Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

CUMHURİYET'İN İNSANLIK TARİHİNE İKİ ARMAĞANI

 

Yirminci Yüzyılın en büyük siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel devrimi, "Atatürk Devrimi"dir.

Atatürk Devrimi, insanlık tarihine iki büyük ve mucizevî katkıda bulunmuştur:

Birinci büyük mucizevî katkı , yüzyıllardır sömürülmüş, Endüstri Devrimi'ni yakalayamamış, yoksullaşmış, çürümüş, üstelik savaşta yenilmiş ve işgal edilmiş, Padişah'ın da işgalcilerle işbirliği yaptığı bir toplumda, Kurtuluş Savaşı'nın mucizevî bir biçimde kazanılmasıdır.

İkinci büyük mucizevî katkı , yaptığı "Devrimlerle" insanlığın yaklaşık dörtyüz yıl sürmüş olan Tarım Devrimi'nden Endüstri Devrimi'ne geçiş sürecinin, Osmanlı kalıntısı olan feodal bir toplumda, 15 yıl gibi kısa bir süreye sığdırılmış olmasıdır.

İşte Cumhuriyet'in ilanı, Kurtuluş Savaşı'nın mucizevî bir biçimde kazanılmasının bir sonucu, topluma mucizevî bir biçimde çağ atlatan Devrimlerin de temeli ve bir başlangıcıdır.

* * *

Dünyayı değiştiren veya değişen dünyada bu değişmeyi simgeleyen bir takım devrimler vardır:

Bunların en başında, hiç kuşkusuz 18. Yüzyıldaki Amerikan ve Fransız Devrimleri ile 20. Yüzyıldaki Sovyet ve Atatürk Devrimleri gelir.

Ama Atatürk Devrimi, bütün bunlardan daha önemli, daha mucizevî ve daha etkileyicidir:

Çünkü bütün bu devrimlerin arkasında toplumsal, ekonomik, teknolojik, siyasal, sınıfsal birikimler vardır.

Hepsi bu birikimlerin sonucunda ortaya çıkmış ve bu birikimleri ya aynıyla yansıtmış, ya da Sovyet örneğinde olduğu gibi ileriye taşımaya çalışmıştır.

Atatürk Devrimi'nin arkasında ise toplumsal, siyasal ve ekonomik birikim yoktur.

Sadece, ideolojik bir model olarak, insanlığın en ileri düzeyini yansıtan Cumhuriyet ve Demokrasi vardır.

* * *

Tam Atatürk Devrimi sırasında filizlenmeye ve uygulanmaya başlanan İtalya ve Almanya'da Faşist, Rusya'da Sosyalist modeller de bütün dünyanın dikkatini çekmiştir.

Ama Mustafa Kemal Atatürk ne kendisine önerilen Halifeliği, ne Faşizmi ne de Sosyalizmi seçmiş, Demokratik ideale yönelik olarak Cumhuriyeti ilan etmiştir.

Bir başka deyişle, Atatürk, henüz Din-Tarım Toplumu yapısından kurtulamamış, sınıfsal gelişimi toprak ağaları ve tarikatlar aşamasında duraklatılmış, millet ve vatandaşlık bilinci gelişmemiş olan Osmanlı artığı toplumda...

Sadece önündeki ilk aşama olan Endüstri Devrimi'ni hedeflemiş...

Tarihte geri kalmaya yol açan Halifelik ve gericiliği kurumlaştıran Faşizm ile Din-Tarım Toplumu'na birden çok aşama atlatmak anlamını taşıyan Sosyalizm modelleri yerine Demokrasi anlamında Cumluriyeti tercih etmiştir.

Sanıyorum, Faşizmin İtalya ve Almanya'da çökmüş ve Sovyetler Birliği'nin dağılmış olmasına karşın, Türkiye Cumhuriyeti'nin, (ölümcül yaralar almış olsa) da hâlâ varlığını devam ettirmesinin sırrı, Atatürk'ün insanlık tarihini doğru yorumlamasında ve toplumsal/siyasal gerçekçiliğinde yatmaktadır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 29 Kasım 2021

Valid HTML 4.01 Transitional