Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

AHMET TANER KIŞLALI NEDEN KATLEDİLDİ?

 

Sevgili okurlarım, dün, değerli bilim insanı, sevgili dostum Ahmet Taner Kışlalı’nın dinci faşistlerce katledilişinin yıldönümü idi.

Kışlalı’ya yapılan suikast, aslında Demokratik ve Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmak için işlenen bir dizi cinayetin önemli bir parçasıydı.

Bu cinayetler iki ayrı dalgadan oluşuyordu:

Birinci dalga 1970’li yılların sonuna doğru başladı.

Bu cinayetler Demokratik ve Laik Cumhuriyet’e karşı yapılmıştı ama “sağ-sol çatışması” adı altında gizlendi.

Aralarında Doğan Öz, Bedrettin Cömert,Bedri Karafakioğlu, Abdi İpekçi,Ümit Doğanay, Cavit Orhan Tütengil ve Ümit Kaftancıoğlu gibi aydınların bulunduğu ilk dalgadaki öldürülme olayları, zorunlu din derslerini anayasaya, Cemaati de devlete sokan 12 Eylü 1980 darbesi sonrasında bitti.

Tam on yıl boyunca cinayet işlenmedi.

Fakat Atatürkçülere yönelik cinayetler, 1980 darbesinin cesaretlendirdiği radikal dinci akımların etkisiyle on yıl sonra yeniden başladı.

İkinci cinayet dalgası, doğrudan doğruya Atatürkçülere yöneldi:

Prof. Dr. Muammer Aksoy, Ankara, 31 Ocak 1990.

Çetin Emeç , İstanbul, 7 Mart 1990.

Turan Dursun , İstanbul, 4 Eylül 1990.

Doç. Dr. Bahriye Üçok, Ankara, 6 Ekim 1990.

Uğur Mumcu , Ankara, 24 Ocak 1993.

Ali Günday , Gümüşhane, 25 Temmuz 1995.

Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Ankara, 21 Ekim 1999.

Necip Hablemitoğlu, Ankara, 18 Aralık 2002.

Bu cinayetlere, 2 Temmuz 1993’teki Sivas Madımak Katliamı’nı, Kasım 2003’te İstanbul’da intihar saldırıları yoluyla yapılan Sinagog, HSBC Bank ve İngiliz Konsolosluğu bombalamalarını ve yine İstanbul’da 9 Mart 2004’te Kartal Mason Locası’na düzenlenen intihar saldırısını ekleyin, manzara bütün ciddiyetiyle ortaya çıkacaktır.

Bu dönemde, aralarında kendini “İslamcı feminist” diye niteleyen Gonca Kuriş de olmak üzere pek çok insanı öldüren Hizbullah adlı örgütün korkunç cinayetleri ön plana çıkmıştı.

* * *

Yakalanan sanıkların mahkemelerdeki ifadelerine göre, 1990’lı yıllara damgasını vuran cinayet dalgasının arkasında, hem İran’ın Türkiye’ye rejim ihraç planı, hem de 12 Eylül dönemi askeri yönetimiyle, arkadan gelen Özal döneminin yarattığı, İkinci Cumhuriyetçi yeni siyasal ve kültürel ortam vardı.

Cinayetleri aydınlatan kişi ise İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’dı.

Tantan , bu faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasını bir görev edinmiş, özel çalışmalar yapmış ve tetikçileri yakalayarak adalete teslim etmişti.

Kendisini burada tekrar kutluyorum!

Ama Tantan’ın görev süresi, bu tetikçilerin arkasındaki azmettiricileri teşhir etmeye yetmedi.

Oysa, yakalanan tetikçilerin ifadelerinden azmettiricilerin kimlerin olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Bu cinayetler, hem dünyada hem de Türkiye’de, Radikal Siyasal İslam uygulamalarıydı:

Birinci olarak , laik ve demokratik rejimi savunanlara gözdağı veriliyor, Atatürkçü ya da Kemalist olanlar sindiriliyor, demokrasinin tabanı yok ediliyordu.

İkinci olarak , bu değerli insanların toplumsal ve siyasal liderlik işlevleri sona erdirilerek, laik ve demokratik örgütlenme ve eğitim zayıflatılıyordu.

Üçüncü olarak, biliminsanları ortadan kaldırıldığı için, Müslüman bir toplumda demokrasinin başarıyla uygulanması için gerekli olan bilimsel, kuramsal çabalar da durdurulmuş oluyordu.

Dördüncü olarak , toplumda, üniversiteler gibi, medya gibi “düşünce üreten kurumlar” ve bu kurumlarda çalışanlar baskı altına alınmış, Atatürkçü, laik ve demokratik düşüncenin önü kesilmişti.

Bu dört sonuç, Emperyalizmin de desteğiyle, “İkinci Cumhuriyetçilik” adı altında Atatürk’e, Laik ve Demokratik Cumhuriyet’e saldıran bir grup üretti, onları medyanın ve siyasetin belli köşelerine yerleştirdi ve böylece rejimin değiştirilmesini bile olanaklı kıldı.

* * *

Ahmet Taner Kışlalı’yı Radikal Siyasal İslamcılar ve onların işbirlikçileri katletti!

Çünkü o Sosyal Demokrasiyi, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti’ni, Bağımsız Yargı’yı, Temel İnsan Hak ve Özgürlükleri’ni savunurken, Atatürkçülüğünü, “Kemalizm, geçmişin bekçiliği değil, geleceğin öncülüğüdür” diyerek dile getiriyordu...

Türkiye’yi, İslam Alemi’ndeki ilk ve tek Demokratik ve Laik Cumhuriyet yapan, ülkeye çağ atlatan Atatürk’ün söylem ve eylemlerini geleceğe taşıyordu!

  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 23 Kasım 2020

Valid HTML 4.01 Transitional