Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

GÜN ORTASINDA KARANLIK
 

Devlet, bazı kişilerin başka bazı kişilere işkence yapması, haksız ve adaletsiz yere ıstırap çektirmesi için mi var?

Bazı kişiler, bazı koltuklarda oturuyor diye, başka bazı kişilerin kaderlerini belirlemeye, onların hayatlarını karartmaya nasıl hak görüyorlar kendilerinde?

Bize hizmet etmeleri, bizi güven içinde, mutlu ve müreffeh bir biçimde yaşatmaları için seçtiğimiz yöneticiler, atanan yargıçlar, savcılar, bize "Gün Ortasında Karanlık" yaşatmaya başlarlarsa ne olur?

O devletin, o devlet düzeninin, o rejimin ne anlamı kalır insan için?

* * *

25 Mart 2016 günü Çağlayan Adliyesi'nde Can Dündar ve Erdem Gül duruşması haberlerini izlerken aklıma Arthur Koestler'in "Gün Ortasında Karanlık" adlı romanı geldi.

Hapishane edebiyatının en başarılı örneklerinden biri olan bu kitapta Koestler, Stalin diktası altındaki 1930'ların Sovyetler Birliği'ni anlatır.

1984'ün yazarı George Orwell, "Gün Ortasında Karanlık" için, "Benzeri olmayan bir romandır, çünkü neredeyse hiçbir İngiliz yazar totalitarizmi içeriden görememiştir" diyor.

Sevgili okurlarım, hapsedilmemiş ve işkence görmemiş olanlar, totalitarizmi hiçbir zaman "iliklerine kadar" hissetmemişlerdir.

Koestler'in kendi deneyimlerinden esinlenerek yazdığı, bir mahpusu anlatan romanın felsefi yaklaşımı, diktatörlerin kendi doğrularını, topluma dayatmasının sorgulanması üzerine kuruludur.

* * *

Pınar Kür'ün güzel Türkçesiyle dilimize kazandırılan bu kitaptan şu bölümü (paragraflara bölerek) sizle paylaşmak istiyorum:

"Belki ileride, çok ileride, tarihi istatistik tabloları, anatomik kesitler aracılığıyla öğretilecekti. Öğretmen belli bir ülkenin halk yığınlarının belli bir dönemdeki yaşam koşullarını temsil eden cebir formülleri yazacaktı tahtaya:

'Burada, bu tarihsel sürecin koşullarını belirleyen nesnel etkenleri görüyorsunuz, yurttaşlar.'

Ve cetvelini 1 Numara'nın beyninin ikinci ile üçüncü lobu arasındaki sisli gri görünüme uzatarak, 'Burada ise, bu nesnel etkenlerin öznel yansıması görülüyor. Yirminci yüzyılın ikinci çeyreğinde, Avrupa'nın doğusunda totaliter ilkelerin zaferine yol açan işte bu bölgedir.'

Böyle bir aşamaya varılıncaya dek politika kanlı bir gönül eğlencesi, alelade bir batıl itikat ve kara büyü olmayı sürdürecekti."

* * *

Çağlayan Adliyesi'ndeki duruşma haberlerini okuduktan sonra Koestler'in yukarıdaki satırları, zihnimde şöyle iki soruya dönüştü:

"Politika, kanlı bir gönül eğlencesi, alelade bir batıl itikat ve kara büyü olmayı ne zamana kadar sürdürecek...

Ve buna destek veren insanlar bundan ne zaman utanacaklar?"


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 20 Mayıs 2019

Valid HTML 4.01 Transitional