Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

DELİ DUMRUL SENDROMU!

 

Orta Çağ'da krallık, imparatorluk, şahlık, padişahlık yönetimlerinde, Yakın Çağ'da Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve savaşta, savaş sonrasında da, daha çok Güney Amerika'da ve Ortadoğu'da görülen "Tek Kişi Yönetimi"ne dayalı rejimlerin yöneticilerini bekleyen çok önemli bir hastalık var:

DELİ DUMRUL SENDROMU!

* * *

Sevgili okurlarım, biliyorsunuz, Batı biliminde, toplumsal ve insanî kompleksler, hastalıklar, Yunan Mitolojisi kahramanları ve öyküleri ile adlandırılır.

Ben de bu "Tek Kişi Yönetimi"ni bekleyen tehlikeyi Türk Mitolojisinden, Dede Korkut öykülerinden bir kahramanın adıyla isimlendirdim.

Sanıyorum yaptırdığı köprüden geçenden de, geçemeyenden de, üstelik geçmeyenden, geçenden aldığından daha fazla parayı döve döve alan Deli Dumrul efsanesini bilmeyen yoktur:

Üzerinde akademik çalışmalar yapılmış, zalim ve kibirli olmanın kötülüğünü, insanın ölümlüğünü, Allah'ın büyüklüğünü, aile ilişkilerinin özelliklerini, herkesin anne-babasının ölümüne tanık olmasına karşı kendi kurduğu aileye sığınmasının önemini ve daha pek çok ayrıntıyı vurgulayan bir öyküdür ve benim "Tek Kişi Yönetimi"ne ilişkin olarak adını verdiğim bir sendromu vurgulayan çok önemli bir mesaja sahiptir:

"Deli Dumrul, bir kuru derenin üstüne bir köprü yaptırmış. Geçenden 33 akçe, geçmeyenden döve döve 40 akçe alırmış.

Bunu "Benden güçlü bir er var mıdır ki çıksın benimle savaşsın." diye yaparmış."

Böyle başlayan öykü, Deli Dumrul'un sahip olduğu güç ve kibirle Azrail'e bile meydan okumasıyla, Azrail onu öldürecekken, Allah'ın büyüklüğünü kabul etmesiyle, ve anne babasının kendi canlarını onun yerine vermeyi reddetmeleri ama sadece karısının onu kurtarmak için canına vermeyi kabul etmesiyle devam eder.

* * *

Bu öykü, sahip olduğu gücün verdiği kibirle, mantıksızlık, haksızlık, zulüm, yapan, kendi gücünü herkesten üstün gören bir kişi üzerine kuruludur.

İşte sevgili okurlarım, "Tek Kişi Yönetimi"ni bekleyen en büyük tehlike, bu Deli Dumrul Sendromu'dur!

* * *

Biliyorsunuz Batılı düşünürlerin "mutlak iktidarlara" karşı söyledikleri bir özdeyiş vardır:

"Bütün iktidarlar yozlaşır ve yozlaştırır; mutlak iktidarlar mutlaka yozlaşır ve yozlaştırır!" derler.

"DELİ Dumrul Sendromu, mutlak iktidara sahip olan tek kişinin, sınırsız kibirle, gücünü rakipsiz sanması, mantıksızlık, haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm yapmasıdır!"

(Kibir hastalığının adı da Hubris Sendromu'dur:

Genelde siyasetçilerde görülen bir hastalıktır; "tanrısal ego" olarak da bilinir)

* * *

Deli Dumrul Sendromu sahipleri için Ortaçağ'daki krallardan, imparatorlardan, padişahlardan pek çok örnek verilebilir.

Hemen akla gelenler arasında Roma İmparatorları, Caligula,Neron, "Devlet benim" dediği rivayet edilen Fransa Kralı 14. Louis, Osmanlı Padişah'ı Deli İbrahim , Mussolini, Hitler, Franco, Salazar, Batista , Noriega, Marcos, gibi "Tek Kişi Yönetimi" liderleri vardır.

"Tek Adam Yönetimi" liderleri olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü , mutlakıyete dayalı olan İstibdat Yönetimi'ne yani Padişahlığa karşı çıkarak İstiklâl Savaşıyla, Demokratik Cumhuriyeti kuran liderler olarak tarihteki ve günümüzdeki bütün Deli Dumrul Sendromu'na sahip liderlerden farklı nitelikler taşırlar ve Türkiye Demokrasi Tarihi'nin yıldızlarıdır.

Yarın "Deli Dumrul Sendromu'nun Yol Açtığı Önlenemeyen Hastalıklar".


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 21 Eylül 2020

Valid HTML 4.01 Transitional