Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

İKTİDAR UMUDUNU KILIÇDAROĞLU'NUN YIPRATILMASINA BAĞLAMIŞ GÖRÜNÜYOR.

 

Erdoğan/AKP iktidarı seçim konusunda tam bir çıkmazın içinde:

Birinci olarak Cumhur İttifakı hâlâ Cumhurbaşkanı adayını açıklayamadı.

Ama sürekli olarak "Millet İttifakı adayını açıklasın" diyor.

Cumhur İttifakı'nın adayı konusunda dedikodular çeşitli:

Kimileri, "Erdoğan kaybedeceği seçime girmez. Kaybedeceği kesin. Aday olmayabilir" diyor.

Kimileri, "AK Parti diye bir parti yok ki, tamamen Erdoğan'ın liderliğine bağlı bir örgüt. Adayları mutlaka Erdoğan 'dır" diye iddialı konuşuyor.

Kimileri, "Bahçeli adaylarının Erdoğan olduğunu açıkladı ya, daha ne istiyorsunuz?" diyor.

Kimileri, "Erdoğan'ın üçüncü kez Cumhurbaşkanlığına adaylığı, kendi yaptıkları Anayasa'ya bile aykırı. Aday olursa, Anayasa'ya aykırı olur. İptal edilme olasılığı var" diyor.

Ayrıca kimileri de sağlık sorunlarını ileri sürerek Erdoğan'ın aday olmayabileceğini ileri sürüyor.

Ben şahsen, Erdoğan'ın bütün yasal ve anayasal engellere karşın aday olacağını, üstelik, haksız ve hukuksuz bir biçimde de olsa, tarafsızlığını filan hiç düşünmeden, Cumhurbaşkanlığı yetkilerinin tümünü, bu seçimlerde de, sonuçların meşruiyetini sakatlamak bahasına, çatır çatır kullanacağını düşünüyorum.

Bence muhalefet şimdiden, Cumhurbaşkanının yetkilerini kötüye kullanmasına karşı önlemlerini almaya başlamalıdır.

* * *

Cumhur İttifakı'nın ikinci çıkmazı seçimlerin tarihi konusunda görünüyor:

Başta ekonomik kriz ve geçim sıkıntısı olmak kaydıyla, ülke, her konuda tam bir çıkmaz içinde.

Üstelik, durumun düzeleceğine ilişkin hiçbir işaret de yok.

Bu konuda üç seçenek var:

Birincisi , durum daha da kötüleşmeden, hemen, erken veya baskın seçimlere yapmak.

İkincisi , hemen ve baskın seçimler de yapılsa, kazanma olasılığı yok. Dolayısıyla, seçimleri normal tarihinde yapalım, o zamana kadar da yandaşlarımıza biraz daha kaynak aktarırız anlayışına dayalı olan karar.

Üçüncüsü, Demokrasiye, Hukuk Devleti'ne ülkenin Çok Partili Rejim Geleneklerine bütünüyle aykırı bir olasılık:

Herhangi bir bahaneyle, (uydur uydur söyle; savaş, pahalılık, pandemi, vs.) seçimi ertelemek.

Bu yazıda bu olasılıkları da irdelemek niyetinde değilim.

Bu yazıdaki amacım, kendi başarısızlıklarından dolayı yenilecek olan bu iktidarın, yanlış politikalarını değiştirmek yerine, Millet İttifakı'nı çatlatmaya ve Millet İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı olacağı belli olan Kılıçdaroğlu'nu yıpratmaya yönelik çabalarının boşunalığına işaret etmek.

* * *

İktidar, Millet İttifakını, Demokrasi Cephesi'ni ve Kılıçdaroğlu'nu yıpratmak için şu yöntemleri kullanıyor:

1) Aşırı dinci ve aşırı milliyetçi eylem ve söylemlerle, ırk, milliyet, din ve mezhep kimliklerini, nefret söylemlerini pompalıyor.

2) Pompaladığı kimlik siyasetleri üzerinden sürekli olarak Atatürk'e ve Laikliğe saldırarak CHP'yi yeterince Atatürkçü ve laik olmamakla ya da tam tersine, "Jokoben" gibi, "Laikçi" gibi abuk sabuk sıfatlarla suçlayabileceği bir mindere çekmeye çalışıyor.

3) Altılı İttifak'ın bence fazla bile ayrıntılı olan bildirisini yok sayıyor. İttifak'ı sanki hiçbir şey yapmayacaklarmış, hiçbir hazırlıkları yokmuş gibi suçluyor.

4) Kılıçdaroğlu'nu yıpratmak için:

a) Yeterince sert ve kararlı olmadığını, beceriksiz olduğunu vurguluyor.

b) Sürekli olarak, başka isimleri gündeme getirerek, Kılıçdaroğlu'nun adaylığını zayıflatmaya çalışıyor.

c) CHP ile öteki beş sağ kökenli parti arasındaki farklılıkları kaşıyor.

* * *

Peki bu çabalar niçin boştur?

1) Çünkü "Altılı Millet İttifakı" bir gecede oluşmamış, Kılıçdaroğlu'nun yıllarca süren çabaları ile inşa edilmiştir.

2) Bu İttifakın ve Demokrasi Cephesi'nin başarısı 2019 yerel seçimlerinde, özellikle de İstanbul ve Ankara'da kanıtlanmıştır.

3) Bu seçim ve seçimden sonra yapılacaklar programı, Demokrasi üzerine dayalıdır.

Kılıçdaroğlu'na yöneltilen bütün uzlaşmacılık ve yumuşaklık eleştirileri, bu yeni dönemde yeniden kurulacak olan "Güçlendirilmiş Parlamenter Rejim"de, icrai yetkileri sınırlandırılmış olan Cumhurbaşkanlığı makamına uygun bir politikacı olduğuna işaret etmektedir.

Bir başka deyişle, bugüne kadar Kılıçdaroğlu'na yöneltilen "uzlaşmacılık", "yumuşaklık" gibi eleştiriler, bugünden sonra onun avantajları haline gelmiştir.

* * *

Kılıçdaroğlu ve Erdoğan konusunda son bir not, partilerin ve liderlerin yükseliş ya da düşüş trendlerinde olmaları açısından belirtilmelidir:

Kılıçdaroğlu yükselen trendin lideridir. Ne saldırı yapılırsa yapılsın, hepsi, kazanç hanesine kaydedilecektir.

Erdoğan düşüş trendindeki liderdir. Ne yaparsa yapsın, hepsi zarar hanesine yazılacaktır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 23 Mayıs 2022

Valid HTML 4.01 Transitional