Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

MAHPUSLAR, MEDYAYA SANSÜR VE KADINA ŞİDDET

 

Bu sütunda sık sık dile getirdiğim ve sosyal medya da vurguladığım bir haksızlık ve hukuksuzluk, en azından tek bir kişi için, düzeltildi:

Yüzde 98 engelli olduğu ifade edilen Bilal Konakçı tahliye edildi.

Bugünlerde kalp ameliyatı olan yüzde 89 engelli bir başka mahpusun sorunu da gündemde:

Öğretmen Şerife Sulukan ameliyattan hemen sonra yeniden cezaevine yollanmış.

Herhalde onun de derhal tahliyesi gerekir.

Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım adaletsiz yargılamalara ve hapishanelerdeki hak gasplarına karşı hâlâ ölüm orucundalar ve her geçen gün ölüme biraz daha yaklaşıyorlar.

Bu insanların ne dediklerine kulak verilmeli ve ölüm oruçları sonlandırılmalı.

Gezi Direnişi mahkûmları, Mücella Yapıcı ve arkadaşları hâlâ hapiste.

28 Şubat dolayısıyla haksızlığa uğrayanlar, tahliye edilen Çevik Bir hariç, hücrelerinde hastalık ve yaşlılıkla boğuşuyorlar.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olan, HDP'nin eski genel başkanlarından Selahattin Demirtaş hâlâ hapiste.

Serbeste bırakılmadığı için Avrupa Konseyi'nde Türkiye aleyhine yaptırım sürecinin başlatıldığı Osman Kavala da hâlâ içerde.

KHK'zedelerin sorunları hâlâ çözülmedi.

* * *

İktidar son sansür yasasıyla (özellikle 36. ve 37. maddelerle) sadece Twitter, Facebook, Instagram gibi sosyal medyayı değil, "kişilerarası elektronik haberleşme hizmetleri" başlığı altında, WhatsApp gibi özel yazışma uygulamalarını da denetlemeyi, sansürlemeyi ve cezalandırmayı olanaklı kılacak düzenlemeler peşinde.

Erdoğan/AKP yönetimi, seçime giderken, kendisinin güncel ve tarihsel gerçeklere aykırı olarak söylediklerini topluma zorla kabul ettirmek için asıl gerçeklerin ifade edilmesini yasaklamak istiyor.

Utku Çakırözer'in Eylül ayı medya raporunun özeti şöyleydi:

Eylül ayında 60'tan fazla gazeteci hâkim karşısına çıktı.

Gazetecilere toplam 27 yıl 7 ay 19 gün hapis cezası verildi.

Farklı şehirlerdeki basın açıklamalarını ve protestoları takip eden onlarca gazeteci, emniyet güçlerince şiddet kullanılarak engellendi.

Bitlis Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sinan Aygül, tutuklandı. Ramazan Dişarı hakkında tutuklama kararı verildi.

Adliyelerde basın açıklamalarını takip eden DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren ile gazeteci Elif Bayburt gözaltına alındı.

Eylül ayında hâkim karşısına çıkan Sadiye Eser,Sadık Topaloğlu, Rojda Oğuz,Hatice Şahin, Kadri Esen, Rabia Önver ve Nurcan Yalçın, hapis cezasına çarptırıldılar.

Ayrıca Zülâl Kalkandelen laiklik karşıtlarını eleştirdiği yazıları dolayısıyla sosyal medyada lince uğradı.

* * *

bianet'in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler Eylül'de en az 26 kadını ve iki çocuğu öldürdü.

Erkekler, en az 71 kadına şiddet uyguladı, en az 12 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti, en az 16 kadını taciz etti, iki kadını da seks işçiliğine zorladı.

Erkekler, Eylül'de üç kadına da tecavüz etti.

İktidarın güya "başörtüsü özgürlüğü" adı altında yaptığı, erkek egemenliğini pekiştirmek, "türbanı" olağanlaştırmak, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkmak, kadını kapatmak ve ev içine hapsetmek, LGTBI haklarını sınırlamaya ve kısıtlamaya çalışmak...

Hem İstanbul Sözleşmesi'nden çıkıyor hem de türban tartışmasını, kadın ve insan haklarının önemli bir bölümünü oluşturan LGBTI haklarını da sınırlamak ve kısıtlamak için kullanıyorlar.

Erdoğan , türbanı Anayasa'ya sokma çabasını, "LGBT'yle birlikte de bizim aile yapımızı bunlar dejenere etmenin gayreti içerisine girdiler" diyerek dile getirdi ve bu konuda çalışma başlatıldı.

* * *

Bu arada "Türban" sorununu "Başörtüsü" adı altında pazarlamaya çalışanlara karşı, ikisi arasındaki farkı anlattığım yazımdan dolayı çıldıranlar ve özellikle dönekler arasında bana şiddetle saldıranlar oldu...

Ama ben gerçekleri vurgulamaya davam edeceğim:

1) "Başörtüsü" geleneksel bir örtünme biçimidir, dinsel ya da siyasal bir mesajı yoktur...

2) "Türban" ise, iktidarın da "velev ki siyasal simge" söylemiyle kabul ettiği üzere, siyasal bir simgedir ve dini siyasette, siyaseti de dinde istismar eden mesajları vardır...

3) Ve herkes istediğini takmakta ya da takmamakta serbesttir!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 5 Aralık 2022

Valid HTML 4.01 Transitional