Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

25 Şubat 2013

Milliyetçilik Tartışmalarındaki Yanlış!

Olayları ve kavramları tarihsel bağlamlarından kopararak tartışmak insanı daima yanlışa götürür.

Ne yazık ki tarihsel olayların ve kavramların tartışılmalarında, güncel ölçü ve ölçütlerin ön plana çıkarılarak tarihsel bağlamlarından koparılmaları çok yaygın olarak, kimi zaman da kasıtlı bir biçimde yapılan yanlıştır.

Çok çarpıcı bir örnek, Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethederken neden bilgisayar kullanmadığı konusunda yapılabilecek bir eleştiri ile verilebilir!

Olayı biraz daha güncel tartışmalara yakınlaştırmak açısından yine Fatih Sultan Mehmed'in kenti fethettikten sonra niçin yağmaya izin verdiğinin eleştirilmesi de aynı bağlamda yanlıştır...

Çünkü o dönemde bütün din-tarım imparatorlukları ve elbette Osmanlılar da fetihten sonra yağma yaparak ordularını motive ederlerdi; bu bir gelenekti, zaten imparatorluklar da toprak zaptedilmesiyle yaşar ve büyürdü.

* * *

Ortaçağ din-tarım imparatorlukları çağıdır:

Savaşlar toprak için, ama görünüşte din ve Allah adına yapılmaktadır.

Hiçbir Ortaçağ imparatorluğu ve elbette Osmanlı, "emperyalist" olmakla suçlanamaz...

Çünkü o dönem imparatorluklarının yaşaması, gelişmesi, toprakların büyütülmesi üzerinedir ve bunu yapamayan tarih sahnesinden silinip gider.

Dönemin ideolojisi din ve mezheptir.

Hiçbir imparatorluk kendi dinini ve mezhebini dayattığı için günün koşulları çerçevesinde suçlananaz.

Hep belirttiğim gibi Osmanlı'nın emperyalizmi o dönemin en yumuşak emperyalizmlerinden biridir.

Ama Endüstri Devrimi dönemi gelip de ulusçuluk akımları ve ulus devletler ortaya çıkmaya başlayınca bu yönteminin bedelini çok ağır ödemiştir.

İşte Türkiye Cumhuriyet'i Osmanlı'nın bu gecikmesini telafi etmek için hızlı bir endüstrileşme ve elbette bu arada hızlı bir uluslaşma üreci başlatmıştır.

Bu süreç o dönemin egemen anlayışı ve siyasal modelidir.

Fakat Türkiye Cumhuriyeti bu işe geç başladığı için çok yol almasına karşın, henüz süreç tamamlanmadan, Endüstri Devrimi'nin de sonuna gelinmiş, yeni oluşan Bilişim Devrimi, dincilik, mezhepçilik ve ulusçuluk akımlarını, "Demokrasi ve insan hakları" bağlamında aşmıştır...

Aşmıştır ama onları reddetmemiştir de...

Tam tersine eşitlik ve özgürlük bağlamında bunları öne çıkarmıştır:

Birbiriyle eşit ve özgür etkileşimde olan kimlikler.

(Tabii bu kimliklerin ayırıcı niteliklerinin, aralarındaki geçmiş düşmanlıkların emperyalist güçler tarafından kontrol edilmek istenen bölge ve ülkelerde özellikle teşvik edildiğini de not etmek gerek. Biliyoruz ki "Böl ve yönet" ilkesi günümüzde bu yolla uygulanıyor!)

Şimdi Türkiye Cumhuriyeti bu değişime ayak uydurmaya çalışıyor.

Bu değişim günlerinde Atatürk dönemini "Milliyetçi" (ya da "Ulusçu" deyin fark etmez) olmakla suçlamak, Fatih Sultan Mehmed dönemini "Şeriatçılıkla" suçlamak kadar yanlıştır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional