Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

NE MEŞRU, NE DE YASAL!
 

Bu Halkoylaması:

Seçmenin onayına sunulan Anayasa değişiklikleri, Demokrasiyi ortadan kaldırdığı, oysa Demokrasinin kurum ve kuralları, Demokrasiyi yok etmek amacıyla kullanılamayacağı için...

Ve OHAL koşullarında, büyük bir "Parti Devleti" baskısı ile yapıldığından dolayı...

Zaten meşru değildi.

* * *

Kuvvetler ayrılığının yok edilmesi ve yargının bütünüyle siyasal otoriteye bağlanması başta olmak üzere:

Milli İrade'nin yansıdığı yer olan Meclis'in yetkilerinin sınırlanması ve kısıtlanması...

Temel İnsan Hak ve Özgürlüklerini koruyacak güvencelerin yok edilmesi...

Cumhurbaşkanı'na Meclis'i feshetme ve ülkeyi kararnamelerle yönetme yetkilerinin verilmesi ve sorumlu tutulabilmesinin hemen hemen olanaksızlaştırılması...

Seçilmemiş yardımcıların tam yetkiyle Cumhurbaşkanı'na vekalet etmesi...

Demokratik bir rejim açısından kabul edilebilir meşru maddeler değildi.

* * *

Bu halkoylaması, OHAL döneminde, "Parti Devletinin" aşırı baskısı altında yapıldığı için de meşru kabul edilemezdi.

Meclis'teki üçüncü büyük partinin liderleri ile milletvekillerinin ve belediye başkanlarının bir bölümü hapisteydi.

Pek çok gazeteci, yazar, medya yöneticisi, hapse atılmıştı.

Hakimler ve savcıların bir bölümü hapisteydi ve binlercesi işten atılmıştı.

Yüksek Mahkeme Yargıçları dahil, hiç kimsenin güvencesi yoktu.

Bazı sanıkları tahliye eden mahkeme üyeleri açığa alınıyordu.

Devlet memurlarının binlercesi hapse atılmış, on binlercesi işten çıkarılmıştı.

Bir bankaya ve sayısız işletmeye el konmuştu.

Tam Halkoylaması'na gidilirken, bir KHK ile, medyanın uyması gereken, taraflara eşit zaman tahsisi ilkesi kaldırılmıştı.

Ayrıca, YSK da, aldığı bir kararla il ve ilçelerde siyasal partiler dışında yapılacak propaganda toplantılarını valilerin ve kaymakamların iznine bağlamıştı.

Cumhurbaşkanı, Başbakan ve öteki yetkililer "Hayır" oyu verecek seçmenleri, terör örgütleriyle aynı kefeye koyan suçlamalar yapıyorlardı.

Güvenlik güçleri ve adalet mekanizması, "Hayır" oyu vereceğini belirtenlere genellikle suçlu muamelesi yapıyordu.

İktidar tarafından kontrol edilen veya sindirilmiş olan medya, "Evet" seçeneğine yer veriyor, "Hayır" kampanyasını neredeyse görmezden geliyordu.

Devletin bütün olanakları "Evet" propagandası için seferber edilmişti.

* * *

Yukarda sayılan nedenlerle ortaya çıkan bu "Gayri meşruluğun" üstüne, bir de "yasa dışılık" nasıl eklendi:

Seçmenin en az yarısı, özellikle kentli ve eğitimli nüfus, bilinçli ve kararlıydı...

Bütün baskılara karşın, bütün tehditlere direnerek...

Gayri meşru değişiklik önerilerine "Hayır" dedi.

Milletin bu kararı sandıklara yansırken, paniğe kapılan egemenler, derhal Yüksek Seçim Kurulu'ndan, SEÇİM YASASININ 98. VE 101. MADDELERİNE AYKIRI bir karar çıkartarak, mühürsüz oy pusula ve zarflarının da sayıma dahil edileceğini belirttiler.

Böylece zaten içeriği ve yapıldığı ortam açılarından gayri meşru olan bu Halkoylaması'nın, yasalara uygunluğunu da yok ettiler.

* * *

Yasalara aykırılıklar o noktada da bitmedi:

Kesin sonuçlar açıklanmadan, YSK Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı "Evet" oylarının kazandığını belirttiler.

Bu sırada CHP, bir buçuk milyonu mühürsüz olduğu iddia edilen, iki buçuk milyon oya itiraz ettiğini açıkladı.

Gayri resmi sayılara göre 1 Kasım 2015 seçimlerinde 697 bin olan geçersiz oylar, Halkoylaması'nda 847 bin 537'e yükseldi. Parti tercihleri olmadığı için karmaşık olmayan ve sadece 'evet-hayır' şeklinde iki tercihle yapılan oylamada geçersiz oyların bu kadar yüksek olması şaşırtıcıydı!

Ayrıca dikkati çeken bir nokta da, pek çok sahtekarlık ve usulsüzlük iddiasının ayyuka çıktığı sırada, YSK'nın bir süre için, CHP'ye bilgi akışını durdurmuş olmasıydı...

Bütün bu usulsüzlüklerin sonunda halk büyük kentlerin meydanlarında protesto gösterilerine başlamış ve güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri ile karşılaşmıştı.

Belki size garip gelecek ama şu satırların yazıldığı ana kadar YSK, Halkoylamasının kesin sonuçlarını henüz açıklayamamıştı!

* * *

Bir kaç sandığın bile sonucu etkileyebileceği, yüzde 1 ya da 1,5 kadar az bir farkın bulunduğu durumda, 1,5 milyon olduğu söylenen mühürsüz oyun önemi açıktır.

Nitekim YSK Başkanı'nın gayri resmi olarak açıkladığı fark 1,2 milyon kadardır.

Bu arada Meral Akşener'in "Hayır" oylarının yüzde 52 dolayında olduğunu söylediğini de belirtelim.

CHP ise, usulsüzlüklerden dolayı oylamanın iptalini istiyor ve konuyu sonuna kadar takip edeceğini belirtiyor.

* * *

Öyle anlaşılıyor ki, bu Halkoylaması, Türkiye'ye istikrar, barış ve huzur değil, adeta iki düşman kesim yaratan sert bir bölünme ve "Tek Adam Vesayeti" bağlamında yeni sorunlar getirmiştir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 14 Ocak 2019

Valid HTML 4.01 Transitional