Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

"MASKARA" VE "MASKARALIK" ÜZERİNE 3
 

İsmet Paşa 22 Şubatçılara "kan dökmeden silahlarını teslim ederlerse kendilerine dokunulmayacağını, sadece harekâta katılanların tümünü emekliye sevk edeceğini" bildirmiş ve büyük bir felakete dönüşebilecek olan kardeş katliamını engellemişti.

* * *

Ne yazık ki, emekli edilen Talat Aydemir bu olaydan ders almadı, "maskaralığını" 1 yıl sonra 21 Mayıs'ta yeniden denedi:

Resmi üniformasıyla Harbiye'ye geldi, öğrencileri sahaya çıkardı, Süvari Birliği Komutanı Fethi Gürcan'la birlikte yeniden bir harekâta girişti; İlhan Baş komutasındaki bir tank birliği Ankara radyo evini ele geçirdi.

Başbakan İsmet Paşa olayı duyduğunda aynı sözü söylemişti:

"Maskaralar, radyoya baskın yaptılar. Küçük bir grup. Gösteririm ben onlara." dedi.

Bu kez ihtilalcileri affetmedi. Aydemir ve Fethi Gürcan idam edildi.

* * *

Ankara küçük yerdi o zamanlar; herkesin her olayda bir akrabası veya tanıdığı vardı:

Babam, Oğlum, Torunum adlı kitabımda anlatmıştım:

27 Mayıs 1960'ta bir teyzemin kocası askerdi, bir halamın kocası ise Demokrat Parti milletvekili; sembolik olarak "Biri ötekini hapse attı" diyebiliriz.

Sadece 27 Mayıs'ı değil, 21 Mayıs'ı da bizzat yaşadım:

Fethi Gürcan 'ın süvari birliği, o gece, Maltepe'deki Koç öğrenci yurdunun önünden geçti.

Ben o sırada Siyasal Bilgiler son sınıftaydım; girişimi duymuştuk; tavrımızı belirtmek için pencerelere üşüşüp "Yaşasın hükümet", "Yaşasın İsmet Paşa" diye bağırmıştık.

Sonradan bacanağım olan Yüzbaşı Erol, 28. Tümen Komutanı Nuri Hazer Paşa ile birlikte, 21 Mayıs girişimini bastırmakta fiilen görev yapmış:

Tompson elinde, cipe atlayıp Hazer Paşayla birlikte Harbiye'ye ve radyo evine nasıl gittiklerini, oralarda yaşadıkları gerilimli anları, kendi canını ortaya koyarak yaptığı duygusal konuşma ve eylemlerle can kayıpları nasıl önlediğini uzun uzun anlatırdı.

Bugün bir dünürüm de, o sırada öğrenci olduğu için Harbiye'den atılanlardan...

Kendilerine tanınan üniversiteye giriş hakkından yararlanıp ziraat okumuş, profesör olmuş değerli bir bilim insanı; zaten gönülsüz olarak katıldıkları harekât sırasında silahlarını bırakıp çalılıklar arasında kaybolarak nasıl teslim olduklarını anlatır.

En ilginci de, radyo evini basan, tank komutanı İlhan Baş'ın öyküsüdür:

Ordudan emekli edildikten sonra sınava girmiş, TRT elemanı olmuş ve zaman içinde terfi ederek radyo evine müdür atanmıştır!

Allah rahmet eylesin, müstesna bir insandı:

"Tankla alamadığım radyo evini, sınavla aldım" der, bu serüveni, "demokrasinin", "hukuk devletinin" "hoşgörünün" ve "bağışlanmanın" önemini vurgulamak için anlatırdı.

* * *

Darbeler, karşı darbeler, acımasızdır, toptancıdır:

Daima "kurunun yanında yaş da yanar"...

Toplumda yıllarca kanayan, onulmaz yaralar açılır.

Şimdi, ne yazık ki zaten kana bulanmış olan 15 Temmuz 2016 Cemaat maskaralığından sonra da böyle bir hesaplaşma dönemine girmiş bulunuyoruz.

Dilerim:

Yargıda, üniversitelerde, medyada ve bürokraside yapılan "temizlik" sırasında haksız yere insanların hayatları karartılmaz...

İktidar, "Allahın lütfu" dediği bu maskaralığı, tefessüh etmiş olan devleti yeniden çağdaş bir yapıya kavuşturmak için kullanır...

Ve ülke bu bunalımdan, demokrasiyi sakatlayarak değil, güçlendirerek çıkar!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 4 Kasım 2019

Valid HTML 4.01 Transitional