Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

YÜKSEK YARGI YÜKSEK YARGIÇLARI YARGILARKEN
 

Neredeyse 100 yıllık uğraşla erişilen uygarlık aşamasını, devletimizin temeli olan yargıyı ne hale getirdiler!
YAZIKLAR OLSUN!
Yıllarca okuyorsun, hukuk öğreniyorsun...
Yıllarca savcı ve yargıç olarak çalışıyorsun, insanların canları malları hakkında hayati kararlar veriyor, yazgılarını etkiliyorsun...
Sonunda Türkiye Cumhuriyeti'nin en yüce makamına seçiliyorsun...
Görevin adalet dağıtmak:
"Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti" ni ve bu devlet içindeki vatandaşın haklarını korumak...
Hem devleti hem de devlet karşısında vatandaşı korumak birbiriyle çelişen değil, birbirini tamamlayan görevler:
Çünkü "Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti"ni, ancak bu devlete karşı vatandaşın haklarını savunarak koruyabilirsin!

***

Yargı zaten iktidarın emrine verildiydi; şimdi Yüksek Yargı iyice yok ediliyor!
Ama bu saldırı yeni değil, üstelik tek yönlü de değil:
Daha 1970'li yıllarda, 40 yıl önce başlamıştı...
Anayasa, pozitif hukuk, laiklik, temel insan hak ve özgürlükleri yerine...
İnanç, inanca dayalı ittifaklar, cemaatçilik...
Yargıya sızdı.
Ve bu sızıntı, yargıyı ele geçirip AKP iktidarıyla birlikte Silivri'de, Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini dinamitledi.
Fakat iktidar savaşı durmadı; hukukun ve adaletin canına okuyan bu ittifakı da bozdu ve bu kez AKP, Cemaati tasfiyeye soyundu!

***

Bu öykü, iktidar savaşının, YARGININ GÜVENİLİRLİĞİ- Nİ SIFIRLAYAN öyküsüdür; AKP, mevcut yozlaştırmayla da yetinmedi, Yüksek Yargıyı tümüyle kendine bağlamak istedi.
Gerisini değerli gazeteci Alican Uludağ'ın kaleminden okuyalım: "
'Bir Grup Yargıtay Üyesi'
hazırladıkları ortak bildiri ile tasarıya itiraz etti.
'Üyelerin görevlerine ancak, işlemiş oldukları bir suç nedeniyle yetkili organlarca alınan kararla son verilebilir. Haklarında herhangi bir soruşturma veya kovuşturma olmaksızın 'kanunla' üyelerin görevlerine son verilmesi, anayasanın 'hukuk devleti' ve 'güçler ayrılığı' ilkesine açıkça aykırıdır. Bu mahkemeleri tamamen yürütme organına bağlı ve uyumlu üyelerden oluşturma ve yargıyı fiili olarak yürütme organına bağımlı hale getirme amacı taşımaktadır. Tasarının anılan hükümleri endişe vericidir.' "
"Bir Yargıtay üyesi, hükümete şu eleştirileri yaptı:
'Cemaate karşı Yargıda Birlik Platformu'nu milliyetçiler ve sosyal demokratlar olarak beraber kurduk. Ancak hükümet, şimdi tek başına yola devam etmek istiyor. Bu Yargıda Birlik'e zarar verir ve sadece yüksek yargıda değil, tüm yargıyı etkiler.' "

***

Öykünün gerisini de yine Alican Uludağ'ın haberlerinden öğreniyoruz:
2 Danıştay, 18 Yargıtay üyesi, Yargıtay önünde açıklama yaparak düzenlemenin geri çekilmesini istedi.
Buna tepki olarak Yargıtay ve Danıştay Başkanlık Kurulları olağanüstü toplanarak bu eylemi "Üyeliğin vakar ve onuruna dokunan, kişisel haysiyet ve itibarını kıran veya görev icaplarına uymayan davranış" olarak nitelendirdi ve söz konusu üyeler hakkında inceleme başlatılmasına karar verdi.
Oysa bence bu üyeler, Başkanlık Kurullarının iddiaların tam tersine "Üyeliğin vakar ve itibarını, kişisel haysiyet ve itibarını koruyan bir tutumla, görev icaplarına uygun olarak davranmışlardı."

***

Hukuk ve adalet öyle kavramlardır ki, insanlık tarihiyle birlikte var olmuşlar ve sürekli irdelenmişlerdir.
Evrensel hukuk, tarih ve vicdanlar, bu açıklamayı yapan Yüksek Yargıçların mı, yoksa onları suçlayarak haklarında soruşturma açan Başkanlık Kurullarının mı haklı olduğunu mutlaka kesin olarak saptayacaktır.
Ben kendi hesabıma, Başkanlık Kurullarının değil, açıklama yapan Yüksek Yargıçların haklı olduklarını düşünüyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 20 Mayıs 2019

Valid HTML 4.01 Transitional