Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

5 Mayıs 2014

MİT Yasası, Medya Özgürlüğü ve Özel Hayatın Gizliliği

Freedomhouse Türkiye'yi medya özgürlüğü bakımından "Kısmen Özgür" kategorisinden, "Özgür Olmayan" sınıfına düşürdü.

Türkiye artık, bir zamanlar liberallerin AKP'ye destek verirken mevcut rejimi eleştirmek için kullandıkları "Üçüncü Dünya ülkesi olma", "Saddam rejimiyle yönetilme" karabasanının içnde.

Bu konuda, Cumartesi günü Cumhuriyet'teki köşemde durumun vahameti hakkında "Freedomhouse, Haddini Bil" başlığıyla mizahi bir yazı yazmış ve bu yazıyı da twitter'dan "Freedomhouse'a da resmi bir fırça bekliyoruz" diye duyurmuştum.

Nitekim yazıyı yazdığım gün Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bu fırçayı attı:

Körfez ülkesi Umman'ın Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Yusuf bin Alavi ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında, Freedom House'un Türkiye'yi basın özgürlüğü konusunda 'küme düşüren' raporunu değerlendirirken:

"Türkiye'deki basın özgürlüğü bırakın o kategorideki ülkelerle karşılaştırmayı, kısmen özgür diye bahsedilen bazı ülkelerden çok daha ileridedir ve dolaylı olarak bazı kontrollerin yapıldığı özgür görünen ülkelerden de açıkçası çok daha köklü bir özgürlük temeline dayanıyor"
dedi ve ekledi:
"Gazetecilerimizin de bu raporu reddetmelerini bekleriz!"
Daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dün 1 Mayıs'ta her türlü yayın yapıldı. Ama yurt dışından yayın yapan gazeteciler, Taksim'deki olayları göstererek, Türkiye'de gösteri yasağı varmış gibi haberler verdi. Türkiye'ye bir algı operasyonu yapılıyor. Hamburg'da da benzer olaylar vardı."

* * *

Freedomhouse raporunda Türkiye'deki durum, iktidarın sermaye grupları, özel şirketler, kamu kuruluşları üzerindeki baskılarının medyaya yansımasıyla anlatılıyor.

Bunların hem sansüre hem de otosansüre yol açtığı vurgulanıyor...

Ilginç bir ayrıntı: Bu raporda henüz twitter yasağı ve yeni MİT yasası yok...

* * *

Yeni MİT yasası için çok yazıldı ve çizildi, ben de çok yazdım:

Bu yasa demokratik rejimi askıya alan bir yasadır...

MİT'I hem Anayasa'nın hem de Türkiye'de anayasa kadar geçerli olduğu kabul edilmiş olan uluslararası sözleşmelerin üzerine çıkarmaktadır.

Konunun medya ve bireysel özgürlüklerle olan ilgisini, basın konusundaki hafızası bir bilgisayar belleğini aratmayan Orhan Erinç 28 Nisan tarihli yazısında anlatmıştı.

Yazısını, izniyle, tam metin aşağıya alıyorum.

* * *
"Artık Sivil Kuvvet Komutanımız da Var

Cumartesi günü yürürlüğe giren MİT Yasası ile ilk sivil kuvvet komutanına da kavuştuk.

Anımsanacağı gibi kuvvet komutanları ile ilgili yargılama usulü 11 Şubat 2014'te çıkarılan yasa ile değiştirilmiş, Başbakan'ın izni sonrası soruşturma açılan komutanların görevden alınması kararına itirazın "Cumhurbaşkanı'na yapılacağı ve onun kararının kesin olduğu" kuralı getirilmişti.

MİT Yasası'nın 'Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'na gönderme yapmasıyla MİT Müşteşarı da kuvvet komutanı düzeyine çıkarıldı.

Tek fark onların Yüce Divan'da yargılanacak olmasına karşın MİT Müşteşarı'nın Yargıtay'ın ilgili dairesinde yargılanacak olması

Cumhurbaşkanlığını çantada keklik gördüğü sanılan Başbakan Erdoğan'ın Fidan'ı cumhurbaşkanlığı döneminde de korumak istediği yorumlarına yol açan değişikliğin nedenini yakında öğreneceğiz.

* * *

MİT Yasası'nın çıkarılmasındaki akıl yürütmenin, 12 Eylül askeri yönetiminin uyguladığı yöntemle aynı oluşu da dikkat çekici.

12 Eylül paşaları, çıkardıkları yasaların maddelerinin anayasaya aykırı olması durumunda, o maddelerle anayasanın da değiştirilmiş olduğu ilkesini hukukumuza (!) kazandırmışlardı.

AKP'nin ileri demokrat sivilleri de benzer mantığı MİT Yasası'nın 28'inci maddesine şöyle yansıttılar:

'Bu kanun ile diğer kanunlarda aynı konuyu düzenleyen farklı hükümler bulunması halinde bu kanun hükümleri uygulanır.'

Anayasadaki başta ifade özgürlüğü ve özel yaşamla ilgili kuralların yok sayılması bir yana, uygulamadan kalkan çok sayıda yasa maddesi oldu.

Örneklerini özetle sıralayalım:

5187 sayılı Basın Yasası'nın 'Süreli yayın sahibi, sorumlu müdür ve eser sahibi, bilgi ve belge dahil her türlü haber kaynaklarını açıklamaya ve bu konuda tanıklık yapmaya zorlanamaz' 12'nci maddesi.

Ticaret Yasası'nın ticaret sırlarını korumaya alan maddesi.

Bankalar Yasası'nın mevduat sahiplerinin sır sayılan bilgilerini düzenleyen maddeleri.

Avukatlık Yasası'nın, avukatların temsil etttiği kurum ve kişilerle ilgili gizli tutmaları zorunlu olan işlemlerle belgeleri düzenleyen maddeleri.

Sağlıkla ilgili yasanın, hekimlerin hastaları ile ilgili gizli tutmaları gereken bilgilerini belirleyen maddeleri.

* * *

Tabii bir de çıkarılmadan geçersiz bırakılan 'Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Yasa' var.

Tam 11 yıldır yasalaştırılmayan tasarının taslağı, 24 Temmuz 2003'te dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek tarafından tartışmaya açılmıştı.

Avrupa Birliği bu yasaya o günlerde çok önem veriyordu.

Türkiye konu ile ilgili uluslararası sözleşmeyi 28 Ocak 1981'de imzalamıştı ama, önce askeri yönetimin, ardından da sivil yönetimlerin işine gelmediği için özel yasa çıkarılmamış, dolayısıyla da sözleşme yürürlüğe girmemişti.

AKP, hazırladığı 'Kişisel Verilerin Korunması Yasası Tasarısı'nı 22 Nisan 2008'de TBMM'ye sundu, 2012'de de güncelledi.

Taslağın tartışılmaya açılmasının üzerinden 11, TBMM'ye tasarının sunulmasının üzerinden 6 ve güncellenmesinin üzerinden de 2 yıl geçti.

Belki fişleme yasal duruma getirildiği için bakarsınız çıkarılır. Çıkarılır ama MİT Yasası varken neye yarar?

Son söz: Arasına Rufailer karışır..."

* * *

Orhan Erinç'in yazısı burada bitiyor ama sorunlar bitmiyor...

Twitter'daki izleyicilerim, Freedohouse'ın "Özgür Olmayan" ülkelerin altına, daha da aşağı düzeye, bir de "İleri Demokrasi" ülkelerinin ilave edilmesini istiyorlardı!

Sanıyorum, bu espri, durumu oldukça iyi özetliyor.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional