Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

28 Nisan 2014

Haşim Kılıç Boşuna Mı Konuşuyor?

22 Nisan'da Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç Mahkeminin 52. kuruluş yıldönümü dolayısıyla önemli bir konuşma yaptı...

Hukuk devletini savundu...

Hukuk devletinin altını oyan, iktidarların vesayetinden, yargıçlar ve savcılar üzerindeki fişleme ve kamplaştırma çabalarından yakındı...

Kendilerinin evrensel hukuk, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Uluslararası Sözleşmeler ve Anayasa kuralları çerçevesinde davrandığını ve davranacağını belirtti.

Ama Türkiye'de haksızlık ve hukuksuzluklar hâlâ bütün hızıyla sürüyor...

Örneğin Silivri davalarının mağdurlarının önemli bir bölümü olan askerler hâlâ içerde.

Ben, dün hem Kılıç'ın konuşmasına hem de bu çelişkiye işaret eden bir yazıyı Cumhuriyet'te kaleme aldım.

Yazı Cumhuriyet internet portalında "Yazarlar" bölümünden veya bu sitenin "Aydınlanma" başlığı altındaki makalelerden bulunabilir.

Aynı gün Hürriyet'te Yalçın Doğan da aynı konuya değinmişti.

Yazısının bu bölümünü aşağıya aktarıyorum, tarihe geçen bir belge olarak.

* * *
Hasdal'dan AYM'ye bakış

"BAŞLANGIÇTA kızlarım üç yaşında bebektiler, şu anda altı yaşında çocuk oldular, seneye okula gidecekler ve ben onlara neden burada olduğumu daha fazla yalan söyleyerek geçiştiremeyeceğim.

Eve gidemediğim için çok üzülüyorlar".

Balyoz davasında üç yıla yakın süredir Hasdal'da hapis yatan Deniz Kurmay Albay Haluk Baybaş gönderdiği mektupta çocuklarıyla ilişkisini böyle özetliyor.

Yolsuzluklar, seçim, MİT yasası derken, nefes nefese yaşadığımız bu ülkede Hasdal'da yatanları unutuyoruz. Oysa, bir mitingde Tayyip Erdoğan "Balyozda katakulli yaptılar" diyor, sonra gerisi gelmiyor.

BAŞKA BAHARA

Albay Baybaş devam ediyor, özetliyorum:

"Bu sözler bize umut verdi ancak, günler geçtikçe, ümitlerimiz başka bahara mı kaldı diye endişelenmeye başladık. Suçsuzluğumuzu kamuoyunun kabullendiği bir ortamda, insan bir dakika bile haksız olarak içeride kalmaya tahammül edemiyor. Kumpas yapıldığı bu kadar açığa çıkmışken hâlâ ne bekleniyor, anlaşılır gibi değil. Bugün benim başıma gelen yarın başkalarının başına gelebilir. Adalet arayışı sık karşılaşacağımız bir sorun".

DENK DÜŞTÜ

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Haşim Kılıç iktidara unutulmaz bir hukuk dersi veriyor. AKP Kılıç'a çok öfkeli.

Kurmay Albay Baybaş mektubu hafta başında gönderiyor. Kılıç'ın konuşması ile mektup arasında elbette hiçbir bağlantı yok, olamaz da. Yine de, AYM Hasdal'dan nasıl görünüyor, mektubun o bölümü günümüze denk düşüyor:

"AYM'nin vereceği kararı bekliyoruz. AYM'nin Sayın İlker Başbuğ ile ilgili kararıyla ümitlerimiz tavan yapmış durumda. Biz de 'Ankara'da Yargıçlar var' demek istiyoruz. AYM'den olumlu haber beklerken o kuruma yüklenilmesi, beni endişeye sevk ediyor. Mutlak hukuku beklemek ne kadar gerçekçilik olur, bilemiyorum".

Hapis yatan bir kurmay albayın AYM analizi müthiş:

"AYM'nin önünde tarihi bir fırsat var. Belki de tarihte ilk kez ülkemizde asker veya siyasetçiler dışında bir kurumun demokrasi ve siyasi hayata ilişkin tarihe not düşme fırsatı doğmuştur. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin yerleşmesinde bu gibi fırsatlar harcanmamalıdır. Madem 'askeri vesayet' bitmiştir, onun yerini alması gereken, demokratik düzenin anayasal güçleridir".

Bir askerin demokrasi ve hukuka olan inancına bakın, bir de hukuktan sınıfta kalan iktidarın AYM'ye öfkesine.

Balyoz için AYM'ye beş buçuk ay önce başvuruluyor, hapis yatanlar AYM'nin kararını bekliyor. Baybaş noktalıyor:

"Bizler AYM'den evrensel hukuk çerçevesinde karar bekliyoruz. Evrensel hukuk bizim masum olduğumuzu ispat ediyor".

Belki üzerinde çok durulmayan bir kurum, AYM, bir anda toplumun umuduna, demokrasinin güvencesine dönüşüyor.

* * *

Yalçın Doğan'ın yazısı böyle:

Silivri davalarındaki hukuk trajedilerinden ortaya çıkan sadece tek bir öyküyle bağlantılı olarak konuyu çok iyi özetlemiş.

Hem Anayasa Mahkemesi Başkanı Hukuk Devleti'ni savunacak, hem de bunun içerdekiler açısından pek bir sonucu olmayacak...

Olanaklı mı?

Yoksa gözümüzün önünde, boş umutlar üreten bir tiyatro mu sahneleniyor yine?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional