Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

HABERCİLER İÇİN NİYET OKUMANIN ALTIN ORANI
 

"Altın Oran" ve "Niyet Okumak":

Başlıktaki iki kavramı tanımlayarak işe başlamak istiyorum.

"Altın Oran":

Altın Oran kavramını ilk kez babam İhsan Kongar'ın liseler için yazdığı "Felsefe" kitabının (ki bu kitabı ilavelerle yeniden yazıyorum) "Estetik" bölümünde görmüş ve belleğime kazımıştım:

Bir dikdörtgenin uzun kenarı kısa kenarına bölündüğünde 1,6 çıkıyorsa, yani iki uzunluk arasındaki ilişki 1,6 oranında ise buna "Altın oran" deniliyor.

Altın oran, uyumluluğun ve uyumluluk üzerinden tanımlanan güzelliğin simgesi olarak kabul ediliyor.

Örneğin, bir dikdörtgenin bir kenarı 1 cm, öteki kenarı, 1,6 santim ise, bu diktörtgen "Altın Orana" sahiptir.

Bu orana "Fi" sayısı deniliyor.

Bir çemberin çapına bölünmesiyle elde edilen "Pi" sayısı gibi, "Fi" sayısı da asal bir sayı, yani bölme işlemi sonsuza kadar, sonuçlanmadan gidiyor.

Aslında 1,6 sayısı, bölme işlemi virgülden sonra sadece 1 hane yürütüldüğünde elde edilen kaba oran.

Pi sayısı nasıl genellikle, 3.1416 olarak virgülden sonra dört hane biçiminde ifade ediliyorsa, Fi sayısı da genellikle virgülden sonra 3 hane olarak 1,618 şeklinde kullanılıyor.

* * *

"Niyet Okumak":

Bu kavramı anlatmak, herkesin bildiği "Havada bulut, sen bana ördek dedin" fıkrası ile çok kolay:

Sohbet eden iki kişiden biri "Havada bulut var" deyince, öteki suçlamış: "Sen bana ördek dedin" demiş. Suçlanan kendini savunmuş: "Yahu ben 'havada bulut var' dedim, senle ne alakası var?" Bunun üzerine, suçlayan kişi "Bulut dedin yağmur yağacak demek istedin; yağmur yağınca göl olur demek istiyorsun; gölde ise ördekler yüzer; yani sen bana ördek demek istedin" diye, suçlamayı sürdürmüş!

* * *

"Yazının başlığı nereden aklına geldi?" derseniz...

Barış Pehlivan 'ın 3 Haziran Cumartesi günü Cumhuriyet'te yayınlanan "İkinci Silivri Trajedisi"ne ilişkin yazısından esinlendim.

"Birinci Silivri Trajedisi"nin kurbanlarından Barış Pehlivan yazısında şöyle diyordu:

"Yeni dönemin bavulcularıyla, Cumhuriyet önce 'kriminalize' edilmeye çalışıldı, sonra da terör operasyonuna uğradı.

'Terör' suçlamasının 'altın oranı'

Bakmayın 'terör' dediğime. Nasıl ki, 134 sayfalık Odatv iddianamesinde 361 kez 'haber' kelimesi kullanıldıysa, 275 sayfalık Cumhuriyet iddianamesinde de 667 kez 'haber' kelimesi vardı. İkisinin de her sayfasında ortalama 2 buçuk kez 'haber' yazıyordu. Evet, iki davanın iddianamesinde de 'altın oranı' tutturmuşlardı."

* * *

Sanıyorum, Barış Pehlivan'ın derin ve ince bir kültür süzülmüşlüğüyle vurguladığı "Sayfa başına 2 buçuk kez haber sözcüğünün kullanılmasındaki Altın Oran" , benim "Birinci" ve "İkinci" diye numaraladığım "Silivri Trajedileri" arasındaki, hem benzerliği, hem de sürekliliği, bu iki sürecin ayniyeti açısından çok güzel ifade etmişti:

Her iki "Trajedi"de de aynı "Niyet Okuma" vardı...

Hem de görevi, işlevi, iş hayatı haber vermek olan insanlar için öne sürülen "Haber" suçlaması üzerinden, "Altın Oran" olarak!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 15 Temmuz 2019

Valid HTML 4.01 Transitional