Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

20 Ağustos 2012

Kılıçdaroğlu'nun İşi Zor.

2011 genel seçimlerinde Kılıçdaroğlu çok iyi isimleri Meclis'e taşıdı.

Aslında bir büyük koalisyon oluşturdu parti içinde:

Hepsi kendi alanlarında ünlü, başarılı, çeşitli kesimlerden ve görüşlerden insanlar, kendi yörelerinde sevilen kişiler...

Örneğin Mehmet Haberal gibi dünya çapında bir cerrah ve Zonguldak...

Örneğin Mustafa Balbay gibi bir gazeteci ve İzmir...

Örneğin Hüseyin Aygün gibi bir hukukçu ve Tunceli.

Bu örnekleri pek çok isim ve kent açısından çoğaltmak olanaklı.

Elbette devraldığı yönetimden gelen eski isimlere de yer verdi yenilerle birlikte.

Böylece parti içinde bir "büyük yelpaze" oluştu.

Seçimlerden sonra yazdığım çeşitli yazılarda Kılıçdaroğlu'nun en büyük zorluğu bu büyük yelpazeyi bir orkestra şefi gibi ahenkli bir biçimde yönetmekte yaşayacağını vurgulamıştım.

İşte şimdi Hüseyin Aygün olayında bu zorluk tümüyle ortaya çıktı:

Parti içindeki çeşitli kesimler farklı tavırlar sergiliyor...

Adeta bir "çatlama havası" seziliyor!

* * *

CHP gibi Sosyal Demokrat bir kitle partisinde, iktidar adayı olan bir ana muhalefet partisinde, yelpazenin geniş tutulması ve çeşitli görüşlerin temsil edilmesi doğaldır, partiye güç verir.

Sorun, önemli kriz anlarında bu farklı görüşlerin ahenkli bir biçimde yönetilme becerisinin gösterilmesidir.

Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ve onun medyadaki yandaşlarının bütün tahriklerine, kışkırtmalarına karşın bugüne kadar ırkçı-milliyetçi ve dinci-mezhepçi tuzaklara düşmemiş, demokratik, laik, cumhuriyetçi çizgisini, genel insan hakları bağlamında sürdürebilmiştir.

Şimdi bu son krizi nasıl yönetecek tam kestirmek olanaklı değil...

Çünkü farklı gruplar arasındaki çatlak, tabana da yayılma eğilimi gösteriyor...

Bana bile pek çok okur mektubu geliyor, Kılıçdaroğlu'nu eleştiren ya da destekleyen, ama esas olarak farklı görüşleri keskinleştiren ve benim de tavrımı öğrenmek isteyen!

* * *

Türkiye'nin önündeki en önemli sorun ise "Korku imparatorluğuna" son verilmesi...

Artık iyice yaygınlaşan ve müzminleşen adaletsizliklerin durdurulması...

Üniversiteler, medya ve benzeri kurumlar üzerindeki baskıların kaldırılması...

Yeniden demokratik ve laik, sosyal hukuk devletinin işletilmesidir!

Kanımca bu yakın hedef ve bu hedefi gerçekleştirmek için gerekli olan iktidarı kazanmak, bütün öteki sorunların önünde gelir, çünkü onların da çözümü de buna bağlıdır.

Kılıçdaroğlu'nun, önündeki bütün güncel sorunları, bu genel hedefi işaret ederek...

Partinin ve farklı grupların (tabii ki örgütün ve tabanın) bütün enerjisini bu genel hedefe yani Türkiye'nin demokratikleştirilmesine kanalize ederek aşması, hem gerçekçi hem de işlevsel görünmektedir.

Bu nedenle, her somut ve güncel sorunu, Türkiye'nin yeniden demokratikleştirilmesi bağlamında ele alması, hem parti içi bütünlüğü ve ahengi sağlayacak, hem de temel hedeften sapılmasını önleyecektir diye düşünüyorum.

Unutmayalım ki terör kadar, adaletsizlikler, eğitim sistemindeki skandal değişiklikler, milyonlarca aileyi tedirgin etmiş ve çaresiz bırakmıştır.

Terör, adalet, eğitim, medya ve benzeri temel güncel sorunların, AKP'nin antidemokratik, dayatmacı ve toplumun müsamaha sınırlarını zorlayıcı tutumundan doğduğunu vurgulamak sanıyorum bu arada yapılabilecek en doğru iştir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional