Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

22 Aralık 2014

Adalet Herkese Her Zaman Gereklidir:

En Çok da Yargıçlara, Savcılara, Polislere!

Gözümüzün önünde olup biten olayları, aklımızı, mantığımızı zorlayarak gerçeklerden saptırmak isteyenler çok yanlış bir yoldalar:

Daha dün birlikte yaptıkları haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizlikleri, şimdi ortaklıkları bozulunca, taraflardan biri ötekine uyguluyor.

Elbette ne yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları bir "darbedir", ne de "darbe" bir haber ve bir kaç köşe yazısı ile yapılabilir.

Zaten bu traji-komik olaylar bütün dünyanın gözü önünde cereyan ettiği için herkes de işin farkındadır.

* * *

Türkiye'de siyasal ortam çok hızlı değişmektedir...

Her değişen siyasal ortama göre pozisyon almak hukuk insanlarını ve güvenlik güçlerini çok yıpratır...

Çünkü bırakın vicdan sahibi olmayı, bu mesleklerde çalışınlar hem meslek ahlakı hem de genel ahlak açısından adalete çok daha hassas olmak zorundadırlar.

Yargının ve güvenlik güçlerinin yıpranması doğrudan doğruya bir devlet ve rejim sorundur...

Yargısı ve güvenlik güçleri olmadan ne bir devlet var olabilir ne de bir rejim, hele hele demokratik rejim.

Ayrıca her haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizliğin, günün birinde mutlaka, er veya geç ama mutlaka, tarih ve yasalar önünde hesabının sorulacağını anımsanmalıdır.

* * *

Ahmet Hakan Hürriyet'te bu durumu çok iyi özetleyen bir yazdı; 14 Aralık operasyonunu özetleyen.

Yazısının ilgili bölümünü aşağıya alıyorum, bir belge niteliğinde olduğu için.

* * *
"Şu 7 soru yanıtlanmadan yargıya güven olamaz

SORU BİR: Ekrem Dumanlı'yı iki köşe yazısı ve bir haberden serbest bırakan yüce yargımız, Hidayet Karaca'yı tek diziden nasıl tutukladı?

-SORU İKİ: En fazla "iftira" ve "kumpas" gibi suçlamalara maruz kalması gereken Cemaat için "silahlı terör örgütü" diyen yüce yargımız, "silah nerede" ile "terör nerede" sorularına cevap verebilir mi?

-SORU ÜÇ: Tahşiyecilerin evlerinden çıktığı iddia edilen bombanın üzerinde parmak izi bulunan üç polis, neden gözaltına bile alınmadı? Asıl mesele bu değil miydi? Yüce yargımız ne der bu işe?

-SORU DÖRT: Son 7 yılda en çok işittiğimiz cümle "Tutuklu yargılamak istisna olmalıdır" cümlesi olduğu halde... Dört sanık neden tutuklu yargılanıyor? Ne diyor buna yüce yargımız?

-SORU BEŞ: "Cemaat" ile "hükümet" savaşa girişmeseydi... Yüce yargı şu son operasyonu yine de yapar mıydı?

-SORU ALTI: "Tahşiyecilere yapılan kumpas" yargılanıyorsa... O kumpasın altında imzası olan dönemin Emniyet Genel Müdürü, şimdinin AK Parti milletvekili neden "tanık" sıfatıyla da olsa dinlenmedi?

-SORU YEDİ: "Tahşiyecilere yapılan kumpas" yargılanıyorsa... "Tahşiyeciler Operasyonu"nu kamuoyuna "Bir grup El Kaide militanı yakalandı" diye duyuran dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler'den neden kimse söz etmiyor?

Şu 7 soruyu da Cemaat yanıtlasın

-SORU BİR: Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başındaki Genelkurmay Başkanı'nın "silahlı terör örgütünün bir numaralı yöneticisi" olabileceğine aklınız kesiyor da... "Size bağlı polisler var, o polislerin silahları var, bu nedenle siz de silahlı terör örgütüsünüz" denildiğinde neden şaşırıyorsunuz?

-SORU İKİ: Sizin kampanyalarınızın sonucu intihar eden bir subayın mermiye kafa atmış olabileceği mantığınıza sığıyor da... Bir vaazla operasyon için işaret fişeğinin çakılması iddiası neden mantığınıza sığmıyor?

-SORU ÜÇ: Basılmamış bir kitabın çok tehlikeli bir terörist faaliyet olduğuna inanabiliyorsunuz da... Bir dizi filmin çok tehlikeli bir kumpas faaliyeti olabileceğine neden inanamıyorsunuz?

-SORU DÖRT: Beş kuruş parası olmayan bir adamın "Ergenekon terör örgütünün kasası" olabileceğine hep beraber iman edebiliyorsunuz da... Cebinde tırnak makası bile taşımayan insanların "terör örgütü" üyesi olabileceğine neden inanmıyorsunuz?

-SORU BEŞ: Ergenekon ve Balyoz mahkemelerinde yapılan vahim hukuki yanlışlar karşısında, avukatlara kök söktürmeler karşısında, gizli tanıklarla iftiralar atılması karşısında... "Olur böyle ufak tefek hukuki hatalar" diyebiliyorsunuz da... Sıra sizin davalara gelince neden dünyayı ayağa kaldırıyorsunuz da "olur böyle ufak tefek hukuki hatalar" demiyorsunuz?

-SORU ALTI: Sizin güdümünüzde olduğu iddia edilen özel yetkili mahkemelerden adalet çıkacağına inanıyorsunuz da... Hükümetin güdümünde olan sulh ceza mahkemelerinden adalet çıkacağına neden inanmıyorsunuz?

-SORU YEDİ: Beş yıl, dört yıl, üç yıl tutuklu kalarak mahpuslarda sürünen insanlara "durun, acele etmeyin, daha yargısal süreç bitmedi, bakalım karar ne çıkacak, suçsuzsanız ne diye feveran ediyorsunuz ki" demeyi tercih ediyorsunuz da... Beş günlük gözaltı olayı karşısında bile "durum, acele etmeyin, hâkim bir karar versin bakalım" demeyi neden tercih etmiyorsunuz?

* * *

Ahmet Hakan dünkü ve bugünkü sorunları çok iyi özetlemiş onun için alıntıladım...

Hakimler, savcılar, polisler, yargıyı bu durumdan kurtarın...

Kıymayın bu ülkeye!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional