Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

30 Haziran 2014

Casusluk Davası!?

Gerek Anayasa Mahkemesi'nin kararlarıyla, gerekse HSYK Birinci Daire Başkanı İbrahim Okur'un beyanlarıyla Ergenekon ve Balyoz davaları tümüyle çöktü.

Peki ama benim genellikle "Silivri Davaları" bağlamında atıf yaptığım, İzmir'de görülen sözde "Casusluk Davası" ne olacak?

Oradaki haksızlıklar ve hukuksuzluklar kamuoyunun vicdanını kanatmaya devam ediyor.

* * *

Ertuğrul Özkök, Hürriyet'te 26.06.2014 Perşembe günü "Vicdanınızı dinleyin ve haykırın" başlıklı bir yazı yazdı:

"Lütfen şu anlatacaklarımı okuyun...

Sonra elinizi kalbinize, vicdanınızın attığı yere koyun...

Ve sonra içinizden gelen sesi haykırın...

Bütün kalbinizle söyleyin...

Hayatınızda bu kadar pespaye, iğrenç, insafsız ve komediden bile beter gayriciddilikte bir iddianame gördünüz mü...

Anlatacağım...

Buyurun birlikte karar verelim.

*

Önce bir teşekkür.

Teşekkürler Uğur Dündar, şu Balyoz sevinci, Cumhurbaşkanlığı seçimi gürültüsü içinde unuttuğumuz, kaderi ile baş başa bıraktığımız insanların dramını bize hatırlattığın için.

İzmir'de yürütülen ve adına "Casusluk davası" denilen yüz karası komployu hatırlattığın için...

Orada, İzmir'de insanlar casusluk suçlamasıyla içeride yatıyor.

Belki bazılarınız tembellik diyeceksiniz, ama olsun.

Uğur Dündar'ın yazısından aynen aktaracağım.

Ve emin olun, peşini bırakmayacağım...

Bu ülkede insanların hayatlarından yıllarını gaspetmenin o kadar kolay bir şey olmadığını hem kendimize hem bütün dünyaya göstermemiz lazım...

Tarihimizin en karanlık ara rejiminin paçavralarını ortaya dökmezsek yazıklar olsun bize...

Görmeyen bir insana imzalatılan tutanak

DÜŞÜNÜN, öyle bir casusluk şebekesi ki...

-NEREDE MENFAAT: Casusluk yapmakla suçlanan kişiler, 'Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak'la suçlanıyor ama ortada sağlanan bir çıkar olduğunu gösteren hiçbir delil yok.

-BİRBİRİNİ TANIMIYOR: Nasıl bir çeteyse, üyelerinin çoğu birbirini, tutuklandıklarında veya mahkemeye getirildiklerinde tanıyorlar.

-BİRBİRİYLE KONUŞMUYOR: Nasıl bir örgütse, üyeleri birbiriyle telefonda bir defa dahi konuşmamış, elektronik posta göndermemiş.

-DELİL YOK: Olayı ortaya çıkaran kişiler nasıl zehir hafiyelerse, bu ilişkiyi gösteren tek delil bile bulamamışlar.

-EMİR KOMUTAYA GEL: Davada bir amiral, hayatında hiç karşılaşmadığı bir yüzbaşının emrine girmiş gösteriliyor.

-GÖRMEYEN İNSANIN İMZASI: Sanıklardan birinin annesi ve babası ayrı yaşıyor. Babanın gözleri hiç görmüyor. Ama ne hikmetse, sanığa ait flash bellek, babasının evinde bulunuyor ve arama tutanağı, o sırada neler olup bittiğini görmeyen babaya imzalatılıyor.

-APTAL CASUSLAR: Ne hikmetse, bu casuslar, delil olarak değerlendirilen belgelerin üzerine T.C. kimlik numaralarını yazacak kadar çaylak çıkmışlar.

Siz isterseniz aptal da diyebilirsiniz.

-7 YAŞINDA CASUS: İddiaya göre casuslardan biri mesleğe henüz 7 yaşındayken başlamış.

Sakın bu kelimeler aynı elden çıkmış olmasın

SANIK avukatlarının tespitine göre, Casusluk iddianamesinde 49 ayrı yerde 'Mikrosoft World' kelimesi geçiyor.

Doğrusu 'Word' olacak...

Balyoz davasında kullanılan bazı belgelerde de bu kelimenin aynı şekilde yanlış yazıldığı ortaya çıktı.

Sizin de aklınıza şu soru gelmiyor mu: Acaba, bu dava da, artık kumpas olduğu açıkça ortaya çıkan Balyoz komplosunu hazırlayan aynı kişilerin fabrikasyonu olmasın?

Acaba, asıl çete casuslukla suçlanan bu insanlar değil de, onlara bu komployu kuranlar olmasın...

Balyoz'da, Şike olayında adalet çalışmaya başladı.

İzmir'i unutmayalım.

Ergenekon'u unutmayalım. Odatv davasını unutmayalım.

Hele hele Malatya'daki Zirve katliamının failleri ortadayken, komutanları o işe de bulaştırmaya yönelik komployu unutmayalım.

Türk adaletinin daha yapacağı çok iş var..."

* * *

Evet sevgili okurlarım, insanın gerçekten aklı almıyor...

Ergenekon ve Balyoz davaları herkesin vicdanını kanattı...

Sonunda sanıklar ve mahkumlar salıverildi...

Peki İzmir'deki sözde "Casusluk Davası" ne olacak?

* * *

Ergenekon ve Balyoz davaları bir "Kumpas" sonucu ise, Deniz Kuvvetleri'ne yönelik olan İzmir'deki dava neyin nesidir?

Hangi komplo, hangi güç, orada yargılanan insanların hayatlarını karartmaktadır?

Kamuoyu vicdanı bu konuda suskun mudur?

Adalet mekanizmasının daha ne kadar yıpranması beklenecektir?

Uğur Dündar ve Ertuğrul Özkök üzerlerine düşen görevi yapmaktadır...

Ya medyanın geri kalanı?

Hani bunlar "Paralel Devletin", "Cemaatin" işiydi, "Kumpas" sonucuydu?

Bu gün devam eden trajedilerin sorumlusu kimdir?

Bu günkü iktidar değil mi?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional