Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

"İLKELER Mİ, LİDER Mİ?"
 

Pazar günleri yazdığım anılarımı güncel gündem ve gündelik olaylarla ilişkilendirmeye çalışıyorum.

* * *

Birleşmiş Milletler bursuyla gittiğim ABD'den 1966 yılında, Michigan Üniversitesi'nden aldığım "Master" derecesi ile Türkiye'ye döndüm...

Üniversite olmak isteyen, ama sosyal bilim bölümleri olmadığı için olamayan, Hacettepe Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesine, Prof. Nusret Fişek'in Doğramacı'yı ikna etmesi sonunda, öğretim görevlisi olarak girdim; Sosyal Çalışma Yüksek Okulu'nu kurdum ve Hacettepe, Üniversite oldu.

Doğramacı liderliğinde, başta Nusret Fişek olmak üzere bir avuç eğitimci ile, hem tıp hem de üniversite eğitiminde tam bir devrim yaptık; bu eğitim devriminin üniversite kataloğunu hazırlamak gibi devasa bir işi ise, çok kısa zamanda (gerektiğinde bölüm açıp bölüm kapayarak) tek başıma gerçekleştirdim ve Doğramacı ile arkadaşlarının büyük takdirini kazandım.

Bu sırada 1968 "öğrenci olayları" dünyayı ve Türkiye'yi kasıp kavurmaya başlamıştı.

Biz de İhsan Doğramacı ve Bozkurt Güvenç ile birlikte açık oturumlara katılarak üniversite yönetimine sadece öğrencilerin değil, tüm müstahdemin de katılacağı bir üniversite modelini savunuyorduk.

Derken 12 Mart 1971 darbesi geldi, Doğramacı, askerlere yakınlaşmak için beni Kürtçü diye Tağmaç'a ihbar etti; tecilimi kaldırdı, zorla askere aldırdı.

Ben askerdeyken, Ecevit 1973 seçimlerini kazandı ve başbakan oldu; kendisini tebrike giden Doğramacı'ya, "Sizin orada genç ve yetenekli bir sosyal bilimci var, Emre Kongar" diyerek beni övdü. Bunun üzerine Doğramacı beni yeniden üniversiteye davet etti ve yeniden "Demokratik Üniversite" modelini kurmakla görevlendirdi.

Öğrenci, asistan ve öğretim görevlisi temsilcilerinin yönetime katılacağı bir model oluşturdum.

Doğramacı tam temsilcilerin seçileceği gün, "Bunlar seçilince, seçildikleri gurubun değil, üniversitenin sözcüsü, temsilcisi olacaklar" deyince, bunun olanaksız olduğunu, geldikleri grupları temsil etmezlerse modelin işlemeyeceğini belirttim. Doğramacı'nın ısrarı üzerine, seçimleri yaptım, sonuçları aldım, öğretim görevlisi temsilcisi olarak, kendi yerime sonradan YÖK Başkan Yardımcısı olan Gürol Ataman'ı seçtirdim ve görevi bıraktım.

12 Eylül 1980 darbesi olduğunda, Doğramacı, Kenan Evren'i ikna etti; Anayasa'dan bile önce YÖK yasasını çıkarıp bütün üniversiteleri egemenliğine aldı ve ilkokul derekesine indirdi.

Bu sırada, disk sorunuyla hasta yatıyordu. Geçmiş olsun demek için gittiğimde, ellerimi iki eli arasına alarak, "Sen çok büyük adam olacaksın, gel şu YÖK'ü birlikte kuralım" dedi.

O sırada yasa çıkmış, yasa metnini Milliyet Sanat Dergisi Yöneticisi Zeynep Oral bana elden ulaştırmış ve ben YÖK aleyhine Türkiye'deki ilk yazıyı yazmıştım.

"Hocam, ben YÖK aleyhine yazıyı yazdım ve Milliyet Sanat'a yolladım bile" dedim.

Cevabı harikaydı:

"Olsun bir tane de lehine yazarsın" dedi.

YÖK için beni mutlaka yanına istiyordu. Hem çalışkanlığımdan hem de solcu imajımdan ve medya ilişkilerimden yararlanacaktı.

"Sen, ilkelere mi inanırsın, insanlara mı?" dedi. "Babam bana ilkeler inanmayı öğretti" dedim. "Baban yanlış öğretmiş" dedi ve devam etti:

"İlkeler geneldir, özel durumlarda yol göstermezler. Halbuki doğru adama inanırsan, onun dediklerini yaparsan başarılı olursun: BİR KİŞİYE BAĞLANIRSIN BİN KİŞİYİ YÖNETİRSİN!"

Kenan Evren 'le ilişkisini örnek gösteriyor ve benden de kendisine bağlanmamı (biat) bekliyordu!

* * *

Öykünün sonrası kamuoyu tarafından bilinir:

Okul olarak kurmuş olduğum Sosyal Çalışma Bölümü YÖK tarafından kapatılan tek bölüm oldu; ben ve arkadaşlarım Keçiören'e sürüldük. Senato tarafından Profesörlüğe yükseltildiğim halde Evren atamamı onaylamadı ve sonunda sakal baskısıyla üniversiteden istifaya mecbur bırakıldım.

Anlattığım anılar 35 yıl önce yaşandı, o zamanlar ben evli ve üç çocuklu, geleceği belirsiz genç bir akademisyendim...

Daha o zaman, bu koşullar altında bile, baskıcı rejimle işbirliğini, YÖK yöneticiliğini reddedip "Lider yerine ilkeler" demişim!

* * *

Demokrasiyi ve adaleti, dün de "ilkeler" için savundum, bugün de "ilkeler" için savunuyorum, yarın da "ilkeler" için savunacağım...

Dostlarım ya da düşmanlarım için değil, herkes için:

"İlkeler" için!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 21 Ocak 2019

Valid HTML 4.01 Transitional