Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

TERÖR, DARBE VE NORVEÇLİ BABA
 

15 Temmuz Cuma akşamı, darbe girişimi maskaralığını duymadan hemen önce, ünlü belgeselci Michael Moore'un "Şimdi Nereyi İşgal Etmeli" (Where To Invade Next) adlı filmini izlemiştim:

Michael Moore, son derece eğlenceli bir belgesel çekmiş...

Esas olarak Avrupa ülkeleriyle Amerika Birleşik Devletlerini karşılaştırıyor:

İstihdam, sağlık, eğitim, ceza ve infaz politikaları, kadın ve işçi hakları, büyük ekonomik krizde finans kuruluşlarının yaptıkları yolsuzluklarla mücadele, ele aldığı ana konular.

Çizdiği manzara, Avrupa ülkelerinin, insan refah ve mutluluğuna Amerika'dan çok daha fazla önem verdiğini gösteriyor.

Her ülkeden ABD'de olmayan bir uygulamayı alıyor oraya bir ABD bayrağı dikiyor.

İlginç olan nokta, son değerlendirmeyi yaparken, belgeselde üzerinde durduğu bütün doğru ve güzel uygulamaların esas olarak Amerika'dan kaynaklandığını belirtmesi.

Bir başka deyişle, Avrupa'da olup da ABD'de bulunmayan bütün güzel uygulamaların, kaynak olarak Amerika'dan çıktığını ama şimdi orada görülmediğini vurguluyor.

* *

Belgesel, Moore'un çok dinamik ve ilgi çekici bir biçimde kurguladığı söyleşilerden oluşuyor.

Ceza ve infaz sistemi ile ilgili olarak yaptığı bölümü Norveç'te çekmiş...

Burada, faşist bir katilin bir adada öldürdüğü gençler olayı ile ilgili olarak, oğlu öldürülmüş bir babayla konuşuyor.

Norveç'te idam cezası yok ve infaz sistemine göre de, katil bir süre sonra serbest kalacak.

Moore, bu durum karşısında oğlu öldürülen babanın ne hissettiğini öğrenmeye çalışıyor; özellikle de katili öldürerek intikam almak isteyip istemediğini soruyor.

Baba da ısrarla katile karşı kin duymadığını, böyle bir intikam duygusuna sahip olmadığını söylüyor.

Bunun üzerine Moore, babaya, bu tür cinayetlerin nasıl önlenebileceğini, ne gibi tedbirler önerdiğini soruyor...

İşte o noktada, baba son derece doğal bir biçimde, bu tür şiddet olaylarının ve cinayetlerin, ifade özgürlüğünün ve demokratik hakların geliştirilmesiyle önlenebileceğini söylüyor.

Üstelik de bunu ne bir kahraman edasıyla, ne de ermiş bir bilge havasıyla belirtiyor:

Son derece normal bir vatandaşın, son derece sıradan bir gerçeği ifade ederken sahip olduğu rahatlıkla dile getiriyor.

* * *

Norveçli babanın söyledikleri zihnime ve yüreğime kazınmış olarak eve geldim, televizyonu açtım ve köprü başlarını tutarak yapılan bir darbe girişimi parodisiyle karşılaştım.

Bu satırları yazarken, şiddetin, terörün ve darbenin ya da darbe girişiminin faşizme hizmet ettiğini, bu toplumun, bu kadar tecrübeden sonra bile, hâlâ anlamamış olmasına şaşırıyorum.

Darbenin sadece askeri değil, sivil biçimlerini de yaşayan ülkemizde, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini, ancak barışçı ve demokratik direniş yollarıyla geliştirebileceğimizi düşünüyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 18 Mart 2019

Valid HTML 4.01 Transitional