Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

İSLAM'DA ÇELİŞKİ VE REFORM
 

Tam, İslam'da reform yazısına, Kuran-ı Kerim ile İslam tarihi ve Kuran tefsirleri arasındaki çelişkilerden söz ederek başlayacaktım ki, Ahmet Hakan'ın dünkü 23 Kasım tarihli köşesinde, bambaşka bir amaçla yazılmış şu iki paragrafın harika bir giriş olacağını gördüm...

Önce tarih:

"-İslam adına Peygamber damadının bile katledildiğini, İslam adına Peygamber torununun bile kafasının kesildiğini, İslam adına hamile kadının karnının bile deşilebildiğini öğrenir...

Artık elinde tarihten vicdanını rahatlatacak örnekler vardır. Bu çarpık tarih anlayışı sayesinde biraz daha vicdansızlaşır.

Sonra Kuran-ı Kerim:

"-Böylece “bir insanı öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibidir” ilkesini benimseyen, içinden en çok “merhamet” kelimesi geçen, adı “barış” olan, tepeden tırnağa rahmet olan bir DİN, öfkeden sapıklaşan bu adam eliyle yeryüzünün en korkunç diniymiş gibi algılatılmış olur."

* * *

Batı dünyası, din ile siyasetin aynı olduğu dönemde, Hıristiyanlık içindeki mezhep çatışmaları ve elbette siyasal rekabet sonunda, Fransız Devrimi ile, Fransa'da, dinin siyaset ve toplum üzerindeki etkisinden kurtulmuştur.

Türkiye'de sürekli olarak tekrarlanan yanlış bir söylem vardır:

"Hıristiyanlık'ta yaşanan reform Müslümanlıkta gerçekleştirilmedi" denir.

Ama bu yanlış söylemin sahipleri, Luther ve Calvin gibi din bilginlerinin ve VIII. Henry gibi yöneticilerin başını çektikleri "Reform" hareketinin temelinde, siyaseti ve kamusal alanı Katolik Kilisesi'nden özgürleştiren Fransız Devrimi'nin yattığını unuturlar.

Unutulan bir başka gerçek de Luther'in arkasında Papa ile savaşım içinde bulunan Alman Prenslerinin desteğinin yattığıdır.

Özet olarak, Hıristiyanlıkta yaşanan Reform, ibadet biçimleri ve dua dili gibi şekil koşullarını çok çok aşan bir biçimde, Katolik Kilisesi'nin toplum ve özellikle de siyaset üzerindeki mutlak egemenliğinin sona ermesini belirler.

* * *

Müslüman Dünyası'nda bu anlamda "dinden kaynaklanan" ve "iktidara el koyan" bir Reform hareketinin olmadığı doğrudur; din ile siyasetin iç içe geçtiği dönemlerdeki "kavgalar" İslam'da, bireyi özgürleştiren bir Reform hareketine değil, Şiilik gibi yine katı kurallara sahip mezheplerin doğmasına yol açmıştır.

* * *

Müslüman Dünyası'ndaki "Dinde reform", aslında Alevi-Bektaşi inancı çerçevesinde gerçekleşmiş, fakat bu Reform hareketi de çok yavaş ve tedrici olduğundan, ayrıca da yeterince olgunlaştıktan sonra, bir Sünni veya Şii iktidarı devirerek, egemen bir siyasal güç olarak tarih sahnesine çıkamadığından, Hıristiyanlıktaki Reform hareketinin karşılığı olarak algılanmamıştır.

İslam Dünyası'ndaki gerçek Reform Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla yaşanmıştır:

Egemenlik kaynağını dinden ya da Allah'tan değil, ulustan ya da halktan alan bir yönetimin iktidara geçmesi, Müslümanlık için, Hıristiyanların Reform hareketini de kapsayan ve onu aşarak, Aydınlanmayı da içeren bir dönüşümün gerçekleştirilmesidir.

Luther ve Calvin gibi din adamlarının, dinden hareketle başlattıkları "Dinde Reform" hareketini, Mustafa Kemal Atatürk, siyasetten hareketle gerçekleştirmiş, Cumhuriyet'in ilanına ek olarak Hilafetin kaldırılması, öğretimin laik temellerde birleştirilmesi ve bütünleştirilmesi, Medeni Kanun'un yürürlüğe girmesi gibi ek devrimlerle bu hareketi "Aydınlanma Devrimi" ile de pekiştirmiştir.

Cumhuriyet'in ilanı ve onu izleyen devrimlerle, Müslüman bir toplumda ilk kez, siyaset ve kamu alanı, din egemenliğinin dışına çıkarılmıştır; Batı'nın da Reform ile başlattığı, Aydınlanma ile tamamladığı süreç de zaten budur.

* * *

İslam "dinde reformu" Türkiye'deki laik ve demokratik rejimle yaşamış ve yaşamaktadır...

Hep birlikte Türkiye'nin laik ve demokratik rejiminin üstüne çullanılması da, siyasal iktidarları için dini istismar edenlerin egemenliklerini tehlikeye sokan bir deneyimi dünyaya armağan ettiği içindir!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 20 Mayıs 2019

Valid HTML 4.01 Transitional