Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

DEMOKRASİ KATLEDİLİRKEN...
 

Demokrasi, Türkiye'de oldum olası, sağ iktidarlar tarafından "Çoğunluk Diktatörlüğü" olarak saptırılır ve yozlaştırılır...

Türkiye'de sağ, ne temel insan hak ve özgürlükleri, ne muhalefet, ne medya, ne ifade özgürlüğü dinler:

Seçilmiş olan sağcılar için bunların hiç bir anlamı yoktur.

Nasıl olursa olsun, seçim sırasında ne baskılar, haksızlıklar, hukuksuzluklar yaşanmış olursa olsun, sandıktan çıkanlar, kendilerini "seçilmiş" olarak niteler...

Ve "seçilmiş" olmayı, her türlü temel hak ve özgürlüğü, Demokrasi'nin bütün kurum ve kurallarını, sınırlamak ve kısıtlamak yetkisi için yeterli görürler.

Dinci iktidarlar için ise zaten demokratik hak ve özgürlüklerin, kendileri dışındakiler için bir anlamı yoktur; onlar kendi anladıkları tekilci ve tekelci toplum modeli peşindedirler.

* * *

Türkiye uzun bir süredir bu "Çoğunluğun Diktatörlüğünü", Silivri'de somutlaşan "Çoğunluğun Zulmü" olarak zaten yaşıyordu.

Elbette diktatörlüklerin ve zulümlerin en kötüsü "Çoğunluğun" diktatörlüğü ve zulmüdür, çünkü onlara karşı sığınacak pek fazla da yer kalmamıştır toplumda...

Nitekim Silivri zulmü, Türkiye'nin en güçlü kurumu olarak bilinen ve görünen Türk Silahlı Kuvvetlerini (elbette o sırada başında olanların onayı ve içindekilerin de yardımıyla) yerle yeksan etti.

Tabii, TSK'nın yanında, üniversitelerin, bürokrasinin ve medyanın sözü bile edilemezdi; onlar da doğrudan kurban edildiler.

Ama bütün bu süreç sırasında tek bir gruba, seçilmişlere dokunulmadı...

Her ne kadar hapisteyken seçilen bir kaç milletvekilinin hakları teslim edilmediyse de, muhtemelen "ucu iktidara da dokunur" diye, Melis'te olanlar bu zulmün dışında tutuldu.

* * *

Şimdi iktidar, tek kişinin şahsında konsolide olur ve baskı rejimi, sınırlarını artık iyice genişletirken, zulüm Meclis'e de sıçratıldı:

Milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı!

Maç ortasında kural değiştirildi.

Demokrasinin en mukaddes, en dokunulmaması gereken özelliği, milletin seçtiği temsilcilerin güvenceleri yok edildi.

* * *

Beni üzen nokta, bütün bunları Türkiye'de defalarca yaşamış ve bir sonuç vermediğini görmüş olmamız!

1994 yılında Çiller bu modeli, sevgili Erdal İnönü'nün harika karşı oy yazısına karşın, denedi...

Ve sonuç başarısız oldu!

* * *

Kişisel iktidar hırslarının tatmini için, toplumun kaderi ile böylesine oynamanın maliyeti çok yüksek oluyor:

Ve bu maliyeti sadece sorumlular değil bütün millet ödüyor!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 14 Ocak 2019

Valid HTML 4.01 Transitional