Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

12 Kasım 2012

Liberaller de Ergenekon Denilen Davaya Karşı.

Kaldırılmış olan ama yargılamalara devam eden Silivri davalarında mahkemelerin yaptıkları artık bu davalara zaman zaman öncülük etmiş olan, zaman zaman büyük destek vermiş olan liberalleri de isyan ettirdi.

Belge olması açısından, dün Cumhuriyet'te çıkan yazımda bazı bölümlerini aktardığım Hasan Cemal'in Milliyet'teki 9 Kasım tarihli yazısını, tümüyle aşağıya alıyorum.

Ayrıca bu konu ile ilgili olarak Ali Bayramoğlu'nun, Cengiz Çandar'ın da yazıları ve Mehmet Altan'ın söyledikleri ile Taraf gazetesinin yaptığı suç duyurusu da var.

İlerde Cumhuriyet'te bütün bunları kapsayan bir başka yazı planlıyorum; bu nedenle bugün Hasan Cemal'in yazısı ile yetineceğim.

* * *
Hiç utanmıyor musunuz, ne yazık!

Evet, hiç utanmıyorlar. Hoşlanmadıkları fikirleri bastırmak için, düşüncelerini beğenmedikleri kişileri itibarsızlaştırmak için her yolu mübah görüyorlar. Hedef gösteriyorlar. Kara çalıyorlar. Linç kampanyaları açıyorlar. Yetmedi, ucu siyasal cinayetlere kadar varan 'operasyon'lar düzenledikleri de oluyor.

Eski zamanlarda adımız 'komünist'e çıkmıştı. Bağırırlardı:

"Moskova'ya, Moskova'ya!"

Gün geldi, KGB ajanı ilan edildiğimiz dönemleri yaşadık.

Berlin Duvarı yıkıldı, Soğuk Savaş bitti, işler değişti. Bu sefer Moskovacılık noktalandı, Amerikancılık devreye sokuldu.

Kimliklerin, dillerin, kültürlerin ya da kısaca farklılıkların inkarına karşı koymaya, tarihle yüzleşmekten söz etmeye başlayınca, bu defa 'CIA ajanlığı'yla, 'AB muhipliği'yle damgalamaya başladılar.

'Kürt sorunu'nun gitgide derinleşmesi ve PKK'nın sahneye çıkmasıyla, adımız bu kez 'bölücü'ye çıktı.

Türklerle Kürtlerin 'eşitliği'nden söz ettikçe, birinci sınıf demokrasi ve hukuk devleti diye inat ettikçe vatan haini diye kara çalmaya başladılar.

Hiç değişmediler.

Susturmak için, korkutmak için, caydırmak için her yolu denediler.

1990'larla 2010'ların 'andıç'larını da böyle yaşattılar.

Hiç utanmadılar.

Kimdi onlar?

İktidar odakları...

Güç odakları...

Derin devlet...

Devletin, siyasal iktidarın içinde şöyle ya da böyle mevzilenmiş, demokrasiydi, hukuktu, insan haklarıydı hiç takmadan, hiç umursamadan 'devletin ali menfaatleri'ni savunmayı meslek edinmiş, "Mevzu bahis olan vatansa, gerisi teferruattır!" zihniyetini şiar edinmiş odaklar...

Evet, hiç utanmıyorlar.

Hoşlanmadıkları görüşleri, fikirleri bastırmak için, beğenmedikleri düşünce sahiplerini itibarsızlaştırmak için her yolu mübah görüyorlar.

Hedef gösteriyorlar.

Kara çalıyorlar.

Linç kampanyaları açıyorlar.

Yetmedi, ucu siyasal cinayetlere kadar varan 'operasyon'lar düzenledikleri de oluyor.

Yetmedi, devletin elinde rehin bazı zavallıları kullanıyorlar; kendi elleriyle ağızlarına koydukları yalanları kusmaları için...

Dün de yaşadık bunları.

Bugün de yaşıyoruz.

Ne yazık ki öyle.

Bu yazıyı yazmak içimden gelmedi.

Kaç gün kendimi tuttum.

Bir ara çok daha sert, çok daha somut bir yazı yazacaktım.

Vazgeçtim.

Yakın geçmişte yazdıklarımı tekrarlamak sıkıcı, usanç verici geldi.

Ayrıca, neyi savunacaktım ki? Yapılanlar utanç vericiydi.

O kadar.

Ali Bayramoğlu'nun dün Yeni Şafak'taki yazısında dediği gibi:

"Devletle, daha doğrusu 'derin devlet'le birçok kez karanlık ve tehlikeli işbirliği yapmış bir suçlu, çıkıyor, ülkenin en ciddi davalarından birisinde, dosyayla hiçbir ilgisi olmayan bir konuda ve 'bir bilen' edasıyla ülkenin önde gelen gazetecilerini, gazetelerini, aydınlarını suçluyor.

Bu suçlamalar ciddiye alınırcasına, haberlerde, yorumlarda kendisine yer bulabiliyor. Toplum ahlaksız ve kirli bombardımanıyla yıkanmaya çalışılıyor.

Güç kavgasındaki 'adamlar' bu ithamlardan besleniyor.

Bu, tam 'siyasi pornografi'dir.

Bu, düşünce insanlarının, yazarların, aydınların, daha da öte bizzat düşüncenin 'kriminalize' edilmesi halidir.

Bu hal, demokrasi yolunda ilerlediğini iddia eden bir ülke için utanç vericidir."

Soruyorum yine:

Hiç utanmıyor musunuz?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional