Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

30 Nisan 2012

Hulki Cevizoğlu ile 4,5 Saat.

Sevgili Hulki Cevizoğlu ünlü "Ceviz Kabuğu" programını Karadeniz Tv'de sürdürüyor.

Karadeniz Tv, uydudan ve Dsmart'tan yayın yapan bir televizyon, iki aya kadar Digiturk'e de giriyormuş.

İzleyenler bilir:

Cevizoğlu, "ucu açık" program yapar...

Başlama saati bellidir ama bitiş saati belli değildir; program sürdüğü kadar gider.

Bizim program da saat 22'de başladı...

Ancak sabaha karşı 2:30'da bitebildi.

Saat 2 dolayında "Artık bitirelim" dedik ama izleyicilerden gelen ısrarlarla yarım saat daha uzattık.

Sanıyorum, programın tiryakisi olmuş bazı izleyiciler var; kaça kadar sürerse sürsün izliyorlar.

* * *

Aslında esas olarak son kitabım "ABD'nin Siyasal İslam'la Dansı"nı konuşacaktık.

Ama gerek son 28 Şubat tutuklamaları, gerek Türkiye'nin genel gündemi, kitaba yeterince eğilmemizi engelledi.

Gündem gereği, şu sırada mevcudu tükenmiş olan "28 Şubat ve Demokrasi" adlı kitabıma da bolca değindik.

Cevizoğlu çok deneyimli ve iyi bir televizyoncu elbette.

Konuğuyla sohbet ederken onu deşmeyi, gerekirse kışkırtmayı, güzel sorular sormayı, konuşmayı hem anlamlı hem de gerilimli hale getirmeyi çok iyi biliyor.

Üstelik belli konularda kendi görüşlerini de, ne kadar aykırı olursa olsun, sohbet adabı içinde, muhatabına ve izleyiciye cesurca aktarıyor.

Bu açıdan sohbetimiz son derece renkli, sürükleyici ve öğretici oldu benim açımdan...

Gelen telefonlar, twitter mesajları ve uzatma istekleri izleyicilerin de ilgiyle seyrettikleri izlenimini verdi.

* * *

Pek çok konuya değindik 4,5 saat boyunca.

Gerek Ortadoğu'daki durum, Suriye krizi, gerekse 28 Şubat gündemi ve darbeler, bizi ister istemez Amerika ve Amerika'nın Türkiye üzerindeki etkileri hakkında konuşmaya yöneltti.

Bu çerçevede ben, Türkiye'deki bütün darbelerde ABD'nin ya haberi ve onayı ya da doğrudan desteği olduğunu belirttim.

27 Mayıs 1960 darbesinde radyolardan Alparslan Türkeş'in okuduğu bildirinin "NATO'ya CENTO'ya bağlıyız" sözlerini anımsattım.

Ondan sonraki 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerinin esas olarak 27 Mayıs 1960 darbesine karşı ve doğrudan doğruya 27 Mayıs'ın getirdiği özgürlükçü anayasayı kaldırmaya yönelik olduğunu belirttim.

Ordu görünüşte aynı orduydu ama, müdahalelerin hedefi yüzseksen derece tersti.

Tabii, AKP'nin hem parti hem de siyasal iktidar olarak 28 Şubat 1997 müdahalesinin bir sonucu olduğuna da değindik.

28 Şubat doğrudan bu amaçla yapılmamış olsa bile, sonucu ortada!

Bu çerçevede askerler kadar sivillerin de demokrasiyi, temel hak ve özgürlükleri ne denli özümlediklerini sorguladık...

Ben Cumartesi günü Cumhuriyet'te yayınlanan "Milli İrade'nin Sınırları" başlıklı yazımdaki görüşlerimi dile getirdim.

(Bu arada anımsatayım, Cumhuriyet Portal yenilendi. Hem güncel haberler anında, hem de gazetedeki yazarların köşe yazıları serbestçe izlenebiliyor. Büyük gazetelerin yer vermediği önemli haberleri ve yazarları izlemek için her gün bakmanızı öneririm.)

Üzerinde durduğumuz bir başka konu, 28 Şubat 1997 sırasındaki siyasal ve toplumsal ortamdı.

Ben kısaca, Çiller'in DYP Genel Başkanı olarak 1995 seçimlerindeki propagandasını "Refah Partisi şeriatçı fikirleri savunduğu için PKK'dan bile tehlikelidir" görüşü üzerine dayadığını ve bu nedenle de RP ile koalisyon yapınca partisinin içinde bölünmeye kadar giden büyük rahatsızlıklar yaşandığını anımsattım.

Eğer bu rahatsızlık ve Cindoruk'un liderliğindeki bölünme olmasaydı, DYP-Refah koalisyonunun devam edebileceğine dikkati çektim.

Daha pek çok ilginç konuya değindik.

Meraklısı internetten programın videosunu izleyebilir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional