Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

MAHKEMELERİMİZ VE İRAN'DAN BİR YARGIÇ PORTRESİ
 

Hikmet Çetinkaya ile Ceyda Karan'ın yargılandığı mahkemenin verdiği mahkumiyet kararının gerekçesi "Demokratik ve Laik Sosyal bir Hukuk Devleti" olan ülkemiz bakımından ciddi bazı sorunlar içeriyor:

Gerekçede "İslami inanışa göre iman bir gayb ve kalb meselesidir. Yani gözünüzle görmediğinize inanmak vardır. Yine inanışa göre, Müslüman olmak Yaradan'a, meleklere, ahirete inanmakla vücut bulmaktadır. Peki hangisinin resmi vardır?" sözleriyle alınan kararın gerekçesi için açıkça, İslam dinine ve ilkelerine atıf yapılmış.

"Zira insanlar yayından hemen sonra 81 ilin 47'sinde ve bazı illerde birden fazla ilçede tepkilerini toplu olarak ortaya koymuşlardır. Bu durum başlı başına bir tehlikedir." şeklinde "çoğunluk baskısını" meşrulaştıran ifadeler kullanılmış.

Ayrıca, "Unutulmamalıdır ki, hakimler sadece hukuka ve vicdana uygun karar vermezler. Onların temel hareket noktası, eylemin tanımlanması ve cezanın bireyselleştirilmesi aşamasında ortaya çıkan toplumsal yapı ve ihtiyaç kavramlarının içselleştirilerek doğru yere varma amacıdır." biçiminde çağdaş "pozitif hukuk" kurallarından uzaklaşıldığına ilişkin bir tutum yansıtan sözler yer alıyor.

* * *

Bu eleştirilere karşın, ben yine de o mahkemenin "Laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti" mahkemesi olduğu bilincini koruduğuna inanmak istiyorum. Çünkü bu bilinç olmadığında ortaya çok korkunç trajediler çıkabiliyor.

* * *

Örneğin Sadık Halkalı, İran'daki İslam Devrimi sonrası, Humeyni tarafından yeni kurulan Devrim Mahkemeleri Başkanı olarak atanan bir sözde yargıçtır.

Halkalı , aynı anda hem savcı hem hakim hem de jüri olarak görev aldığı Devrim Mahkemeleri'nde 2 yıl içinde aralarında yüzlerce diplomat, akademisyen ve siyasetçinin de olduğu binlerce kişiyi (1999'da yazdığı anılarında da itiraf ettiği gibi, sadece 1979 yılında 2000 kişi) karşı devrimcilik suçlamasıyla idam etti. Bu yüzden ona Cellat Yargıç ve Devrimin Kasabı lakapları takıldı.

2000 yılında Le Figaro'ya verdiği mülakatta, yaptıklarından hala en ufak bir pişmanlık duymadığını belirterek,"Bunlar dünyaya tekrar gelseler, tek bir istisnasız tümünü yeniden idam ederim" demiş, bu tutumunu da "Eğer suçluysalar cehenneme giderler, yok eğer masum idiyseler cennete giderler." diyerek gerekçelendirmiştir.

* * *

Şükredelim ki, Türkiye'de idam cezası yok ve şükredelim ki mahkemelerimiz "Laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti"nin mahkemeleri!

* * *

Sabah erkenden yazımı tam bitirmiştim ki, gazete geldi, manşette, karı-koca savcı ve yargıcın görev yaptığı Erzurum'daki mahkeme haberi vardı.

"Yargının saygınlık ve güvenilirliğini korumak, en başta yargı mensuplarının görevidir" diye düşündüm yeniden!

Not: Bugün Haydarpaşa'da 15'te konferans ve imzam var. Beklerim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 20 Mayıs 2019

Valid HTML 4.01 Transitional