Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

TARİKATLARIN SİYASAL İŞLEVİ-3

 

Tarikatların "Günümüz Türkiyesi"ndeki siyasal işlevini anlamak için yapılarına bakmak gerekir!

Tarikatlar esas olarak bireyi Allah'a kavuşturmak için kurulmuş olan dini örgütlenmelerdir.

Ama Ortaçağ'da, Feodal Din-Tarım Toplumlarında, egemenlik dine dayandığından, doğrudan doğruya siyasetin içine doğmuşlardır.

Bir yönden "Birey, Allah'ın derin anlamlar taşıyan kelâmını (yani Kuran-ı Kerimi) tek başına anlayamaz, mutlaka kendine yol gösterilmesi gerekir" anlayışını yansıtır.

Bir başka yönden de, "Birey Allah'a ulaşmak için, çeşitli perdeleri, engelleri aşmak zorundadır, bunu da ancak zikirle, toplu ibadetle gerçekleştirebilir" inancına dayalıdır.

Ortaçağ Devletlerinde, mevcut feodal yapı üzerine kuruldukları için, hem ekonomik faaliyetlerle yani esnaflık ve zanaatkârlıkla, hem de toprak mülkiyetiyle yani toprak ağalığı ile iç içe geçmişlerdir:

Bazı loncalar doğrudan doğruya bazı tarikatlarla özdeşleşmiş, bir çok örnekte de toprak ağalığı ile tarikat şeyhliği aynı kişide toplanmıştır.

Bu yapılarıyla tarikatlar gerçekten de padişah ile kulları arasında bir itaat (veya bazı özel hallerde isyan) ilişkisi oluşturmuşlar ve olumlu anlamda çok da işlevsel olmuşlardır. (Şerif Mardin bu konuda çok haklıdır.)

Elbette böyle bir yapı içinde, tarikatların, din devletinin merkezi olan saraya nüfuz etmemesi ve saray içindeki güç kavgalarına karışmaması düşünülemez.

Nitekim Osmanlı tarihine bu gözle bakıldığında, pek çok saray içi kavgada, devlet ricalinin atamalarında ve toplumsal ayaklanmalarda, tarikatların rolü açıkça görülür.

* * *

1) Cumhuriyet döneminde tarikatlar, elbette laiklik ilkesine karşıdırlar...

Çünkü bu ilke onların siyasal gücünü ellerinden almıştır.

2) Ayrıca pek doğal olarak Kuran-ı Kerim'in Türkçeleştirilmesine, ezanın Türkçe okunmasına, Türkçe ibadete de karşıdırlar...

Çünkü Allah'ın kelâmını (sözlerini) Türkçe okuyup anlayanların, Allah'ın emirlerine ve nehiylerine (yasaklarına) uymak için tarikatlara, şeyhlerin yol göstermelerine gereksinmesi kalmayacaktır.

3) Siyasal güçlerini, din ekseninde siyaset yapan partilere destek vererek sürdürmeye çalışmaları da, eşyanın tabiatı gereğidir.

Elbette böyle parti-tarikat ilişkilerinde de, farklı partiler ve farklı tarikatlar arasında ideolojik kavgalar, menfaat çatışmaları, çeşitli pazarlıklar gündeme gelir.

4) Sağ partiler, Çok Partili Düzen'e geçildiğinden beri, Anayasa'yı ve yasaları açıkça çiğneyerek, şeyhlerden ve müritlerinden destek almak için, tarikatlara çeşitli ödünler vermişlerdir.

Tarikatların yapısında, tarikat mensuplarının yani müritlerin şeyhe kayıtsız koşulsuz itaati olduğu için, şeyh hangi partiyi, hangi lideri işaret ederse, müritleri de ona oy verirler.

Bu niteliğiyle tarikatlar, demokrasinin yozlaşmasına yol açan "liderlerin kutsallaştırılmasına" da kaynaklık ederler.

5) Tarikat mensuplarının bürokraside, özellikle yargıda, silahlı kuvvetlerde ve güvenlikte istihdam edilmeleri, devleti kesinlikle yozlaştırır...

Hak, hukuk, adalet, güvenlik ortadan kalkar, bu yozlaşma silahlı ayaklanmaya kadar gider!

Çünkü bu mensuplar, (müritler) Anayasa'ya, yasalara göre değil, şeyhin emirlerine göre davranırlar.

6) Zaman içinde tarikatlar da, şeyhlerin ölümü, miras kavgaları, siyasal anlaşmazlıklar, çıkar çatışmaları ve benzeri nedenlerle çok bölünmüşler, değişmişler, ilk kuruluşlarındaki saf ideolojik ve idealist yapıdan çok uzaklaşarak yozlaşmışlardır.

Son zamanlarda medyaya yansıyan cinsel taciz ve tecavüz olayları, bu yozlaşmanın ve iktidardan gördükleri desteğin yarattığı özgüvenin dışa vurumudur.

* * *

Sevgili okurlarım, ben bütün bu yazdıklarımı, yalnızca bir toplumbilim öğrencisi kimliğimle ve sadece tarihsel ve güncel bilgilerin sonuçları olarak özetlemedim...

Aynı zamanda bütün bu gerçekleri ailemdeki müderrisler, şeyhler ve müritler araçlığıyla da bizzat bir çocuk ve bir yetişkin olarak yaşadım; ama bunlar kişisel deneyimler olduğu için onlardan edindiğim izlenimleri burada paylaşmayı (en azından şimdilik) gereksiz görüyorum.

* * *

Sonuç olarak, tarikatlar, hem tarihsel yapılarından ve işleyişlerinden, hem de güncel işlevlerinden dolayı, Türkiye'de demokratik rejimle ters düşen örgütlenmelerdir.

Demokratik rejimin selameti açısından kapatılmaları gerekir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 21 Eylül 2020

Valid HTML 4.01 Transitional