Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ERDAL İNÖNÜ İLE BİR AKŞAM YEMEĞİ
 

Dün Cumhuriyet'in 93'üncü yılını kutladık.

Bu vesile ile gerçek bir "Cumhuriyet Çocuğu" ile, Erdal İnönü ile olan bir anımı anlatmak istiyorum.

Erdal İnönü gerçekten müstesna bir insandı:

Sadece bilgi ve kültür bakımından değil, hümanist değerler açısından da eşi bulunmaz biriydi.

Şimdiye kadar, tanıdığım bütün politikacı ve (çift L ile) entellektüeller arasında, demokrasiyi onun kadar özümlemiş, içselleştirmiş hiç kimseyle karşılaşmadım diyebilirim.

* * *

Son derece geniş ve derin bir felsefe ve edebiyat kültürü vardı...

Bu zenginliğini ilk fark ettiğimde çok şaşırmış "Bir Fizik Profesörü, felsefe ve edebiyat konularında nasıl bu kadar bilgili olabilir" demiştim...

Sonradan, çocukluğumda okumuş olmakla övündüğüm beyaz karton ciltli Milli Eğitim Bakanlığı'nın kısaca "Klasikler" dediğimiz, "Dünya Edebiyatı'ndan Tercümeler" serisini Türkiye'ye armağan eden Cumhurbaşkanı'nın oğlu olduğunu anımsayıp kendi kendime gülmüştüm.

* * *

Kültür Bakanlığı Müsteşarlığımdan önce de sonra da, ailecek buluştuğumuz zamanlarda, günlük politikadan hemen hemen hiç söz etmezdik.

Küçük gurubumuzun çekirdeğini Sevinç veErdal İnönü, Duygu ve Uğur Büke, Nuran veTosun Terzioğlu, Güldal ve Korel Göymen, Güven veYiğit Gülöksüz, Ülkü Ergun, Sevil Paçalıoğlu, Rabia ve Vecdi Çapa oluşturuyordu.

Sevil ve Uğur Mengenecioğlu, Nazlı ve Hayri İnönü, Tülin ve Suha Umar da sık sık bu gruba katılanlar arasındaydı.

Sevinç Hanım'ın girişkenliğiyle, bayramlarda ve yıl başlarından buluşur küçük seyahatler yapardık.

Buluşmanın ilk akşam yemeğinde açış konuşmasını benim yapmam bir gelenek halini almıştı; bu konuşmalarımda genellikle siyasetten çok, grubun içindeki ailevi ve kişisel ilişkilere, olaylara, vurgu yapardım.

* * *

Erdal beyle iki kez baş başa yemek yedik.

Birincisinde, 1991 seçimlerinden çok önce, bir kamuoyu araştırmasının onunla ilgili verilerini konuştuktan sonra beni öğlen yemeğine götürmüştü. Galiba yoğun politika konuştuğumuz tek yemek de o olmuştu.

Burada anlatacağım ikinci baş başa olan akşam yemeğini, ben Müsteşarken, o da Başbakan Yardımcısıyken yedik.

Tesadüfen o gün Meclis'te Kültür Bakanlığı'nın bütçesi kabul edilmemişti ve küçük çaplı bir siyasal kriz yaşanıyordu; ama bizim yemek randevumuz çok önceden belirlenmişti.

Biz baş başa yemek yerken herhalde herkes o günkü siyasal krizi konuştuğumuzu sanmıştı; malûm, ben zaten eskiden beri yakın çevredeki danışmanlarından biri değil miydim...

Oysa o yemekte hiç politika konuşmadık:

Erdal bey, sosyal bilimlerde de, doğal bilimlerde olduğu gibi yasaların olup olmadığını, böyle yasalara erişilip erişilemeyeceğini merak ediyordu.

Doğal bilimlerdekilere en çok benzeyen yasaların bulunduğu Sosyal Psikolojiden, Grup Dinamiğinden örnekler vererek başladığım ve kamuoyu araştırmalarının güvenilirlik sorunu ile sürdürdüğüm izahat ve sohbetimiz geç saatlere kadar devam etmişti.

Gecenin sonunda birden fark ettim ki, Erdal Bey'in o gece dışa vurduğu bu Sosyal Bilim merakı sadece bilim insanı olmasından değil, TÜBİTAK'a koşut bir "Türkiye Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Kurumu", TESAK, kurmak istemesinden de kaynaklanıyordu.

Sonradan TESAK projesini birlikte geliştirdik ve hükümete sunulacak hale getirdik; ama Başbakan Demirel engelledi.

Muhtemelen TÜBİTAK gibi TESAK'ın da Erdal Bey'e bağlı olacağından ve başına benim geçeceğimden rahatsız olmuştu.

Bana da bizzat "Hoca sen bırak bu işleri, Kültür Bakanlığıyla ilgilen" diye doğrudan uyarıda bulundu.

* * *

Erdal İnönü'yü özlüyorum...

Bugün hayatta olsaydı, demokrasiye olan inancı ve büyük zekâsıyla, önemli katkılarda bulunabilirdi diye düşünüyorum!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 18 Mart 2019

Valid HTML 4.01 Transitional