Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

DEMOKRASİDEN, MAZLUMDAN, EZİLENDEN YANA!
 

Şu anda İkinci Silivri Trajedisi'nin tutukluları olarak mahkemeye çıkmayı bekleyen 150 kadar gazeteci-yazarla birlikte, Cumhuriyet Gazetesi mensuplarının her birinin de ayrı bir trajik öyküsü var:

Kimisi bir kalp ameliyatı ile ölümden dönmüş, henüz sağlığına tam kavuşamamışken hapse atılmış...

Kimisi içerde kalp rahatsızlığı geçirmiş, stent takılmış...

Kimisi arandığını duyunca gitmiş teslim olmuş...

Kimisi tutuklanacağını bilerek, hapse girmek üzere yurt dışından vatanına dönmüş...

Kimileri zaten ömrünü basın davalarında yazar ve yönetici arkadaşlarını savunmaya hasretmiş avukatlar...

Kimileri genel yayın yönetmeni, kitap eki sorumlusu, karikatürist, teknik adam...

Aralarında gazete kadrosuna yeni katılmış, henüz benim "hoşgeldin" bile diyememiş olduğum, dış politika yazarı da var...

(Bu arada gazetenin çay ocağı işletmecisinin ve motosikletli kuryesinin de bir süre içeri alınıp sonra bırakıldıklarını belirtmek gerek.)

Bu insanlar, günlerdir Cumhuriyet'te tefrika edilen haksızlık ve hukuksuzluklar sonucunda, hapisteler.

Onların salıverilmeleri beklenirken, salıverilmek ne kelime, yanlarına başka Cumhuriyet ve Sözcü mensupları da eklendi!

* * *

Hapsedilenler ve zulme uğrayanlar elbette sadece medya mensupları ve sadece Cumhuriyet ve Sözcü gazetelerinde çalışanlar değil...

Zaman zaman bu sütunda değindiğim gibi, hapiste daha pek çok meslek mensubu ve pek çok yayın organı çalışanı var...

En son örnekler arasında, KHK ile atıldıkları işlerini geri almak için açlık grevi yapan iki eğitimcinin hapsedilmesi de vicdanları yaraladı.

* * *

Ben öykülerini yakından bildiğim için, genellikle Cumhuriyet mensuplarından söz ediyorum.

Çok ilginç bir biçimde, bu insanlar, yaşanan tüm haksızlık ve hukuksuzluklar karşısında bile, evrensel anlamda, hakka, hukuka, adalete olan inançlarını (aynen benim gibi) koruyor...

Demokrasiden, mazlumdan, ezilenden yana olan tutum ve davranışlarını, dimdik ayakta olarak, tüm varlıklarıyla sürdürüyorlar:

Çünkü bu değerlerin tüm bir insanlık birikimini yansıttığını biliyorlar.

* * *

İşte, Cumhuriyet'ten en son içeri atılan Oğuz Güven'in aşağıdaki mektubu, yukarda açıkladığım bu tutum ve davranışın tipik bir ifadesi...

Tarihsel bir belge olarak buraya alıntılıyorum.

* * *

"Akademisyenlerin, masum insanların ve FETÖ ile ilgili sayısız haber yapmış gazetecilerin dahi tutuklanması, FETÖ davalarını ancak sulandırmaya yarar.

Üç beş tetikçi gazeteci müsveddesinin sözde haberleriyle insanları tutuklamak hukuk rezaletidir.

Elinde hiçbir delil olmadan, 55 saniyede silinmiş bir tweet'e 3 tane ayrı suç yazıp, üçünün de delili olmaması ve buna rağmen tutuklanmam adaletin biçilmesidir.

Biz bir suikast ihtimaline karşı vurgu yapmak için bir trafik deyimi olan 'kamyon biçti' ifadesini kullandık.

Bu 'savcılara gözdağı vermek için terör örgütü propagandasına' girdi ve tutuklanmama neden oldu.

Şimdi soruyorum: Ertesi gün tüm yandaş gazeteler 'Suikast Şüphesi' hatta 'Suikast' diye başlık attı.

Bu mantıkla bu da aynı anlama gelmiyor mu?

Onlar da terör örgütü propagandası yapmış olmuyorlar mı?

Aynı korkuyu salmış olmuyorlar mı?

12 Eylül diktatörlüğünün yüreğimizde söndüremediği devrimci ateşi, barış ve kardeşlik aşkını, demokrasi tutkumuzu, bilimin aydınlattığı yolumuzu cehalet iktidarının kirli ve yalan dolu kumpas çarklarıyla söndüremezler.

Yürek aynı yürek;

Yine Demokrasiden, Mazlumdan, Ezilenden Yana atıyor."

* * *

İşte bu yürekleri hapsedebilirsiniz ama ne karartabilir ne de susturabilirsiniz:

DİREN İNSAN HAKLARI...

DİREN ADALET...

DİREN DEMOKRASİ!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 21 Ocak 2019

Valid HTML 4.01 Transitional