanlışlarıdır. Bunların düzeltilmesi lazım. Başkanlık sisteminde ben bunların aşılacağına inanıyorum.

İngiltere bile yarı başkanlıktır. Hakim olan unsur Kraliçedir. Amerika'da padişahlık sistemi mi var, Brezilya, Güney Kore, Meksika olunca padişahlık olmuyor ama neden Türkiye'de oluyor. Onlara soru ile cevap vermek lazım. Dert başka. Hızlı gidince ne olacak? (İngiliz gazetecilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'hızlanmamız lazım' sözünü atıfla 'hızlanıp ne yapacak, ne acelesi var' sözleri) Ne demek? Bizim hız yapmamız lazım. Biz 12 seneyi bu kadar zor şartlarda yürüttüysek gördüğümüz bazı şeyler var. Halkımızın yaşam standardını yüksek seviyeye çıkartalım. Muhalefetin kalkınma diye bir derdi yok. Biz ne dediysek bunlar aksini söylemiştir. Bir iş yapacaksın. Eğitim, sağlık, adalet, enerji... Hepsinde tersini söylüyorlar. Siyasi iradeyi güçlü kılmamız lazım. Milli irade eğer size bu yetkiyi veriyorsa milli iradenin verdiği yetkiyi en ideal şekilde kullanmamız lazım. Ben kullanamıyor. 4 sene sonra ben nasıl cumhura hesap veririm. Bunların hakkını vermek gerekiyor. 2002 Türkiyesi değiliz. Gündemi belirlenen değil, belirleyen Türkiye'deyiz. Ben cumhurun beklentilerini çok iyi biliyorum.

- Başkanın belirli bir yere kadar yetkisi var. Başbakan, başkan birinci yardımcısı olarak görev alıyor. Sistemin omurgaları vardır. Olması gerekenler varsa onlarla beraber yola devamdır. Dünyayı yeniden keşfetmiyoruz. Başarı olan yerler masaya yatırılarak en ideal olan neresiyle bu işi reforme etmenin isabetli olacağı kanaatindeyim."

* * *

Bu açıklamalara karşı, Hürriyet'te Mehmet Yılmaz 31 Ocak 2015'te şunları yazdı:

"Erdoğan'ın bilmediği ya da bilip de söylemedikleri

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, önceki akşam TRT'ye çıktı ve kendisine sorulmasını istediği soruları yanıtladı!

Cumhurbaşkanı'nın iki önemli gündem maddesi var. Birisi başkanlık sistemine geçmek, diğeri Fethullah Gülen'i Amerika'dan attırmak.

Başkanlık sisteminin faziletlerini anlatırken savunduğu ise bu sistemle ekonominin şahlanacağı!

Şöyle konuştu: 'G-20 ülkeleri içerisinde, 10 tanesi başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Böyle bir yapı içerisinde bir gerçeği görmemiz lazım. Çok daha seri, çok daha kolay muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarız.'

Tabii parlamenter sistemi savunacak olsaydı, bunun tersini de söyleyebilirdi: 'G-20 üyelerinin 10'u parlamenter sistemle yönetiliyor' diye!

Neyse zaten, alttan topla, üstten çıkar ikisi de 10'u bulamıyor, o ayrı mesele!

'Uslu gazeteciler' fazla kurcalamadı tabii ama ben biraz üzerinde durayım.

G-20'de 19 devlet var!

G-20 üyelerinden biri Avrupa Birliği.

Bu birliğe üye 28 ülke var. Bunlardan Kıbrıs'ın Rum kesimi başkanlık sistemiyle, Fransa yarı başkanlık sistemiyle yönetiliyor, diğerleri parlamenter demokrasi.

G-20 üyesi 19 ülkeden parlamenter sistemle yönetilen ülkeler şunlar: Avustralya, Kanada, Almanya, Hindistan, İtalya, Japonya, Birleşik Krallık, Türkiye. Etti mi 8!

G-20 üyeleri Fransa ve Rusya yarı başkanlık sistemiyle yönetiliyor.

Başkanlık sistemiyle yönetilen G-20 üyeleri şunlar: Arjantin, Brezilya, Meksika, Güney Kore, ABD, Endonezya, Güney Afrika. Yedi ülke yani, on değil.

Geri kalan iki ülkeden Suudi Arabistan bir krallıktır.

Çin Halk Cumhuriyeti ise genel olarak bildiğimiz sistemlere uymayan, kendine özgü bir sistem ile yönetilir.

Gördüğünüz gibi parlamenter sistemle yönetilip de G-20 üyesi olan ülkeler, Türkiye hariç, gerçekten demokratik ve gerçekten ileri ekonomilerdir.

Başkanlık ve federalizm

Buna karşılık yarı başkanlık sistemi ile yönetilen ülkeler arasında Rusya gibi demokrasiden uzak ülkeler de vardır. Zaten devletin adı da Rusya Federasyonu'dur, federal bir cumhuriyettir.

Güney Afrika, üç ayrı devletten oluşur, üç ayrı başkenti vardır.

Güney Kore, bir başkan tarafından yönetilir, sıkı bir güçler ayrılığı vardır. Ve yarı özerk 'yerel hükümetler'in kendilerine ait yasama ve yürütme organları vardır.

ABD, federal bir devlettir, eyaletlerin kendilerine ait seçimle gelen 'vali'leri, meclisleri vardır.

Arjantin'de 23 eyalet ve bir federal bölge vardır, hepsinin kendi meclisi bulunur, federal bir devlettir.

Brezilya dediğimiz ülkedeki devletin adı Brezilya Federal Cumhuriyeti'dir. Her eyaletin kendi meclisi bulunur.

Meksika'nın resmi adı da zaten Birleşik Meksika Devletleri'dir. Bir federal bölge ve 31 eyaletten oluşur, her eyaletin kendi meclisi vardır.

Şimdi bir düşünelim: Neden başkanlık sistemini tercih eden ülkeler (Endonezya hariç) federal yönetim biçimlerine sahipler?

Acaba başkanlık sistemini tercih etmelerinin nedeni, yönetim yapılarının federal olması olabilir mi?

İngiltere'yi yanlış biliyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İngiltere bile yarı başkanlıktır, orada hâkim unsur Kraliçe'dir" de diyor.

Kusura bakmasın ama ya yanlış biliyor ya da doğrusunu biliyorsa da bizi kandırmaya çalışıyor:

Birleşik Krallık, parlamenter monarşidir. Parlamenter sistemin ilk ve en yetkin örneklerinden biridir. Kraliçe'nin görevleri semboliktir. Yürütme erkini, parlamentonun güvenoyu verdiği hükümet ve başbakan temsil eder, Kraliçe'ye değil, parlamentoya karşı sorumludur.

G-20 üyelerinin yönetim biçimlerini belirleyen temel unsur, o ülkelerin uzun yıllar içinde oluşmuş siyasi gelenekleridir.

Mesela Güney Kore'de kısa bir parlamenter sistem denemesi olmuş, ülkenin siyasi gelenekleri ile sistem yürümeyince yine başkanlık sistemine dönülmüştür.

Bunu Cumhurbaşkanı da biliyor tabii, onun için şöyle demek ihtiyacını da duymuş:

'Dünyada en ileri demokrasi dendiği zaman, ABD diyorlar. ABD nasıl değerlendirmişse biz de gelenek görenek her şeyimizi, hukuku hazırlamak noktasındayız.'

Gelenek deyince de durmak gerek!

Bizim geleneğimiz ise Osmanlı'dan beri parlamenter sisteme uygun.

Meşrutiyet öncesi padişahlarını, bugünün "başkanlarına" mı benzetiyor, tam olarak anlaşılmıyor ama unutmayalım ki o zaman da icracı olanlar 'sadrazamlar'dı.

Freni patlak sistem olmaz

Cumhurbaşkanı, TRT'deki programında başkanlık sistemi ile ilgili bir araba dolusu söz ediyor ama işin aslına bir türlü girmiyor.

Bu sistemde denge-fren mekanizmaları nasıl kurulacak, yasama, yürütme ve yargı erkleri birbirinden nasıl bağımsızlaşacak, bunu sağlamak için hangi kanunlar değişecek?

Bu konulara hiç girmiyor.

Girdiği tek konu 'Başkanlık sistemi olursa, daha kolay hareket ederiz, daha çabuk karar alırız'dan ibaret.

Yani istiyor ki başkan aklına eseni yapsın, usulen bir meclis de olsun tabii, yargı ise öyle her şeye karışmasın!

Kusura bakmasın ama işte istediği sisteme bu nedenle karşı çıkıyoruz.

Önerdiği sistem, bir diktatör yaratır, başka bir şey değil!"

* * *

1 Şubat 2015 Pazar günü de Ahmet Hakan şöyle yazıyordu:

"İDDİA ediyorum:

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın istediği sistemin, 'başkanlık sistemi' denilen sistemle uzaktan yakından bir ilgisi yok.

Nereden mi çıkarıyorum bunu?

Nereden olacak, yaptığı açıklamalardan çıkarıyorum.

Erdoğan, geçen gün TRT'de şunları söyledi:

Çalışacağım adamı ben belirlerim. Benimle gelen benimle gider.

Bunu şu andaki sistemle yapamazsınız, sizinle gelen sizinle gitmiyor.

Birileri bunu engelliyor, mesela YARGI engelliyor.

Halk sorumlu olarak kimi tutuyor? Siyasiyi tutuyor. YARGIDAKİNİ tutuyor mu? Hayır.

Böyle memleket yönetilmez ki...

Başkanlık sistemiyle bunun aşılacağına inanıyorum.

Ne demek istiyor Erdoğan?

Çok açık.

Şunu demek istiyor:

'Benim getireceğim başkanlık sistemi öyle bir sistem olacak ki... O sistemde icraat, YARGI tarafından denetlenemeyecek'.

İster İngiltere'yi esas alın, ister ABD'yi...

İster Almanya'nın sistemini kopya edin, ister Fransa'nın...

İster parlamenter sistem olsun, ister başkanlık sistemi...

Dünyanın bütün demokratik sistemlerinde...

Demokratik hukuk devleti olmanın olmazsa olmaz koşulu şudur:

İktidar uygulamaları, bağımsız YARGI tarafından denetlenir.

YARGI'nın devre dışı bırakıldığı sisteme ise...

Gözünün yaşına bakılmadan...

DİKTATÖRLÜK SİSTEMİ denir.

Diktatörlük sisteminin en temel, en önemli, en biricik özelliği şudur:

YARGI, icraatı denetleyemez.

Diktatörlük sisteminde icraatı denetlemeye kalkan YARGI'ya 'Hadi lan oradan' denir.

Tıpkı Saddam'ın Irak'ında, Esad'ın Suriye'sinde, Kim'in Kuzey Kore'sinde, Kral Salman'ın Suudi Arabistan'ında olduğu gibi.

Kısacası...

Erdoğan "başkanlık sistemi" falan istemiyor.

İstediği düpedüz "diktatörlük sistemi".

Bu nedenle...

'Başkanlık sistemi iyi midir, kötü müdür' ya da 'başkanlık sistemi bize uyar mı, uymaz mı' tartışması yapmak abesle iştigal etmektir.

Bence hep birlikte şunu tartışalım:

Diktatörlük sistemi iyi midir, kötü müdür?

Diktatörlük sistemi bize uyar mı, uymaz mı?

Diktatörlük olsa Türkiye daha fazla kalkınır mı, kalkınmaz mı?

Diktatörlükte uçar mıyız, uçmaz mıyız?"

* * *

Yarın bu konuyu Cumhuriyet'teki köşemde ben de ele alarak irdeleyeceğim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional