Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

10 Kasım 2014

Atatürk'ü Anlayarak Anmak.

Benim 10 Kasım anılarım çoktur.

1970'li yılların birinde, katıldığım bir panelde, Ankara'da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ndeki bir anma töreninde, biz konuşmacılar, adeta dinleyenlerden çoktuk...

O zamanlar Atatürk ve Cumhuriyet insanları fazla heyecanlandırmıyordu.

* * *

Yine Ankara'daki bir konuşmamda "Adam devrim yapıyordu; referandum yapacak hali yoktu" dediğimde, gardırop Atatürkçüsü bir emekli subay beni "Atatürk'e 'adam' dedi, hakaret etti" diye savcılığa şikayet etmiş, ifademi alan savcı dava açmaya gerek görmemişti.

En ciddi ve rahatsız edici olayı 1980 darbesinden sonra İstanbul'da Robert Kolej"de yaptığım bir konuşma sonrasında yaşamıştım...

Çocuğu orada okuyan bir arkadaşımın ısrarına dayanamayarak kabul ettiğim konuşmada, hem ortaokul hem de lise öğrencilerine hitap etmiştim.

Okulun ağır yas havasını dağıtmak, Atatürk'ü ağlayarak değil, anlayarak, sevilen bir insan olarak anlatmak için çeşitli çarelere başvurmuş, onu çalışkanlığın, temizliğin ve planlı hareket etmenin sembolü olarak aktarmış, ayrıca salonu karanlığa boğan perdeleri açtırmış, ağır müziği susturmuş, uzun süren tören sırasında "tuvalete gitmek isteyenler gidebilir" demiştim.

Yine bir gardırop Atatürkçüsünün ihbarıyla o zaman hâlâ devam eden sıkıyönetim, hakkımda soruşturma başlatmıştı.

Daha sonra Sarıyer Belediye Başkanı olan Mülkiye'den sınıf arkadaşım İhsan Yalçın, o sırada Sıkıyönetimle koordinasyonu sağlayan Vali Yardımcısı görevindeydi.

Onun sonradan anlattığına göre, Sıkıyönetim Komutanı Orgeneral Necdet Öztorun telefonla İhsan'a "Atın bu herifi içeri" demiş; İhsan da beni kurtarmak için uzun uzun ne kadar Atatürkçü olduğumu anlatmak zorunda kalmış.

Bu arada aynı Necdet Öztorun'un, "Türkiye'nin Toplumsal Yapısı" kitabımın birliklerine girişi yasaklattığını da belirtmeliyim.

* * *

O günlerden, bu günlere...

Siyasal iktidarın Atatürk'ü yadsıdığı, çeşitli siyasal ve ideolojik grupların Atatürk'e saldırdığı, laik ve demokratik Cumhuriyet'in tehlikeye girdiği bir döneme geldik.

Hiç kuşkusuz bu olumsuzlukların arkasında, başta 12 Eylül 1980 darbesinin uygulayıcıları olmak kaydıyla, Atatürk'ü kendi baskılarına alet edenler, onu anlamayanlar, yaptıkları haksızlık ve hukuksuzlukları "Atatürkçülük" adı altında kamufle etmek isteyenler vardır.

* * *

Atatürkçülük bilim ve akıldır...

Atatürk'ün yaptıkları o günkü Türkiye'deki feodal-dinci tarım yapısını çağdaşlaştırmak için yapılması gerekenler, atılması gereken adımlardır.

Elbette bu günkü Türkiye 1920'lerin Türkiyesi değildir ve o zaman yapılanların bu gün de aynen geçerli olması olanaklı değildir...

Bu günkü Türkiye'de, yapılması gerekenler, Atatürkçülüğün yani aklın ve bilimin ışığında yapılması gereken demokrasiyi ve insan haklarını geliştirmek, ülkenin kalkınmasını ve çağdaşlaşmasını hızlandırmaktır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional