|
Kitaplar Sürekli Yazılar Kitap Söyleşileri Yazılanlar |
AYDINLANMA EMRE KONGAR DENİZ GÖKTAŞ VE "ESKİ TÜRKİYE'DE ÖZGÜRLÜK"
Bugün köşemi, haksız ve hukuksuz olarak tutuklanmış ve/veya mahkûm edilmiş olan bütün "içerdekilere", "onları unutmadığımızı" anımsatmak için, halkına hizmet etmek amacıyla çalışırken tutuklanmış olan, tanımadığım bir akademisyene tahsis ediyorum: Doç. Dr. Buğra Gökçe, parmaklıkların arkasından, bir komedyene, Deniz Göktaş'a yapılan adaletsizliğe, "Eski Türkiye" denilen AKP İktidarı öncesindeki "özgürlük ortamını" anımsatarak, isyan ediyor! * * * @gokcebugra Biz küçükken Devekuşu Kabere vardı. Zeki Alasya - Metin Akpınar ve müthiş bir kadro, yasakları, yozlaşmayı, güncel politik durumu, siyasetçileri alabildiğine eleştirirdi. Darbeciler de payını alırdı, siyasetçiler de. Bir kere tutuklandıklarını hatırlamıyorum. Demirel ve Özal'ın bizzat gidip oyunları izlediği bilinir. Uğur Yücel stand-uplar yapardı. Müthiş taklit yeteneği vardı. Siyasi hicvederdi. Başka birçok sanatçı, yazar, düşünür de eleştirilerini serbestçe yapardı. Gırgır onbinler satıyordu. Bu bize özel de değildi. Babalarımızın, büyüklerimizin zamanında Marko Paşa , Akbaba gibi dergiler vardı. İsmet Paşa'yı bikiniyle çizmişlerdi. Bu yüzden ifade vermeye çağrılmadılar. Kahkaha, espri, şaka, neşe güzel şeylerdir. Sadece bireysel düzeyde değil, kamu açısından da önemli bir işlevi vardır: Siyasetçilere, devlet adamlarına, haşmetli koltuklarda oturanlara birer fani, ölümlü ve bizden biri olduklarını hatırlatır. Bir anlamıyla mizah, geniş anlamda sanat, "kudretli olan"lara o kudretin halktan kaynaklandığını gösterir. Yöneticiler halktan biridir, kutsal değildir, ilahi değildir. Sahip oldukları her şey halk tarafından kendilerine verilmiştir. Görevleri de halka hizmet etmektir. Bundan büyük de bir şeref yoktur, o yüzden "halka hizmet hakka hizmettir" diye de bir deyişimiz var. Deniz Göktaş ne yaptı?Sadece bazı beyanlarda bulundu. Bir sanat eseri ortaya koydu. Yazılı bir metni, bir hikayeyi etkili bir şekilde izleyici ile paylaştı. Bundan ne zarar çıkar? Fiziken kim zarar görebilir, kimin hakları zedelenir? 86 milyon insanla birlikte yaşıyoruz, hepimizin hoşuna gitmeyen şeyler söyleniyor. Bir fikrin, ifadenin zarar verebilmesi için belirli koşulların gerçekleşmesi gerekir. Böyle bir koşulun gerçekleşmediği ortada. 5 milyon insan izledi, çokça insanın gülmesi ve düşünmesi dışında bir sonucu görülmedi. Şimdi Deniz Göktaş'ın tutuklandığı haberini aldım. O kadar ağır bir karar ki, ne kadar ağır olduğunu en iyi benim gibi ağaçtan (damdan) düşenler anlar. Biliyorum böyle her karar geldiğinde gençlerimizin yüzü soluyor, ülkemize umutları biraz daha azalıyor. Neşesi kaçan, suskun, korkuyla yaşayan bir topluma dönüşüyoruz. Yüzler asık. Ne gerek var? Neden neşe ve huzur içerisinde yaşamayalım? Neden mutlu olmayalım? Demokrasiye ve adalete ihtiyacımız var: Deniz Göktaş için de, Deniz Göktaş'ı izleyenler ve bizim gibi izlemek isteyenler için de, Deniz Göktaş'ı hiç sevmeyenler ve izlemek istemeyenler için de. Birlikte yaşayabiliriz. Göğe bakalım! * * * Evet, ben de Gökçe gibi, AKP iktidarı öncesindeki "Eski Türkiye"nin özgürlük ortamını özlüyorum! |
| Tweet |
Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.
Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta
Son güncelleme tarihi 27 Temmuz 2026