Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

AYDIN KÜKÜRT SOLUYOR, KAN AĞLIYOR!
 

Emperyalistlerle işbirliği halinde iktidara gelen yöneticiler, Türkiye'nin suyunu, toprağını, tahılını, sebzesini, meyvesini, emperyalistlere kurban ediyorlar:

Dünya'nın en verimli topraklarından birine sahip olan Aydın ilimiz ilk sırada zarar görenlerden:

Tütünü bitirdiler...

Pamuk yaşam savaşı veriyor...

Şimdi sıra incir ve zeytinde!

Jeotermal santrallerin havaya yaydığı kükürt bulutu ve nehirlere verdiği zehirli su, Aydın ilimize son öldürücü darbeyi vuruyor!

* * *

Bir dost sofrasında sohbet ettiğimiz yaşlı çiftçi ağlıyor:

"59 yıllık emeğim boşa gitti, incirlerim, zeytinlerim hep kurudu" diyor.

Sahilde yürürken önümü kesen Ziraat Mühendisi, "Ziraat Odası olarak canhıraş bir mücadele veriliyor ama kulak asan yok" diye iktidarın duyarsızlığından yakınıyor.

Pazar yerinde konuştuğum Aydınlı köylü kadın, "Kara bir bulut çöktür üstümüze, artık ne doğru dürüst incir yetişiyor ne de zeytin" diyor!

Çine'ye gidiyorum, halk isyan içinde, herkes "Hayatlarımızı söndürdüler" diye haykırıyor.

* * *

Sosyal medyada dolaşırken bir feryatla karşılaşıyorum:

"Aydın'da yaşayan bir vatandaş olarak bu durumu hafife alan varsa buyurun gelin:

1. Sabah erken saatlerde kent merkezinde biraz yürüyelim. Leş gibi bir b.k kokusu altında kusmadan yürümeye çalışın. Kokunun kaynağı h2s, yani hidrojen sülfür, çok güçlü bir zehirdir aynı zamanda.

2. Gelin Nazilli'den Germencik'e kadar uzanan hat üzerindeki incir üreticileriyle konuşalım. Jeotermal sözünü duydukları anda lafına küfürle başlamayan birine rastlarsanız tüm yol masraflarınızı ben karşılayacağım."

Bir mühendis, halkın "Kara Bulut" diye lanetlediği ölümcül olayı şöyle açıklıyor:

"Jeotermal enerji üretiminde açık ve kapalı olmak üzere 2 sistem var. Kapalı sistemde yer altından çekilen suyun buharı kullanıldıktan sonra tamamı yer altına geri gönderilir. Bu sistemin verimliliği %13'tür.

Açık sistemde ise yer altından çekilen suyun buharı kullanıldıktan sonra %75'i toprağa geri döndürülürken %25'lik kısmı buhar olarak atmosfere salınır. Bu sistemin verimliliği ise %18'dir.

İki sistem arasında olan %5'lik verimlilik farkı direk kar olarak elektrik üretimine yansımaktadır.

Açık sistemde atmosfere verilen buhar ağır metaller ve yüksek miktarda bor içermektedir. buhar sıvılaşıp toprağa döküldüğünde direk çoraklık oluşturmaktadır ve ayrıca bu doktora çalışmalarıyla da ispat edilmiştir."

* * *

Yetkili makamlara verilen dilekçeler sudan yanıtlarla geçiştirilmekte, halkın protesto eylemleri ise yetkililer tarafından kimi zaman güzellikle kimi zaman da baskıyla engellenmektedir!

12 Eylül 1980'i ve 12 Eylül 2010'u Türkiye'yi bugünlere getiren askeri ve sivil darbeler olarak anarken:

EMPERYALİZME HAYIR:

DİREN DEMOKRASİ...

DİREN ADALET!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 20 Mayıs 2019

Valid HTML 4.01 Transitional