Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

ÖKÜZ ALTINDA BUZAĞI ARAMAK!

 

Emekli amirallerin bildirisi şu dört konu üzerinde odaklanıyordu:

1) Kanal İstanbul ve uluslararası anlaşmaların bir gecede tek kişi tarafından iptal edilmesi bağlamlarında Montrö Anlaşmasının tartışmaya açılmasının yanlış olduğunu belirtiyorlardı.

Hiç kuşkusuz, tavrın altında, Meclis Başkanı Şentop'un bir soruya yanıt verirken, Montrö'nün de CB tarafından iptal edilmesinin olanaklı olduğunu belirtmesi yatıyordu.

2) Medyaya yansıyan görüntülerin Deniz Kuvvetlerinin imajını zedelediğinden şikâyet ediyorlar, FETÖ kumpasını anımsatıyorlar ve bunlara karşı TSK'nın Anayasa'nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez olan ilk dört maddesine bağlı olduğunu vurguluyorlardı.

Burada da muvazzaf bir Amiralin bir tarikat merkezinde çekilen fotoğrafının medyaya yansımasına gönderme vardı.

3) TSK'nın ve Deniz Kuvvetlerinin Çağdaş Cumhuriyet çizgisinden ve Atatürkçü değerlerden sapmış gösterilmesine tepki belirtmişlerdi.

Burada da hem medyaya yansıyan fotoğraflar hem de TSK eğitim programlarından Atatürk konusunun çıkarılması haberleri kastediliyordu.

4) Bu hususlar dikkate alınmadığı taktirde Türkiye Cumhuriyeti'nin içte ve dışta sorunlarla ("tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olaylarla") karşılaşacağını belirtiyorlardı.

Bildirideki FETÖ kumpası anımsatması, "tehlike" sözcüğündeki kastın içerde 15 Temmuz kalkışması gibi bir tarikat darbesi tehlikesi olduğunun kanıtı.

Dışardaki "tehlike" sözcüğüyle de, Montrö'nün tartışmaya açılmasına karşı tavrın vurguladığı gibi, Boğazların önemini vurgulayan İkinci Dünya Savaşı gibi savaşlara gönderme yapılıyordu.

Yani esas olarak bildiri, Montrö'nün tartışmaya açılmasının dış güvenliğimizi, tarikatların TSK'ya sızmasının ise iç güvenliğimizi tehdit ettiği ve son günlerde medyaya yansıyan fotoğraf ve haberler sonunda hem TSK'nın hem de Deniz Kuvvetlerinin Atatürkçü ve Çağdaş Cumhuriyetten yana olan imajının zedelendiği ve bunlar karşısında kendilerinin rahatsız oldukları üzerine yazılmıştı.

* * *

Bildiri metninin bir darbe ile uzak veya yakın herhangi bir ilişkisi yoktu.

Zaten bildiriyi hazırlayanlar, emekli olmuş amirallerdi; herhangi bir darbeyi gerçekleştirecek güçleri ve olanakları da yoktu.

Üstelik Montrö doğrudan doğruya Deniz Kuvvetlerinin, özellikle de burada komutanlık yapmış olanların, uzmanlık alanıydı.

Bu konuda fikir belirtmeleri kadar doğal bir tavır olamazdı.

Montrö konusunda zaten daha önce de emekli büyükelçiler de bir bildiri yayınlamışlardı.

Ayrıca bildiride atıf yapılan FETÖ kumpası, bütün TSK'yi darmadağın ederken, özellikle Deniz Kuvvetlerini hedef almış ve sonunda 15 Temmuz Başarısız Darbesine girişmişti.

Bu açıdan tarikatçı bir amiralin medyaya yansıyan fotoğraflarının arz ettiği tehlikeye işaret etmeleri kadar doğal bir davranış olamazdı.

* * *

İktidar ve tetikçileri, bildirinin gece yayınlanmasını, "Yüce Türk Milletine" diye başlamasını ve "Aksi halde" diye başlayan cümleyi "darbecilik kanıtı" olarak ileri sürüyorlar.

MHP Genel Başkanı Twitter hesabından şu açıklamaları yapmıştır:

"Muhtıra tarzında hazırlanarak gece yarısı servisi yapılan bildiride imzası bulunan amirallerin rütbeleri sökülmelidir. Emeklilik hakları kaldırılmalı, emekli maaşları kesilmelidir."

"Ayrıca 103 vesayetçi amiralin imzasıyla yayımlanan bildirinin arkası ve önü kararlılıkla araştırılmalı, bu rezaletin içinde kimlerin olduğu tevsik ve tespit edilmelidir."

Bütün iktidar mensupları, sözcüleri ve medyadaki tetikçileri sanki bir "Darbe girişimi" yapılmış gibi, "öküz altında buzağı aramakta" ve darbe karşıtı söylemlerle imzacı emekli amiralleri suçlamaktadırlar.

Ankara Savcılığı da derhal harekete geçmiş, imzacıların bir kısmı evleri basılarak gözaltına alınmış, bir bölümü de savcılığı çağrılmıştır.

Ayrıca dün yapılan bir açıklamada bu emekli amirallerin koruma ve lojman haklarının iptal edildiği de belirtilmiştir.

* * *

Seçmen desteğini kaybetmiş olan iktidarın, bu bildiri dolayısıyla, yeniden "mağduriyet edebiyatına" sığındığı ve hem gündemi değiştirmeyi, hem de baskıyı arttırarak muhalif seslere gözdağı vermeyi hedeflediği anlaşılıyor.

Ama kimsenin artık bu edebiyata pek kulak verdiği söylenemez:

1) Muhalefet, olayı ciddiye almamış, iktidarın gündemi değiştirme çabası olarak değerlendirmiştir.

2) Demokrasiyi ve Hukuk Devletini savunan hukukçular tarihçiler ve yorumcular, bildirinin ifade özgürlüğü sınırları içinde olduğunu, üstelik, emekli amirallerin kendi uzmanlık alanları içinde kaldıklarını belirtiyorlar. Muvazzaf bir devlet memuru olan Ayasofya İmamı'nın Anayasa'nın değiştirilemez maddeleri arasında yer alan "laiklik ilkesini" kaldırmayı önerebildiğine ve hiç tepki almadığına dikkat çekiyorlar.

* * *

Medyadaki iktidar tetikçilerinin TSK içinde ve medyada yeni tutuklamaların yapılacağına ilişkin yazılar yazdıkları belirtiliyor.

Dilerim ülke yeniden böyle bir felaketle karşılaşmaz!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 18 Ekim 2021

Valid HTML 4.01 Transitional