Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

21 Eylül 2015

Poyrazköy

İsmail Saymaz'ın radikal.com.tr'deki 20 Eylül tarihli haberine göre:

Hepsi birleştirilmiş olan, Poyrazköy, Kafes, Amirallere Suikast ve ÇYDD davasında Savcı Sezai Öztürk, 83 sanıkla ilgili esas hakkındaki mütalaasında tüm suçlardan beraata karar verilmesini istedi.

Mütalaada tüm bu davalarda sahtecilik olduğu vurgulandı.

* * *

Haber şöyle:

Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen, birleşmiş Poyrazköy, Kafes, Amirallere Suikast, ÇYDD ve ÇEV davasında Savcı Sezai Öztürk, 83 sanıkla ilgili esas hakkındaki mütalaasında tüm suçlardan beraata karar verilmesini istedi.

19 sayfalık mütalaada bir dönemin "tarihi" diye anılan tüm bu davalarında sahtecilik olduğu vurgulandı. Mütalaada şöyle denildi:

"Poyrazköy davasında bulunan dijital verilerde sahtecilik yapıldı, mühimmatların bulunduğu noktada sanıkların görüşme sinyali saptanmadı, mühimmatlar üzerinde vücut izi elde edilmedi, Kafes Planı'ndaki imza tıpkıbasım çıktı. Amirallere Suikast'ta ihbarın sahte olduğu anlaşıldı, subaylarla fişekler arasında bağ kurulamadığı, fişek torbasından çıkan el yazması notun ise hiçbir şüphelinin el ürünü olmadığı saptandı.

ÇYDD'de ise derneğe ait bilgisayarın hard diskinde, bilgisayar kapatıldıktan sonra içinde işlem yapıldığı ve suçlamaya konu "belgelerin" üretildiği belirlendi. Savcılık, sahtecilik işlemi yapanlar hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi.

POYRAZKÖY

* Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi ve Teknoloji Şubesi'nin hazırladığı rapora göre, "dijital delillerin incelemesinde hayatın olağan akışına aykırı bir çok durum" belirlendi. Bu durumlar şöyle sıralandı:

Üç numaralı DVD'deki "gündemlerim.doc" isimli dijital dökümanın kullanımda olduğu sürenin 8167 yıl 45 gün 8 saat ve 17 dakika olması, bu sürenin Microsoft Word programı ve Windows işletim sistemleri tarafından değiştirilmemiş olması, "ÜYE Tel. LİSTESİ.doc" belgesindeki düzenleme sayı bilgisinin dosyadan elde edilen diğer verilerle uyuşmaması, dijital delillerinin imajlarının alınmadan işlem yapılması, dijital delil toplanması gereklerine uyulmaması...

Bu nedenle bu delillerin mahkumiyet hükmüne esas sayılmayacağı belirtildi.

* Sanıkların suç tarihleri içinde mühimmatların bulunduğu bölgede herhangi bir görüşme sinyali belirlenemedi.

* Bilirkişi raporuna göre Kafes Eylem Planı'nda Levent Bektaş'a ait imzanın tıpkı basım olduğu anlaşıldı.

* Sanıklar arasındaki görüşme dökümlerinde de herhangi bir somut suç unsuruna rastlanılmadı.

* Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'nca yürütülen soruşturmada delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

* Mühimmatın sarılı olduğu koli bantlarının üzerindeki kıl numuneleri ile sanıklardan alınan DNA örnekleri arasında irtibat kurulamadı.

* 18 Aralık 2010'da Poyrazköy'de bulunan mühimmatlar üzerinde herhangi bir vücut izi tesbit edilemedi.

* Görgü şahitleri de herhangi bir şekilde sanıklarla ilgili kesin bir teşhiste bulunamadı.

* Bu nedenle kararda "Sanıkların atılı suçları işlediklerine dair somut, objektif herhangi bir delil bulunmadığı, dijital delillerin güvenirliliği bulunmadığından hükme esas alınamayacağı, ihbarın ise tek başına mahkumiyet hükmüne gerekçe olamayacağı anlaşılmıştır" denildi.

AMİRALLERE SUİKAST

* Soruşturmayı başlatan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Elektronik Şube Müdürlüğü'ne 15 Temmuz 2009 günü yapılan ihbarda; bir kısım Deniz Harp Okulu öğrencisinin uyuşturucu kullandığı, birbirlerine uyuşturucu temin ettikleri, Ülkü Öztürk isimli öğrencinin ve bir kısım arkadaşının ayrıca satışını yaptıkları, fuhuş yaptıkları, fuhuş için kadın temin ettikleri iddia edilmişti. Kararda, " Soruşturma ve kovuşturma aşamasında bu yönde bir delil bulunamamıştır. Dolayısıyla ihbarın inandırıcılığı bulunmamaktadır" denildi.

* Kadıköy Rasim Paşa Mahallesi Sokak Kutlu Apartmanı'ndaki aramada "ele geçirilen" ve içerisinde fişlemeler olduğu anlaşılan flaş disk için "Sahte olduğu anlaşılan bir ihbara dayanılan aramada bulunduğu ifade edilen belgenin sanığa ye da sanıklara aidiyeti konusunda hiçbir kanıt bulunmamaktadır" denildi.

* Değirmendere ilçesi Merkez Mahallesi Hürriyet Caddesi 75. Yıl Sitesi B-1 blok D:10 sayılı adreste yapılan arama buz dolabının altında bir poşetin içinde fişekler, fişeklerin üzerinde, siyah kalemle yazılmış "Alb. Tayfun Duman'dan gelecek fizibiliteye göre Uğur ve Metin Paşa'ya yapılacak operasyonun detay ve tarihlerini Levent Bektaş Orhan Yücel Albay üzerinden iletecek. Size teslim edilen malzemeleri korunaklı bir yerde tutunuz" yazılı not bulunmuştu. Ayrıca bir de TNT kalıbı çıkmıştı. Bu nottaki yazının hiçbir subay sanığın el ürünü olmadığı anlaşıldı. Kararda, "Notu yazmaları ya da bulundurmaları, ihbarın inandırıcılığı ile birlikte değerlendirildiğinde hayatın olağan akışına uygun bulunmamaktadır" denildi.

* İhbarda adı geçen amiral Eşref Uğur Yiğit ve Metin Ataç da bu iddialarla ilgili bir bilgi, duyum ya da şüphelerinin dahi olmadığını söyledi.

* Değirmendere İlçesi Yüzbaşılar Mahallesi İstiklal Caddesi Paksan Apt No:60 D:6 sayılı adreste ise uyuşturucu ve yine bir flaş disk bulunmuştu. Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi'nin raporunda, evde kalan dört teğmenin kanında uyuşturucu madde bulunmadığı ortaya çıktı.

* Flaş disk için de "Sahte içerikli bir ihbar üzerine yapılan aramada bulunan, başka kanıtlarla desteklenmeyen yargılamanın suçlamaya esas alınan bu ana dijital verisinin suçu ya da suçluyu ortaya koymadığı, kanıtın bulunduğu ortam, temin edildiği sanıkların kişisel yaşantıları ile uyumsuz olduğu ortadadır" denildi.

* Burak Düzalan'ın odasında bulunan iki CD'nin elektronik kitap ve yayın içerdiği anlaşıldı.

* Kararda, "Başka birisinden temin edilen dijital veride ismi geçen kişiler hakkında başkaca kanıt bulunmadığı taktirde, belgede ismi geçtiğinden bahisle cezalandırılması cezanın şahsiliği prensibinin tümüyle ters yüz edilmesi sonucunu doğurmakla mahkumiyete esas alınması olanağı bulunmamaktadır. Doğruluğu, aidiyeti, inandırıcılığı konusunda açık şüpheler bulunan ve İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi yargılamasında kanıt niteliği irdelenen ve sanıklar hakkında beraat kararı verilen beş numaralı hard disk isimli belgenin dijital kanıt olarak olası mahkumiyete esas alınması olanaksızdır" denildi.

* * *

Böylece Silivri Davaları adıyla tarihe geçmiş olan davaların en önemlilerinden biri daha haksızlık ve hukuksuzluk nedeniyle çökmüş oldu..

Ama bir de aynı gün Milliyet'te yayınlanan Gökhan Karakaş'ın aşağıdaki şu haberi okuyun:

* * *

'Beraat'i duyacak kişiler yaşamıyor

Savcının beraat talebinin kendilerini mutlu etmediğini belirten Poyrazköy sanıkları yargılama sürecinde yaşamını yitiren arkadaşları Yarbay Ali Tatar ve Sadettin Doğan'ı hatırlattı...

Poyrazköy davasında savcının mütalaasını tüm sanıklar yönünden beraat olarak açıklamasının ardından gözler, kararın beklendiği 2 Ekim'deki duruşmaya çevrildi.

84 kişinin yargılandığı davada savcının mütalaasını değerlendiren Poyrazköy sanıkları ise mütalaanın gerçekleri ortaya koyduğunu ancak bir beraat kararının da kendilerini mutlu etmeyeceğini söyledi. Dava sürecinde yaşamını yitiren Ali Tatar ve SADETTİN DOĞAN'ı hatırlatan sanıkların tepkileri özetle şöyle:

'Geri gelmeyecekler'

Emekli Kurmay Albay Ali Türkşen:

"Özellikle Ali Tatar ve Sadettin Doğan gibi şehitleri olan bu davadan beraat edecek olsak da, ne Ali ne Sadettin geri gelebilecek, ne de aileleri eski huzurlarına kavuşabilecekler. Bu anlamda alacağımız ve zaten başından beri hakkımız olan beraat kararı ne yapsak da bizi mutlu etmeyecek. Öte yandan bu kararın ikinci ve en önemli yanı da Türk hukuk sisteminin son yıllarda kaybettiği itibarını bir nebze olsun kazandırmasıdır."

Emekli Binbaşı Levent Bektaş:

"22 Nisan 2009 tarihinde nerede duruyorsak, o tarihlerde emniyette, savcılık sorgusunda neler söylediysek, bugün aynısını söylüyoruz. Bugün kendi adıma sevinmiyorum. 5 yıllık cezaevi ve yargılama sürecinde her zaman yanımda olan ve bana desteğini hiç esirgemeyen eşim, annem, tüm ailem ve dostlarım adına seviniyorum. Botokslu suratlarıyla TV ekranlarında bizi yargısız infaz yapan kadın gazetecilerin suratlarını kırıştırdığım için seviniyorum, eski emekli Cumhuriyet savcısı sıfatıyla Türk halkının önünde hukuk adalet katliamı yapan omurgasızların kirli yüzlerini deşifre ettiğimiz için seviniyorum. Bu ülkede adaletin geç de olsa tesis edileceği gerçeğini yaşattığımız için seviniyorum."

'Savcı kaçtı, biz burdayız'

Emekli Astsubay Ergin Geldikaya:

"Bu davaların 'ünlü' savcısı kaçtı ama bizler halen buradayız. Bizler ilk günden beri 'Bu bir tuzaktır' dedik. Bugün ortaya çıkan sonuç haklılığımızı gösteriyor. Tüm bu davalar için 'Ben bu davanın savcısıyım' diyenler nerede şimdi? 7 yıl önce manşet atan yandaş basın utanmayacak biliyoruz. SAT Komandosu Saadettin Doğan 'Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olmak"la suçlanmıştı. Davası düştü. Kardeşim 'aklandığını' göremedi.'

'Ey geç gelen adalet, kime ne faydan var?'

Poyrazköy davasının duruşma savcısı mütalaasında, dava sürecinde Somali'nin başkenti Mogadişu'da düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybeden eski SAT Komandosu Deniz Kıdemli Başçavuş Sadettin Doğan hakkındaki suçlamanın da düşmesini istemişti. Doğan'ın eşi Sabiha Doğan, savcının görüşüne ilişkin şunları söyledi:

"Sadettin çok sevdiği mesleğinden Eylül 2012'de, maaşı hak etmeden istifa etti. Hayatımızı sürdürmek için Somali'ye gitti. Şimdi kocamın Poyrazköy davasından beraati yönünde savcı görüş bildirmiş. Şimdi; 'Koca adamım senin ve ailenin huzurunu kaçırdık, sizi düzeninizden ettik, meslekten soğuttuk, kusura bakma yanlış olmuş' diyecekler. Ey geç gelen adalet kime ne faydan var? Senin verdiğiniz, vereceğiniz kararı duyacak insan artık yaşamıyor. Yani vereceğiniz karara kimse sevinemiyor. Bizim bu sıkıntıları yaşamımızda emeği geçen herkesi Allahın adaletine havale ediyorum."

* * *

Hak, hukuk ve adalet:

Belki geç işliyor, belki geç geliyor ama, bir gün mutlaka geliyor...

Davalar askerler üzerine kurulu olduğu için son haberler hep onlar hakkında...

Ama unutmayalım, ÇYYD Başkanı Prof. Türkan Saylan ve ÇEV Başkanı Gülseven Yaşer de bu davalarla birleştirilen suçlamalarla yargılandılar.

Sevgili Türkan Saylan da bu süreç içinde aramızdan ayrıldı...

Gülseven Yaşer ise tedavi gördüğü Amerika'da yıllarca sürgün hayatı sürdükten sonra ülkesine dönebildi.

Geçen haftaki Güncel'de onun öyküsünü yazmıştım...

Silivri'deki haksızlık ve hukuksuzluklar düzeltildikten sonra, bunların sorumlularından da hesap sorulacağına eminim!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional