Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

24 Eylül 2012

Davutoğlu'nu Eleştirdiğim Yazıya Gelen Bazı Mektuplar.

Sevgili okurlarım, Cumhuriyet'te Aydınlanma köşemde, 20 ve 22 Eylül tarihlerinde Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun "Ulusçulukla Hesaplaşma" tezi üzerine iki eleştiri yazısı yazdım.

Birinci yazı Davutoğlu'nun Hürriyet'te çıkan röportajını özetliyordu.

Asıl eleştirilerim, olumlu bulduğum hususlar da dahil olmak kaydıyla, 22 Eylül'de yayınlandı.

Özellikle bu ikinci yazıya birçok yorum aldım sevgili okurlarımdın.

Bunların arasında ilginç bulduğum ve "yayınlanabilir nitelik taşıyan" birkaç tanesini aşağıda, (bazen giriş ve sonuç cümlelerini çıkararak, bazen de yayınlanmasını sakıncalı gördüğüm bölümleri atarak) özetliyorum.

Kullandığım metinler, elektronik postamdan aynen aktardığım biçimleriyle, biraz sıra dışı bir imla ile yer alacak; otantisiteyi korumak için! Çünkü bazı okurlarım yurt dışından farklı klavyelerle yazmışlar görüşlerini.

Kendilerinden izin almadığım için, mektuplarını yayınladığım sayın okurlarımın sadece ad ve soyadlarının ilk harflerini yazdım.

Onlar kendilerini anlayacaklardır.

* * *

L. K.:

Sayin Davuroglunun son yaptigi gazete söylesisindeki saptamalari konusundaki yaklasiminizdan yola cikarak; anlamakta zorlandigim ve insani celiskiye iten bir anlam kargasasi oldugu ve sizinde belirttiginiz gibi temelde ideolojik bakis acisina dayali bir önyarginin hakim oldugu cok belirgin ve acik.

Haddim olmayarak ve bagislamaniz düsüncesiyle aklima takilan ve insani hayrete düsüren belirgin celiski aslinda kendisini ilk anda ele veriyor sanki.

"19. yy ideolojisi olan ulusçuluk Avrupa'da feodalite ile bölünmüş yapıları bir araya getirip ulus devletleri doğurdu. Bizde ise tarihten gelmiş organik yapıları dağıtarak geçici ve suni karşıtlıklar ve kimlikler ortaya çıkardı. Hepimizin bu ayrıştırıcı kültürle hesaplaşma zamanı geldi."

Yukaridaki ifade belirgin anlamda ulusculuk adina konulan belirgin olumsuz tavrin yaninda, ulusculugun feodaliteye son vermesi ve dagilan yapiyi birlestirmesi bakimindan ve insana birey olma özelligini vermesi acisindan ve ayni zamanda diyalektik olguya dayanmasi nedeniyle tarihsel sürecin insan odakli toplum odakli bir olmazsa olmaziyken, sayin Davutoglunun bilincalti mekanizmasinin tahlil kabiliyetini aciga vuran bir degerlendirmeyi de önümüze koyuyor. Ümmet zihniyetinin dine dayali bakis acisi zaman, olaylar, insan, toplumlar ve gelismislik sürecine tek yönlü baktiginin bir göstergesi.

Madem ki ulusculuk dagilan yapilari bütünlestirdi ve bireyin ulusal anlamda aidiyetine olanak sagladi ve ayni zamanda kisitli da olsa özgürlükler sunduysa neden ve neyle hesaplasacaksin?

Eskiye ilkel olana ümmetci toplumun kulluk bilincine duyulan özlemin, akademik dille temize cekilmesi gibi bir durum anladigim kadariyla.

Ancak ayni zihniyet bugün ulusculukla elde ettigi kazanimlara ve cumhuriyetin sundugu olanaklara ragmen hangi düsüncenin robotlasmis temsilciligini yapar anlamak mümkün degil Hocam.

Tekke ve zaviyelerin, cemaat ve tarikatlarin İslam adina yaptiklari dinsel istismarin sonuclarina dayali anlamli bir turnusol kagidi bugün yasadiklarimiz.

* * *

V. Ç. A.:

Sayın Kongar;

Bu günkü yazınızı ve Dışişleri Bakanı'nın konuşmasından alıntıları okuyunca birden aklımda Altan Tan'ın "Kürt Sorunu" isimli kitabında okuduklarım canlandı.

Hatta biraz düşününce de muhtemelen ya Davutoğlu'nun bu kitabı iyi okumuş ya da konuşmayı Altan Tan ile beraber hazırlamış olabileceği olasılığı belirdi kafamda.

...

Gün apaçık kurtuluş savaşı ile kesintiye uğrayan bir harekatın tekrar kaldığı yerden yürürlüğe konulduğu gündür.

O zaman da ordu silahsızlandırılmış, işgal kuvvetleri ellerinin kollarını sallayarak, davul-zurna eşliğinde İstanbul'dan işgale başlamışlardı. Bu gün ise ordunun komuta kademesi bertaraf edilmiş, emperyalist güçlerin maşası terör örgütlerinden birisi olan PKK yine elini kolunu sallayarak davul-zurna eşliğinde Habur'dan girip Ovacık, Şemdinli, Hakkari yörelerinde bayrağını dalgalandırmakta ve bu bölgeleri kurtarılmış bölge ilan etmektedir.

...

Onların kafasında sadece ve sadece bu fikir vardır. Çağ hangi çağdır, onların ellerine kutsal kitabı tutuşturanlar onların halklarına nasıl bir felaketi hazırlamaktadır, onları hiç ilgilendirmez.

...

Bense sadece utanıyorum ve eziyet çekiyorum.

Herhalde bu da sizin akademisyen yanınızın size verdiği olgunluktan olsa gerek. Saygılarımla.

* * *

Ö. M.:

Emre bey merhaba,

Başlıktaki her iki yazınızda harikaydı. Tarzınız çok kuvvetli ve akıcı.

Keşke bilinçsizse ve takım tutar gibi hükümeti destekleyenler de sizi okusa ve izlese.

Yıllardır tüm çevreme söylüyorum. Bu ülkede cumhurbaşkanı olması gereken kişisiniz.

Sizden daha çok faydalanmak gerekiyor.

Çok teşekkürler.

* * *

F. A.:

Sayın Kongar,

Davutoğlu'nun organik yapı dediği, Ermenilerin, Rumların, Süryanilerin, henüz milliyet kavramının gelişmediği ve dinen azınlık oldukları dönemlerde, Osmanlı'nın azınlıklara uyguladığı kendine has ayrımcılığı "ister istemez" kabullenmiş olmaları. Yani mesela " şu meslek Hristiyanlara yasak" gibi, "Yahudiler şu kıyafeti giyecek" gibi, "şu şu mezhepten olanlar askerlik yapmayacak" gibi, "şuna şu, buna bu kanun uygulanacak" gibi açıkça ayrımcı ve insanı temel almayıp dini ve toplumsal konumu temel alan, bugün itibarıyla açıkça çağdışı, ayrımcı, ilkel olarak görülmesi gereken uygulamalar.

Zaten Avrupa'da ulus devletler ortaya çıkar çıkmaz bu unsurlar da ayrılma telaşına düştü.

İmparatorluğun dağılmasının nedeni de birincil olarak budur.

Davutoğlu'nun kendi dogmatik düşünce yapısı gereği ifade ettiği gibi, 3-5 jöntürk öyle istedi diye yıkılmadı o imparatorluk.

Davutoğlu bir entellektüel değil. ...

* * *

S.T.:

Sayın Hocam ,

Benim düşüncem şu:

Davutoğlu bilim adamı, akademisyen olmaktan çıkmış politikacı olmuştur.

Görevi RTE'nin dış politika eylemlerini rasyonalize etmektir. Böylelikle RTE, kendi seçmeni gözünde olumsuz duruma düşmekten, sorumluluğu Davutoğlu'na atarak kurtulmaktadır.

İşler sarpa sardığında Davutoğlu'nu görevden alarak sorumluluktan kurtulmayı planlamaktadır.

...

* * *

Evet sevgili okurlarım, bazı yorumlar bunlar.

Anlaşılan okurların bir bölümü, Davutoğlu'nun akademik kimliğine saygı ile vurgu yapmama kızmış...

Ama ne yapalım, ben öyle hissediyor ve düşünüyorum.

Ama bu duygu ve düşüncelerim, onun fikirlerini eleştirmeme engel değil.

Başka yorumlarınız varsa, yollayın, onlardan çok yararlanıyorum.

Her zamanki gibi okurlarıma derin sevgi ve saygılarımla...


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional