Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

16 Mart 2015

Ilımlı İslam Konusunda ABD Geç De Olsa Uyanıyor mu?

ABD ve AB, İslam dini adına yapılan terörizmle mücadele için "Ilımlı İslam", ya da "Amerikancı İslam" modelini icat etti ve bu modeli Türkiye'de uygulamaya soktu.

Oysa Türkiye demokratik ve laik bir düzene sahipti...

İslam referanslı bir rejim onu geriye götürecekti...

Üstelik din referanslı bir rejim, anti demokratik yozlaşmaya, diktatörlüğe son derece yatkındı.

Ama bu deneyim adına İslam Alemi'ndeki tek ve biricik laik demokrasi deneyimini yaşayan Türkiye ateşe atıldı.

Varılan noktada AKP iktidarının artık gerek AB modelini, gerek demokrasi projesini bütünüyle terk ettiği ve ülkenin koyu bir diktatörlüğe doğru gittiğini, bütün iç ve dış gözlemciler görüyor.

* * *

Şimdi artık "Ilımlı İslam" modelini içerde savunan sözde eski solcular ve sahte liberaller, AKP iktidarına verdikleri destekten pişman oldular ve en sert eleştirileri yapıyorlar...

Ama eleştirdikleri iktidarı bu hale getiren iç güçlerin başında kendilerinin bulunduğunu unutuyorlar.

Bunun son örneğini Harvard'da ödül alan Hasan Cemal'in konuşması sırasında gördük:

Cemal, AKP iktidarını çok sert biçimde eleştirirken, onu bu hale getiren destekçilerinin başında kendisinin geldiğini unutmuş görünüyordu.

* * *

ABD'deki düşünce kuruluşları ve medya artık Türkiye'deki gidişin demokrasiyle bir ilgisi kalmadığını üstelik ülkenin gittikçe Batı ittifakından ve uygarlığından uzaklaştığını görüyor.

Yayınlanan haberlerin ve yorumların haddi hesabı yok!

Bu gün bunların arasında son günlerde dikkatimi çeken sadece iki yayından söz edeceğim:

New York Times'daki bir makale ve Center For American Progress adlı bir düşünce kuruluşunun bir raporu.

* * *

Önce makale:

Makale "Türkiye'deki İslamcı internet siteleri sert internet sansüründen kurtulmayı başarıyor" başlığını taşıyor.

Son dönemde Ateizm Derneği, Fransız hiciv dergisi Charlie Hebdo ve Kürt örgütlerinin internet siteleri birer birer kapatıldığına işaret ediliyor...

Ve nasıl olup da radikal İslamcı mesajlar içeren hatta IŞİD'e açıktan destek veren sitelerin erişime açık kalabildiği sorgulanıyor.

Yazıda 'Sansür tercihleri AKP'nin İslamcı değerlerini yansıtıyor' deniyor.

"Türkiye'nin cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın on yıldan uzun liderliğinin ve onun İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi'nin alamet-i farikası, ifade özgürlüğünü kısıtlamasıydı.

Eleştiriler, Türkiye'nin sansür tercihlerinin hala hükümetin İslamcı değerlerini yansıttığını söylüyor. IŞİD'in yükselişiyle bu dinamik, militanlara karşı mücadelede, Türkiye ve onun Batılı müttefikleriyle arasındaki derin ayrılığın etkisiyle iyice belirginleşmeye başladı" deniliyor. (haber özeti ve çeviri internethaber.com haber sitesinden.)

Yazı "Geçtiğimiz yıl, mesela Twitter diğer ülkelerden daha fazla içeriğin kaldırılması talebini Türkiye'den aldı. Son olarak bir güzellik kraliçesi, tepede bir gazete editörü, bir oyuncu, ergenliğinde bir çocuk ve onlarca başka kişi Erdoğan'a hakaret etmekten savcıların hedefi haline geldi." ifadesiyle devam ediyor.

Haberde IŞİD yanlısı sitelerin nasıl özgürce yayın yapabildiğine dair Takva Haber örneğine yer veriliyor: "Aynı zamanda, öne çıkan bir internet sitesi, -yaygın biçimde Türkleri forumla IŞİD'e toplamak için kullanılan bir site- Takva Haber, özgürce yönetiliyor. Cihatçıların arasında da yaygın da olan popüler haber sitesi, kısa süre önce Suriye ve Irak'taki savaşçılara, IŞİD'e karşı hava harekatını sürdüren koalisyon güçlerine ait insansız hava araçları tarafından farkedilmekten nasıl sakınılacağının ipuçlarını anlattı."

