Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE TÜRBAN-2

 

HERŞEYDEN ÖNCE:

BU SORUNU NİÇİN TARTIŞIYORUZ?

Sevgili okurlarım, dünkü ve bugünkü yazılarımdaki "Türban" sorununu tartışırken, genel hedefi, gözden kaçırmayalım:

Hedefimiz, 16 Nisan 2017 sözde halkoylaması ile kurulmuş olan "ŞAHSIM DEVLETİ" yerine, Parlamenter Demokrasinin, "Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti"nin yeniden kurulması ve işletilmesidir.

Mevcut iktidarın baskılarına karşı olan muhalif olan partiler, önümüzdeki seçimlerde Demokratik Rejim'i yeniden kurmak ve işletmek için ittifaklar kurmakta, çeşitli stratejiler ve taktikler uygulamaktadır.

Artık hükümetle birlikte, görünen ve görünmeyen derin devlete de tümüyle egemen olan mevcut iktidar, bu çabaları önlemek için bütün gücüyle, her türlü haksızlık ve hukuksuzluğu da göze alarak, çeşitli önlemleri uygulamaya sokmaktadır:

Birinci olarak ırk ve din kimliklerini istismar eden bir propaganda yapmaktadır.

Türban olayı bu bağlam içindedir.

İkinci olarak gerçeklerin ve muhalif görüşlerin ifade edilmesini engelleyecek sansür uygulamalarını devreye sokmaktadır.

Sosyal medyaya getirilen ve şu anda Meclis'te yasalaştırılmakta olan sansür yasası bu bağlamdadır.

* * *

Demokrasi mücadelesinde demokratik muhalefetin elindeki en büyük koz, ŞAHSIM DEVLETİ'nin otoriterliği ve her alandaki başarısızlığıdır:

Hayat pahalığı, geçim derdi, işsizlik, adaletsizlik, özgürsüzlük, kuralsızlık, güvensizlik gibi sorunlar, Türkiye'yi otoriterlikten totaliterliğe doğru götüren bu iktidardan kurtulmak için kullanılacak olan gerçek ve haklı gerekçelerdir.

Buna karşılık "Türban" gibi din istismarının simgesi olan, üstelik de bugünlerde tamamen gündemden düşmüş olan bir konunun...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından dile getirilmesi:

Demokrasi savaşımında, bu savaşımı hem stratejik hem de taktik olarak zayıflatacak yanlış bir çıkış biçiminde değerlendirilmiştir.

Dünkü ve bugünkü yazılarımın nedeni bu tartışmadır.

* * *

"Başörtüsü" ile "Türban" kavramlarının birbirinden çok farklı nitelik taşıdığını...

"Türban"ın "Siyasal bir simge" olduğunu...

"Türban"ın Allah'ın emri olduğu konusundaki iddianın, önemli bazı ulema (din bilginleri) tarafından yalanlandığını...

Anlattığım dünkü yazımda...

Bugün değineceğimi bildirdiğim konulara tek tek yanıt verelim:

1) Demokratik siyasette "dincilik ve ırkçılık yarışı" niçin yanlıştır?

Çünkü ancak Demokratik ve Laik Rejim'de bütün vatandaşlar, din, dil, ırk, mezhep, milliyet, dil, renk, cinsiyet farkı olmaksızın eşit muamele görebilirler.

Bir inanç veya kimlik dolayısıyla imtiyaz istenmesi eşitlik ilkesine aykırıdır.

Sadece herhangi bir inanç ya da tek bir kimlik adına yapılan siyaset, Demokratik, Laik Hukuk Devleti'nin altını oyar!

"ŞAHSIM DEVLETİ" laiklik ilkesinden sapılarak kurulmuştur ve yine laiklik ilkesine karşı propagandayla varlığını sürdürmek istemektedir.

"Türban" hamlesi bu alanda olduğu için yanlıştır.

2) Kılıçdaroğlu şimdiye kadar başarıyla kaçındığı din/mezhep ve ırk/milliyet tuzağına nasıl ve neden düştü?

Millet İttifakı'nın öteki beş partisi, sağcı yani dinci ve ırkçı kökenlerden gelen partilerdir.

Kılıçdaroğlu'nun son aylardaki başarılı liderlik (ve dolayısıyla Cumhurbaşkanı adaylığını güçlendiren) performansı öteki sağ partileri rahatsız etmiş ve Kılıçdaroğlu üzerinde bir baskı kurmuş olabilirler.

Onları rahatlatmak için Kılıçdaroğlu ilk kez kendi kökenini ve gündemde olmayan "Türban" konusunu gündeme getirmiş olabilir.

3) Altılı Masa ve CHP yumuşak karnından nasıl yakalandı?

Erdoğan/AKP iktidarı "Millet İttifakı"nı bozmak için "laiklik" üzerinden, belki de "Türban" hakkında bir saldırı planladığı dedikodularıyla, bu yanlış hamleyi tetiklemiş olabilir.

4) Seçmen davranışı nasıl etkilenir?

Bilemiyorum:

Kılıçdaroğlu bu hamlesiyle, Altılı Masa ile kurduğu "Millet İttifakını" korumak uğruna, CHP'nin geleneksel seçmenini yabancılaştırma riskine girdi.

Bu seçmen, Kılıçdaroğlu karşıtlarının ve iktidar yandaşlarının saldırılarından da etkilenerek sandığa gitmezse, bu karanlık dönem dört yıl daha devam eder ve ülke nefes bile alınamaz bir hale gelir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 5 Aralık 2022

Valid HTML 4.01 Transitional