Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

MEDYA VE SOSYAL MEDYANIN KÖTÜYE KULLANIMI

 

Haber alma ve haber verme özgürlüğü, aynen ifade özgürlüğü gibi bir temel insan hakkıdır.

Elbette bu hakkın bir numaralı düşmanı otoriter eğilimli iktidarlardır!

Bu nedenle gerek ulusal, gerekse uluslararası çeşitli meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları STK'lar:

Gazetecilik, radyoculuk, televizyonculuk, internet haberciliği, dijital iletişim, sosyal medya platformları gibi alanlardaki özgürlükleri, ülkelerin demokratik yapılarını değerlendirmekte birinci ölçüt (kriter) olarak kullanırlar.

Ülkemiz bu uluslararası örgütlerden biri, Türkçe adı "Sınır Tanımayan Gazeteciler" olan RSF tarafından yapılan saptamalara göre, medya özgürlüğü alanında, AKP iktidarı zamanında 180 ülke arasında, 2002'de 99'uncu iken 2019'da 58 basamak gerileyerek 157'inciliğe düşmüştür.

Bu bağlamda, Türkiye Çin'le birlikte, en çok sayıda gazetecinin cezaevlerinde bulunduğu ülkelerin başında gelmektedir.

* * *

İktidar çeşitli operasyonlarla gazeteleri ve televizyonları doğrudan kendi egemenliğine almış, Türkiye'de medyanın yüzde 90'ından fazlasını denetler hale gelmiştir.

Yani artık, Türkiye'de klasik anlamda bir medya özgürlüğünden söz etmek olanağı kalmamıştır.

Bu durum üzerine dijital medya, yani internet haber siteleri ve sosyal medya, nisbeten, iktidarın sıkı sansürü dışında kalan bir yapıda olduğu için insanlar buralara kaydı.

Elbette iktidar hemen buraları da zapturapt altına almaya başladı; tek bir habere dayanarak, bütün site için mahkemelerden kapatma kararları çıkarttı; örneğin Wikipedia çok uzun süre yasaklandı.

Geriye Twitter, Facebook, Instagram gibi sosyal medya platformları kaldı.

* * *

İktidarın sosyal medya hakkındaki görüşü şöyleydi:

"Sosyal medya bu anlamda tam bir çöplük, başıboş mecra haline dönüşmüştür. İnsanların taciz edildiği, dolandırıldığı, onurlarının kırıldığı, linçe tabi tutulduğu, her türlü haklarının ihlal edildiği böyle bir sanal dünya"

Aslında bu görüş, sosyal medyanın kötüye kullanımı açısından hiç de haksız değildi.

Ama iktidar, kendi denetimine aldığı klasik medyanın etkisizleştiğini, artık kimsenin bunlara rağbet etmediğini ve sosyal medyanın revaçta olduğunu görünce, buraya ağırlık vermeye başladı.

Maaşlı troller tuttu. İktidar içindeki çeşitli kanatlar da kendi trollerini devreye soktular:

Sosyal medyada da, (aynı başlıkla çıkan gazetelerde olduğu gibi) iktidar karşıtlarına karşı aynı mesajlarla yapılan linç olayları başladı.

* * *

Son günlerde Twitter, Stanford raporuna dayanarak "manipülasyonu engelleme politikalarını ihlal ettikleri ve AKP'nin gençlik faaliyetleri ile bağlantılı olduğunun tespit edildiği" gerekçesiyle 7 bin 340 hesabı kapattı.

Buna karşılık iktidar şu açıklamayı yaptı:

"Twitter'ın yaptığı açıklamada kapatılan hesapların Sayın Cumhurbaşkanımıza destek amacıyla açılan 'sahte' hesaplar olduğu ve bu hesapların tek bir merkezden yönetildiği iddiası gerçek dışıdır.

Hesapların kapatılması kararına dayanak olarak öne sürülen birtakım dökümanların da bilimsellikten uzak, taraflı ve siyasi saiklerle oluşturulduğu açıkça görülmektedir.

Merkezi ABD'de bulunan bir şirketin almış olduğu kararı, ideolojik yaklaşımlarını bilimsel veri olarak pazarlamaya kalkışan birtakım eşhas tarafından hazırlanmış raporla meşrulaştırma çabası tarihi bir skandaldır."

* * *

Tam sırada hapiste olan, HDP'nin eski genel başkanlarından, üstelik Cumhurbaşkanı adayı da olan Selahattin Demirtaş'ın eşi Başak Demirtaş'a yönelik Twitter'da yapılan cinsiyetçi bir saldırı bomba gibi gündeme düştü.

Herkes haklı olarak nefretle bu cinsiyetçi saldırıyı kınadı; Adalet Bakanı da bu kınamalara katılınca, paylaşımı yapan kişi gözaltına alındı.

Ama hayvan hakları savunucusu ve gazetemiz yazarı Zülâl Kalkandelen'e atların istismarına karşı yazdığı bir köşe yazısından dolayı daha çok sayıda yapılan ve daha ağır ifadeler içeren cinsiyetçi linçe karşı kimsenin kılı kıpırdamadı.

TELE 1'de Zeynel Lüle'nin programına konuk olan Kalkandelen, kendisinin savcılığa gidip başvuruda bulunduğunu ve ünlü kişiler söz konusu olmadıkça, cinsiyetçi saldırıların görmezden gelindiğini anlattı.

* * *

Twitter, Facebook ve Instagram, kadınlara yönelik her türlü cinsiyetçi saldırıyı ve bunları yapan hesapları da derhal engellemelidirler.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 21 Eylül 2020

Valid HTML 4.01 Transitional