Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ATATÜRK'Ü ANARKEN "GELENEKÇİ LİBERAL"LERİN HÜSRANI - 14
 

Osmanlı'nın çöküşü ilk kez Saray tarafından algılanmıştır....

Çünkü İmparatorluk, Osmanlı ailesinin yani "Padişahın mülküdür." Elbette "mülkün" elden gittiğini ilk fark eden de onun sahibidir!

Dolasıyla, çöküşü durdurmak için alınan tedbirlere, yani kimi zaman "Batılılaşma" denilen çağdaşlaşma ve modernleşme hareketlerine Saray öncülük etmiştir.

* * *

Saray, çöküşü hazinenin boşalmasıyla fark etmiştir:

Osmanlı da, bütün Ortaçağ'da Din/Tarım imparatorlukları gibi, hazinesi yoksullaştığı zaman, sefere çıkar, yeni topraklar fetheder ve kaynaklar bulurdu.

Ne var ki, 16'ıncı yüzyıldan sonra, Endüstri Devrimi ile teknolojik atılım yapan Batı dünyası karşısında askeri gücünü de yitirince, hazinesini doldurmak için girdiği savaşlarda yenilmeye ve toprak kazanacağına toprak kaybederek daha da yoksullaşmaya başlamıştır.

Askeri yenilgilerinin nedenini araştıran Osmanlı, teknolojik açıdan geri kalmış olduğunu hemen keşfetmiş ve Batı'nın elindeki ileri teknoloji ve üstün silahlarla rekabet edebilmek için reform hareketlerine başlamıştır.

Saray'ın "mülkünü" korumak için giriştiği reformlar yerleşik düzenin bir parçası olan din adamlarını ve toprak ağalarını rahatsız etmiş, bunların kışkırtmalarıyla, eski düzenden nemalanmaya da alışmış olan Yeniçeriler "Şeriat İsterük" naralarıyla sokaklara dökülerek, her türlü değişmeye karşı çıkmışlardır.

* * *

"Gelenekçi-Liberal Cephe" işte bu süreç içinde, yöneticilere yani "Devlete" karşı durduğu için güya "Liberal", yeniliklere karşı direndiği için de güya "Gelenekçi"dir...

Bu birbiriyle çelişen tutum ve davranışları, mezhep ekseninde birbiriyle bütünleştirmeye ve canlı tutmaya çalışmıştır.

"Gelenekçi-Liberaller" Osmanlı döneminde, Saray'a karşıyken, Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra "Halife-Sultan"a yani "Saltanat"a sahip çıkarak varlıklarını sürdürme çabasındadırlar:

İşte tam bu noktada Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Cumhuriyet" hamlesi, "Gelenekçi-Liberal Cephe"nin tam bir hüsranını simgelemektedir:

Çünkü artık siyasal iktidarın kaynağını halktan, milletten alıp, din/mezhep adına, Allah adına, bir Halife-Sultan'a, bir Padişah'a tevdi etmenin olanağı kalmamıştır.

Tek Adamlık sevdasında olanlar bile, bu sevdalarını bir din/mezhep anlayışına değil, saptırdıkları ve çarpıttıkları bir "Milli İrade" kavramına dayamak zorunda kalmışlardır.

Ve hiç kuşku yoktur ki, Yirmibirinci Yüzyıl Türkiye'sinde, Padişahlık geleneğini Tek Adam olarak sürdürmek isteyenler de hüsrana uğrayacaklardır.

DİREN TÜRK DEVRİMİ...

DİREN CUMHURİYET...

DİREN DEMOKRASİ!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 20 Mayıs 2019

Valid HTML 4.01 Transitional