Türkiye'den IŞİD'e katılan ancak bir süre sonra örgütten kaçan 27 yaşında Can isimli biriyle de konuşan New York Times, onun sözleriyle de bu sitelerin etkisine dikkat çekiyor.

Can, "Bende bir merak uyandırdı ve IŞİD'e katılma süreçleri ve lojistikle ilgili bilgiler veren insanların bulunduğu forumlara yönlendirdi" diyor ve ekliyor, "IŞİD'in internet topluluğunun Türkiye'de büyük ve geniş bir izleyici kitlesi var. Böylece insanlar bir araya geliyor ve iletişim kuruyor. Eğer sokakta toplansak, insanlar muhtemelen farkeder."

Haberde, Türkiye'nin militan internet sitelerini baskı altına almaya gönülsüzlüğünün Suriye'de kendisine başlıca düşman olarak IŞİD'i değil Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ı gördüğünün bir yansıması olduğu savunuluyor.

Türkiye'nin özellikle Kobani kuşatmasında koalisyon uçaklarına izin vermemesi ve IŞİD'le mücadelede çok az yardım ettiği gerekçesiyle Amerikalı yetkililerce eleştirildiğine değinilen haberde, Türkiye'nin IŞİD gibi gaddar bir örgüt dahi olsa, Sünni bir gruba karşı saldırılara yardım etmesini dizginleyen bir Sünni bağlılığının ve dini muhafazakarlığın ağır bastığı kaydediliyor.

Amerikalı diplomatlara dayandırılan bu analiz, şöyle devam ediyor: "Militan internet sitelerinin gelişmesine izin vermek sorunlu, analizciler müttefiklerden uzaklaştığını ve daha kötüsü hükümetin militanlarla üstü kapalı bir işbirliğine gittiği suçlamalarına yol açtığını söylüyor."

Bu noktada haberde, Columbia Üniversitesi'nden Türkiye'nin IŞİD politikalarını inceleyen David L. Philips'in görüşlerine yer veriliyor. Philips, "IŞİD propagandasının gelişmesine izin vermek ona destekle eşdeğerdir" diyor.

Haber daha uzun ama buraya kadar verdiğim özet Türkiye'deki olayların nasıl ele alındığını yeterince gösteriyor herhalde.

* * *

Şimdi sıra CAP'ın raporunda:

ABD'nin etkili düşünce kuruluşlarından Center for American Progress (Amerikan İlerlemesi Merkezi) (CAP) raporunda "ABD-Türkiye Ortaklığı; Bir adım ileri, üç adım geri" başlığıyla, ABD Başkan Obama'nın 2009'da Türkiye'ye yaptığı stratejik yatırımın karşılığını bulamadığı savunuluyor.

Michael Werz ve Max Hoffman imzalı raporda, Türkiye ziyareti sırasında TBMM'de yaptığı konuşmada Obama'nın, iki ülke ilişkilerinin üzerinde durduğu üç sütunu güçlendirmeye çalıştığı söyeniyor.

Bu sütunlar, "Türkiye'nin 'kuvvetli, canlı, laik bir demokrasisi' olması ve hukukun üstünlüğüne bağlılığı, NATO'daki önemli rolü ve AB üyeliği için çabası." olarak açıklanıyor.

Obama'nın ABD'nin İslam dünyasındaki imajını onarma çabalarının parçası olarak Türkiye'nin Ortadoğu ve daha geniş Müslüman dünya için bir model olmaya hizmet etmesi için çaba sarf ettiği vurgulanıyor. Ancak Obama yönetiminin Türkiye'ye yaptığı yatırımın karşılıksız kaldığı iddia ediliyor. (Haber özeti Odatv.com haber sitesinden alındı.)

* * *

Görüldüğü gibi ABD, geç de olsa, benim "ABD'nin Siyasal İslam'la Dansı" adlı kitabımda anlattığım gerçekleri kavramaya başlamış:

1) "Ilımlı İslam" Türkiye gibi demokrasi ve laiklik üzerine bir rejim kurmaya çalışan bir ülke için, gerilemedir...

2) "Ilımlı İslam", Radikal Siyasal İslam için onu önleyen bir panzehir değil, tam tersine onu üreten bir tarladır.

Artık AKP iktidarının hem içteki hem de dıştaki destekçileri birer birer ayılıyor, bu gerçekleri görmeye başlıyor...

Darısı iktidar dalkavukluğunu bir kişilik özelliği haline getirmiş olan yazarlarımızın başına!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional