Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

16 Temmuz 2012

Yeni CHP, Yeni Program: Altıncı Yenileşme Atılımı.

Salı günü başlayacak CHP Kurultayında yeni bir atılım gündemde:

Hem yeni kadrolar belirlenecek hem de yeni bir program tartışılacak...

Ve Yeni CHP önümüzdeki seçimlere bunlarla gidecek!

Hayırlı olmasını diliyorum.

* * *

Medyamızın yandaş kalemleri "Yeni CHP" kavramının üzerine atlayıp, onu "AKP'lileştirmek" için ellerinden gelen çabayı gösteriyor.

Önerdikleri her sözde yenilik(!), CHP'yi AKP politikalarını kabul etmeye yönlendiriyor.

Adeta CHP için yeni bir "yol haritası" yeni bir "parti programı" öneriyorlar.

Kılıçdaroğlu ve ekibi bu tuzağa şimdilik düşmedi.

Ama öyle bir saldırı, öyle bir yaylım ateşi altındalar ki, etkilenmemek olanaklı değil...

Dilerim muhalefet olmanın asıl görevinin, iktidar partisinin uygulamalarına alternatif çözümler üretmek olduğunu hiçbir zaman unutmazlar.

* * *

CHP'nin sorunu halkla diyalog kuramamasında...

İyi bir yönetim kadrosu, iyi bir vitrin ve çalışkan bir örgütle CHP halka ulaşabilse, sadece elindeki programla bile mükemmel bir iktidar adayı olur.

Çünkü Türkiye'de yazılmış, ileriye dönük değişimi simgelemeyen, halkın istek ve beklentilerine yanıt verebilecek, küreselleşmeyle uyumlu, küreselleşmenin yarattığı sorunlarla da başa çıkabilecek en iyi siyasal programlardan biri CHP programıdır.

"Nereden biliyorsun?" derseniz, hem kimsenin pek de zahmet etmediği bir işi sürekli yapıyorum; mevcut program dahil CHP'nin bütün siyasal belgelerini, metinlerini okuyorum, hem de bu programın özünün oluşturulmasında geçmişte küçük bir katkım olmuştu.

* * *

Bilindiği gibi klasik CHP programı zaman içinde geliştirilen Altı Ok üzerine kuruluydu:

Temelinde Ziya Gökalp'ın görüşlerinin yattığı "Dokuz Umde" ile çağdaşlık yoluna halkçılık ve hukuk devleti kavramlarıyla çıkan CHP, 1927 yılında Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik ve Laiklik ilkelerini kabul etti.

Daha sonra, 1935'te bu dört ilkeye Devletçilik ve İnkılâpçılık ilkeleri de eklenerek ünlü "Altı Ok" oluşturuldu.

Bugün sözde demokratların, sahte liberallerin "Jakobenlikle", "tepeden inmecilikle", hatta utanmadan "faşistlikle" suçladıkları bu Altı Ok, Türkiye'yi Tek Parti Yönetimi'nden Çok Partili Rejim'e taşıyan CHP'nin özüydü.

Bir başka deyişle, bir din-tarım İmparatorluğu olan Osmanlı'nın geri kalmış, yarı sömürge olmuş feodal enkazından yepyeni bir Türkiye'ye, çağdaş bir topluma ve Çok Partili Demokrasi'ye geçiş bu Altı Ok sayesinde gerçekleştirilmişti.

İşte Altı Ok, bu yeni devletin, geri kalmış, feodal bir din-tarım imparatorluğunu çağdaş bir ulus devlete dönüştürmesinin programı, kısa yoldan bir devrim yapmanın formülüydü.

* * *

CHP, parti olarak ilk şoku 1950 seçimlerinde iktidardan düşünce yaşadı.

Siz bugünlerde "Büyük Değişim" filan diye gürültü koparanlara bakmayın.

Asıl "Büyük Değişim" 1950'de yaşanmıştı.

CHP kendi yarattığı bu dönüşümün şaşkınlığını üzerinden atamadan, 1954 seçimlerinde bir darbe daha yedi, iyice küçüldü.

Bu arada Demokrat Parti demokrasiyi geliştireceğine, üst üste iki seçimi, üstelik oylarını da arttırarak kazanmanın getirdiği rahatlık ve sanki bir daha iktidardan gitmeyecekmiş gibi bir güven içinde "Milli irade benim" anlayışı ile hızla bir "Çoğunluk diktatörlüğüne" doğru yol alıyordu.

CHP'de tam bir panik ve dağılma havası egemendi.

Genel Sekreter Kasım Gülek demir asa demir çarık Anadolu'yu gezerek bu bozgun havasını engellemeye çalışıyordu.

1957 seçimlerinde Demokrat Parti yüzde 50'nin altına düştü ve iktidarı kaybedeceği korkusuna kapıldı.

Kendisine oy vermeyen Kırşehir ilini ilçe yaparak cezalandırmaktan tutun da muhalif gazetecileri ve muhalif politikacıları hapse atmaya kadar her türlü diktatörce davranışı hızlandırdı.

Güya "partiler üstü" bir "Vatan Cephesi" hareketi başlattı ve ülkeyi resmen böldü.

Bu bunalımda CHP demokrasiyi sahiplendi.

Böylece Türkiye'yi demokratikleştirme misyonunu tarihsel sorumluluğunu bir kez daha yüklendi:

İktidara geldiği takdirde uygulayacağı yapısal demokratik reformları açıklayan bir "İlk hedefler beyannamesi" yayınladı.

Bu aslında CHP'nin ikinci yenilenme hareketiydi.

Birinci yenilenme hareketi Çok Partili Rejime geçiş için alınan kararlarla yaşanmıştı.

Unutmayalım ki CHP Türkiye'yi Çok Partili Düzene geçiren iktidardır.

Bu anlamda Cumhuriyet tarihindeki en büyük demokratik atılımın sahibidir.

Ne yazık ki Demokrat Parti CHP'nin büyük bir devrim yaparak muhalefete tanıdığı serbest seçim ve iktidar olanağını kötü kullandı.

Menderes'in diktatörce gidişi 27 Mayıs 1960 askeri darbesine yol açtı...

Ve maalesef, Demokrat Parti'nin Vatan Cephesi ile başlattığı "bölücü" hareket, 27 Mayıs darbesi ile üç Demokrat Parti liderinin idamı sonucunu doğurdu ve günümüze kadar gelen "kanayan bir siyasal yara" halini aldı.

Fakat bu darbe sonunda kabul edilen 1961 Anayasası gerçekten çağdaş demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini kuran bir anayasa niteliği taşıyordu...

Ve bu anayasanın arkasında CHP'nin ilan ettiği "İlk hedefler beyannamesi" vardı.

* * *

CHP'nin ilk yenilenme hareketi, Çok Partili Düzeni...

İkinci yenilenme hareketi de 1961'de kabul edilen çağdaş 1961 Anayasası'nı gerçekleştirmiş oldu.

CHP'nin değişimcilik geleneği devam etti...

Dünya ve Türkiye değişiyor, CHP de ona uygun yapısal değişiklerin peşinde koşuyordu...

Bülent Ecevit ve "Ortanın Solu" hareketi böyle doğdu.

Değişen Türkiye bu harekete tam destek verdi.

Bülent Ecevit önce tarihsel CHP lideri İsmet İnönü'yü kurultayda yendi, sonra da seçimleri kazanıp, MSP ile ortaklık kurarak iktidara geldi.

Böylece CHP, üçüncü yenilenme hareketi ile de Türkiye'yi dönüştürme misyonuna devam etti.

Ecevit, 1977 yılında seçimlerden önce dördüncü yenilenme hareketine girişti.

CHP programını, küçük bir grup bilim insanı ile yeniden yazdı.

Ben de, Cahit Kayra'nın bir araya topladığı o küçük grubun içinde olduğum için bugünkü CHP programının özünü iyi bilirim.

CHP'yi 1977 seçimlerinden sonra yeniden iktidara taşıyan o program, klasik Altı Ok ilkesine eklenen altı tane daha çağdaş ilkeye dayanıyordu.

Bu ilkeler şunlardı:

1) Özgürlük.
2) Eşitlik.
3) Dayanışma.
4) Emeğin üstünlüğü ve bütünlüğü.
5) Gelişmenin bütünlüğü ve etkinliği.
6) Demokratikleşme.

İşte CHP'yi iktidara taşıyan yeni altı ilke bunlardı.

Bu ilkeler Küreselleşen dünyanın sorunlarıyla karşı karşıya olan bugünkü değişen Türkiye'de geçerlidir.

CHP'nin sorunu bu ilkeleri, enerjik bir çalışmayla, anlamlı projelerle, halka diyalog kurarak topluma mal edememesidir.

Bunun nedeni de CHP'nin örgüt ve gönül kapısını küçük bir grup dışında herkese kapatmış olmasıydı.

Kılıçdaroğlu gerek çalışkanlığı, gerek halkla diyalog kurma yeteneği ve gerekse oluşturduğu kadro ile CHP'nin örgüt ve gönül kapılarını geniş kitlelere yeniden açmış görünüyor.

* * *

CHP'nin Türkiye'yi demokratikleştirme misyonu, 1980 sonrası kapatılan partilerden dolayı yoluna SHP ile devam etti.

Buna CHP'nin demokratikleşme yolundaki beşinci yenilenme hareketi de denilebilir.

Türkiye'yi kasıp kavuran bir şiddet dalgası...

Onu izleyen ve her türlü solu bastıran bir askeri darbe...

Devleti ön plana çıkaran, temel hak ve özgürlükleri sınırlayan ve kısıtlayan bir anayasa...

Değişen dünya koşulları...

Küreselleşme...

Değişen Türkiye...

Yükselen PKK terörü...

Ve bu ortamda Erdal İnönü'nün liderliğinde, siyasal yasaklara karşı mücadele eden bir SHP!

SHP'nin çabalarıyla taçlanan demokratikleştirme hareketi, sonunda liderlerin yasaklarını da kaldırdı, kapatılmış olan partileri de açtırdı.

Siyasal haklarına kavuşan Deniz Baykal'ın siyasete dönüşü...

Açılan CHP'nin başına geçmesi...

Baykal'ın küçücük CHP'sinin yerel seçimlerde SHP'nin adaylarından oy çalması ve İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerin belediye başkanlıklarının Refah Partisi'ne kaptırılması, yani bugünkü AKP'nin yükseliş temelleri...

SHP lideri Murat Karayalçın'ın büyük fedakarlığıyla gerçekleştirilen SHP-CHP birleşmesi...

Ve CHP'nin Baykal liderliğinde yoluna devam ederken...

Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanı olması!

Böylece CHP, altıncı yenileşme hareketini başlatmıştır!

* * *

Kılıçdaroğlu gerek bugüne kadarki başarılı performansı gerekse söylemleri ile CHP'nin Türkiye'nin demokratikleştirilmesi yönündeki misyonunu yarınlara da başarıyla taşıyabilecek bir lider umudu yarattı.

Bugüne dek parti içindeki çatışmaları aşmakta gösterdiği başarı...

AKP ve yandaşlarının "sadık muhalefet" söylemleriyle süsledikleri tuzaklara düşmemesi...

Yine özellikle Başbakan'ın sürekli kullanamaya çalıştığı mezhep tuzağına düşmeyişi...

Ve en önemlisi, "Türkiye'deki korku imparatorluğunu yıkacağız" ifadesi...

CHP'nin tarihsel olarak yüklenmiş olduğu Türkiye'nin demokratikleştirilmesi görevi açısından büyük bir umut veriyor.

Evet, Türkiye'de terör var...

Evet, Türkiye'de işsizlik var...

Evet, Türkiye'de büyüyen gelir adaletsizliği sorunu var...

Ama bütün bunların üzerinde...

Hepsini örten...

Toplumu bir karabasan gibi pençesine alan...

Bir "Korku imparatorluğu" var!

Bu imparatorluğun çökertilmesi CHP'nin birincil görevidir.

Kılıçdaroğlu bu görevi açıklıkla dile getirdiği için umut veriyor.

Dilerim Kılıçdaroğlu'nun dile getirdiği bu umut CHP örgütleri tarafından seçmene iyice anlatılır...

Gönlünün ve örgütlerinin kapılarını herkese açan bir CHP, Türkiye'nin demokratikleştirilmesi konusunda halkın da umudu olur...

Oluşturacağı somut projelerle seçmeni ikna eder...

Ya iktidarda, ya da iktidarı yola getiren güçlü bir muhalefet olarak, demokratikleşme yolunda Türkiye'nin önünü açar.

Salı günü toplanacak kurultay bu umudu gerçekleştirecek somut adımların atılması, projelerin ortaya konması için bir fırsattır...

Dilerim anlamsız ideolojik tartışmalar ya da sandalye kavgalarıyla heba edilmez!

* * *

Siyaset, sorun çözme yeri ve sorun çözme yöntemidir.

Siyasetin en etkilisi ise demokratik siyasettir.

Demokratik siyasetin yollarını tıkayan bir "Korku İmparatorluğu" Türkiye'nin sorunlarının çözülmesini de engellemektedir.

Bu nedenle CHP'nin birincil ve birinci hedefi "Korku İmparatorluğunun" yıkılması, demokratik siyasetin egemen kılınması ve böylece Türkiye'nin demokratikleştirilmesidir.

Bütün öteki sorunların çözümü bu demokratikleştirme sürecinde çok daha kolaylaşacaktır...

Kılıçdaroğlu bu umudu yaratmıştır!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional