Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

SEÇİM, DEPRESYON VE TARİH
 

AKP'nin bu ülkeye yaptığı en büyük kötülük, insanları "AKP'liler" ve "Hainler" olarak bölmesidir.

Erdoğan'ın izlediği gerilim stratejisi, medyadan iş dünyasına, yazarlardan aydınlara, Türklerden Kürtlere, Sünnilerden Alevilere, muhaliflerden tarafsızlara, AKP'nin politikalarına biat etmeyen herkesi "hain" diye damgalayınca, seçimler de bir nevi "hesaplaşmaya" dönüştü...

Sonuçta Erdoğan, yine istediğini alınca, "hain" diye nitelenenler depresyona girdi!

* * *

Bir ülke düşünün ki, belli bir anda nüfusunun yarısı "hain"...

Üstelik "ihanet" kriterleri de (yani AKP'nin politikaları) zaman zaman 180 derece değiştiği için, geri kalanı da dönüşümlü olarak zaten "hain" olmuş...

Olabilir mi böyle bir şey:

Kim ne derse desin, Erdoğan ve AKP nasıl bir söylem ve eylem izlerse izlesin, muvafıkıyla, muhalifiyle, tarafsızıyla, BU ÜLKE KİMSENİN TEKELİNDE DEĞİLDİR, HEPİMİZİNDİR!

* * *

Gençler, delikanlılık heyecanıyla, olgunlar, deneyimli olmanın yorgunluğuyla halkın yarısı, iktidar tarafından üzerlerine yapıştırılmış olan bu "hain" damgasından dolayı depresyonda!

Gençler ülkeyi terk etmekten, olgunlar, çoluk çocuklarının gelecekleri için yurt dışına gitmekten söz ediyor!

Türkiye bu bunalımı da atlatacaktır:

Cumhuriyet ve demokrasi ideali bize ışık tutacak, bu ülke çağdaş uygarlık düzeyine erişecektir; hiç kuşkunuz olmasın!

* * *

Bu ülke neler atlattı:

Düşman askerleri tarafından işgal edildi...

İstiklal Savaşı yaptı...

Padişahlıktan Cumhuriyet'e geçti...

Atatürk Devrimlerini gerçekleştirdi...

Tek Parti Yönetimi'nden Çok Partili Düzen'e geçti...

* * *

Size, bütün bunların yanında, devede kulak kalan kendi yaşamımdan örnekler vereyim:

Demokrat Parti'nin, Vatan Cephesi anlayışı ile ülkeyi "vatanseverler" ve "vatan hainleri" olarak ikiye böldüğü 1950'li yıllarda baskı altında büyüdüm.

Siyasal Bilgiler Fakültesi 1. sınıfında iken, okulumuz polis ve asker tarafından kurşunlanarak basıldı, üzerimize ateş edildi, aynı yıl, 27 Mayıs darbesi oldu.

1961 Anayasası tam bir özgürlükçü demokratik düzen kurdu ama soldaki ve sağdaki romantik şiddet eylemleri 1971 darbesini getirdi askerler kendilerinin yaptırdığı özgürlükçü anayasayı hacamat etti.

1973'de Ecevit-Erbakan hükümeti, Sosyal Demokrasi-Siyasal İslam koalisyonunu gerçekleştirdi, Kıbrıs harekatı, siyasete egemen oldu, ama bu koalisyon yıkıldı, yerine Türkiye'yi bugünlere getirecek olan yapının ilk tohumlarını atan Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti kuruldu; şiddet ve terör sol-sağ çatışması biçiminde tırmandı, tırmandırıldı, 12 Eylül 1980 darbesi geldi, bugünleri hazırlayan anayasal düzeni kurdu!

Burada kesiyorum, çünkü, 1980 sonrası pek çok kişi tarafından daha iyi bilinir: PKK'nın sahneye çıkması, Özal, İnönü, Demirel, Yılmaz, Çiller, Erbakan, Ecevit, ve nihayet AKP!

* * *

Benim bütün yaşamım bu çalkantılarla, tokat yiyerek, oradan oraya sürüklenerek geçti!

Tam düze çıktığımızı, demokrasinin yerleştiğini düşündüğümüz anda, bir tokat, bir tokat daha: Sakalından dolayı işini yitirmek, hapse gitmek için evde valizi hazır tutmak; aynı sakalla sonra müsteşar olmak.

Ne yazık ki, AKP döneminde de aynı karabasan devam etti, ediyor...

Üstelik tüm bu dönemlerde, virajlarda, ben hep bugün savunduğum ilkeleri, yani insan haklarını, demokrasiyi savundum...

Bütün olanları, olacakları önceden gördüm ve yazdım...

Demokrasi dışı şiddet ve terör yöntemlerinin getireceği felaketlere dikkat çektim...

Dinci, mezhepçi ve ırkçı, aşırı milliyetçi siyasetin demokrasi düşmanı olduğunu sürekli vurguladım.

* * *

Bugün, halkın yarısının, iktidar tarafından "hain" olarak görülmesi, benim için tam bir yanlışlıktır...

Yukarda özetlediğim siyasal serüvenin, olabilecek en kötü ürünüdür!

Üstelik seçimlerden hemen sonra gündeme getirilen başkanlık rejimi tartışmaları ile, buna karşı çıkanların seçimlerde hesap vereceği belirtilerek aynı söylem sürdürülmektedir.

Ama yılmıyorum...

Depresyona da girmiyorum...

Bıkmadan usanmadan, demokrasi ve insan hakları için mücadeleye devam edeceğim...

Çünkü tarih, vicdan ve insanlık çizgisinde, doğru yolu izlediğime, haklı olduğuma inanıyorum!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 20 Mayıs 2019

Valid HTML 4.01 Transitional