Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

16 Eylül 2013

Yaşam Tarzına Müdahale Olmadı mı?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan sürekli olarak "Kimin hayat tarzına müdahale ettik ki" diye savunma yapıyor...

Sanki kimsenin hayat tarzına müdahale edilmemiş gibi!

* * *

Oysa biraz aşağıda Melis Alphan'nın dünkü yazısından alıntılar yapacağım, orada pek çok örneğe rastlayacaksınız...

Ama daha önce hemen aklıma gelen "en makro düzeydeki yaşam tarzı müdahaleleri" örneklerini sıralayalım:

1) Çocukların ilkokula başlama yaşı aşağı çekildi...

Aileler ve çocuklar perişan edildi...

Geçen yıl beş yaşında çocuklar ilkokula başlatıldı...

Sonuç tam bir fiyasko...

Bu yıl 5 buçuk yaşa kadar izin verildi...

Yine kargaşa devam ediyor...

2) Yine Milli Eğitim'de normal okullar bir gecede İmam Hatip'e dönüştürüldü ve öğrenciler kendilerini normal eğitim yerine İmam Hatip eğitimi içinde buldu.

Pek çok aile ve öğrenci ne yapacağını bilemiyor...

Kimi aileler en yakın "normal okulu" arıyor...

Kimisi kaderine boyun eğiyor...

Ama insanların en önemli yaşam tercihleri olan "çocuklarının eğitimine" makro düzeyde çok önemli müdahaleler olduğu kuşkusuz.

3) Üniversite giriş sınavlarında türlü yolsuzluk iddiaları ortalığa saçıldı, güya soruşturulacaktı, hiç bir haber yok...

Ama bu arada "Atı alan Üsküdar'ı geçti"!

Çocuklarımızın üniversite tercihleri hakkaniyetli bir biçimde gerçekleşmedi.

Bundan önemli müdahale olur mu?

4) İçki satışı konusu zaten belli...

Sadece yasadan söz etmiyorum:

Belediyelerin uyguladığı ruhsat sınırlamalarının sonuçlarına bakarsanız, Anadolu'da içki içilen lokanta aramaya kalkarsanız, ya da Boğaz'ın Anadolu yakasında içki satan bir dükkan ararsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

5) İnsanların okudukları gazetelere el kondu.

Bir gecede el değiştiren gazeteler muhalefetten veya tarafsızlıktan iktidar yandaşlığına geçti.

Bundan daha âlâ müdahale olur mu?

Gazetelerden yazarlar, yöneticiler kovuldu...

İnsanlar okudukları, izledikleri yazarlara ulaşamaz oldu!

Bundan daha âlâ müdahale olur mu?

6) Dünya çapındaki sanatçımız Mehmet Aksoy'un Kars'taki "İnsanlık anıtı" heykeline "ucube" diyerek bizzat Başbakan'ın yıktırmış olması hayat tarzımıza müdahale değil midir?

7) Başbakanın sezaryen ve kürtaj uyarılarından sonra, doğum yaparken sakatlanan, çocuğunu veya kendi hayatını kaybeden kadınlar neyin göstergesi acaba?

8) Başbakan'ın söylemlerinden güç alan köşe yazarlarının ve "muhafazakâr(!) vatandaşlırımızın" giyim kuşamdan, yemek içmeye kadar, yaşamın çeşitli alanlarında yoğunlaştırdığı "mahalle baskılarının" listesi zaten çok uzun!

9) Hele hele yasalarda yapılan değişikliklerle, gösteri yapan öğrencileri, gençleri, terör örgütü üyeliğinden hapse atmak, Silivri mahkemelerindeki uygulamalar, herkesin her an her yerde izlenmesi ve kaydedilmesi, Gezi Parkı Direnişi dolayısıyla ölen ve yaralananlar...

Doğrudan doğruya yaşam tarzımıza müdahale değil midir?

* * *

Şimdi bu makro çizgiler akılda olmak kaydıyla Alphan'ın "Yaşam tarzımıza bal gibi de müdahale ettiniz" başlıklı yazısındaki örneklere bakalım:

"BEYOĞLU'ndaki mekânlara art arda baskınlar yapıp masaları sokaklardan içeriye fırlattıysanız...

Yönetmelik çıkarıp içkiyi 24 yaşındaki koca adamlara, kadınlara bile yasaklamaya kalktıysanız...

'İçki içmeyin, üzüm yiyin', 'Aksırana, tıksırana kadar içiyorlar', 'Alkolünü al evinde iç' dediyseniz...

İçki reklamını, gece 22.00'den sonra içki satışını yasakladıysanız...

Televizyonunuzun genel müdürü çıkıp bir kadın sanatçıya 'Aşüfte' dediyse...

Aynı televizyon kanalı, konuk kadın sanatçının kolsuz elbisesini örttüyse...

Kızlar şort, mayo, külotlu çorap ve tayt gibi dans kostümleriyle yarı müzikal bir dizide boy gösteriyor diye bir kanala 400 bin lira...

Başka bir programda yarışmacılar dansöze para yapıştırdı diye 'Genel ahlaka ve Türk aile yapısına aykırıdır' diyerek 200 bin lira ceza kestiyseniz...

Dizilerde alkol ve dekolte var diye demediğinizi bırakmadıysanız...

'Dizilerdeki erotizmden irite oluyorum' ya da 'Ceza kesiyoruz ve dikkatle takip ediyoruz' diye buyurduysanız...*

...'Her kürtaj bir Uludere'dir. Her kürtaj cinayettir. Allah'ın verdiği canı sadece Allah alır' diyerek baskı kurmaya kalktıysanız...

Hamile kadınların eşine, babasına telefonla haber verdiyseniz...

...Kadınları faal olarak çalışma hayatına dahil etmek yerine eve hapseden politikalar geliştirdiyseniz...

...'Eşcinsellik akıl hastalığıdır' diyenleriniz olduysa...

...Gençlik trenlerinde, etkinliklerde kızlarla erkekleri ayrı dönemlerde kamplara aldıysanız...

'Ben zaten kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum' dediyseniz...

...İl eğitim müdürünüz kızlarla erkekler yurda aynı merdivenden çıkıyor diye rahatsızlığını ortaya koyduysa...

...Genç sevgililerin vapurda kucak kucağa oturmasından duyduğunuz rahatsızlığı dillendirdiyseniz...

Kızlarla erkeklere ayrı yüzme havuzları vaat ettiyseniz...

Metro istasyonlarınızda 'Lütfen ahlak kurallarına uygun hareket ediniz' diye anons yapıldıysa...

...William S. Burroughs'un 'Yumuşak Makine'si için 'Türk ahlak yapısına uymuyor' dediyseniz...

Steinbeck'in 'Fareler ve İnsanlar'ını sakıncalı bulup ahlaki incelemeye aldıysanız...

Vasconcelos'un 'Şeker Portakalı'nı okutan öğretmene soruşturma açtıysanız...

Edip Cansever'in şiirindeki 'Bir bira içmek istiyordu kaç gündür' dizesini sansürlediyseniz...

Yunus Emre'nin 'Bana Seni Gerek Seni' şiirinin en güzel dörtlüğünü çıkardıysanız...

Cemal Süreya'nın 'Üvercinka'sındaki 'sevişmek' sözcüğünü 'sevmek' diye değiştirdiyseniz...

Bir tiyatro oyununu 'Ahlaksız' diyerek mühürlettiyseniz..."

* * *

Evet Melis Alphan haklıdır...

Yaşam tarzımıza bal gibi mlüdahale edilmiştir ve edilmektedir!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional