Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

BU KORKU BAŞKA KORKU
 

Seçimlere egemen olan duygu korkuydu!

Ama bu korku bildiğimiz korkulardan değildi; iki tarafı da keskin bir bıçak gibi çalışan bir başka tür korkuydu:

Bir tarafı AKP'nin iktidarı kaybetme korkusuydu....

İkincisi de seçmenin can korkusu!

* * *

Niçin AKP'nin trolleri, botları, sosyal medyada, seçimi kazandıktan sonra bile, herkese en ağıza alınmayacak küfürlerle saldırıyor...

Niçin AKP'nin kalemşörleri iktidarı kazandıkları halde, Muhalif ve Ana Akım Medyayı hâlâ tehdit ediyor...

AKP'ye oy vermeyenler, AKP politikalarına muhalefet edenler veya tarafsız olanlar, insan değil mi, vatandaşlık hakları yok mu?

Bu ülke sadece AKP'lilerin ülkesi midir?

* * *

Peki muhaliflerdeki bu yılmışlık sendromu nedir?

Neden "Artık bu ülkede yaşanmaz" feryatları ayyuka çıktı...

Neden bir şair, seçim sonuçlarını protesto etmek için ülkeyi terk edeceğini duyuruyor?

Neden bir köşe yazarı yazmayı bıraktığını açıklıyor?

Neden insanlar, canlarının mallarının, yaşam biçimlerinin tehdit altında olduğunu düşünüyor?

* * *

Bütün bu soruların temeldeki yanıtı, toplumsal ve ekonomik yapının demokrasiyi desteklemekte yetersiz kalan azgelişmişliği ile...

Siyasal ve kültürel yapının demokrasiyi yeterince özümleyememiş olduğudur!

Ama bu temel sebepler, bugünleri açıklamak için yetmez, mutlaka başka daha yakın ve güncel nedenler de olması gerekiyor:

Çünkü bu her iki temel sebebin de çok daha belirgin bir rol oynadığı, yani toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel yapının çok daha geri olduğu 1950 seçimlerinde bu duygular yaşanmamıştı!

Büyük bir üzüntüyle söylemek isterim ki, bu kutuplaşmanın, bu düşmanlaşmanın yakın ve güncel nedenleri Türkiye'yi 13 yıldır yönetenlerin tutum ve davranışladır:

Erdoğan'ın ve AKP'nin, kendilerinden olmayanları, muhalifleri hatta tarafsızları düşman ve hain ilan etme ve onlara öyle muamele etme tutum ve davranışları, toplumu bölmüş, kutuplaştırmış, taraftarlarını saldırganlığa, biat etmeyenleri ise temel hak ve özgürlükler açısından büyük bir güvensizliğe itmiştir!

* * *

Peki, demokrasi sayesinde iktidara gelen Erdoğan ve arkadaşları, kendilerini iktidara getiren demokratik rejimi geliştirmek yerine, neden onu yozlaştırıyorlar?

Temel sebepler olan toplumsal ve ekonomik azgelişmişlik ile siyasal ve kültürel demokrasi anlayışı yetersizliği, neden Erdoğan ve AKP tarafından istismar ediliyor ve toplum ikiye bölünerek düşmanlaştırılıyor?

Korkudan!

AKP ve Erdoğan, özellikle 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarından sonra, Silivri'de başlayan ve günümüzde de devam eden o denli ciddi haksızlık, hukuksuzluk, rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla karşı karşıyadırlar ki, bir anlamda "iktidara mahkûm olmuş" biçimde, iktidarı kaybetmemek için her şeyi göze almış görünmektedirler.

Bu görünüm ve bu görünüme uygun eylem ve söylemler, kendi taraftarlarını muhaliflere karşı kışkırtırken, muhalifleri ve tarafsızları da derin bir güvensizlik duygusunun içine itmiştir!

* * *

İşte toplumu kutuplaştıran yönetim anlayışının altında yatan bu korku, aynı zamanda seçimlerin eşit ve adil koşullarda yapılmasını da engelleyen, çeşitli yasal ve anayasal zorlamaları da gündeme getirmiş görünüyor.

Başvurulan bu yasal ve anayasal zorlamalar ise iktidarı kaybetme korkusunu daha da beslemiş ve onu daha da büyütmüştür!

Sonuç olarak, son Cumhurbaşkanlığı seçimleri dahil, Türkiye'de artık ciddi bir demokratik seçim adaletinden ve fırsat eşitliğinden söz etmek olanaklı değildir.

1 Kasım seçimlerinin sonuçlarını belirleyen birinci faktör, devletin görünen ve görünmeyen bütün olanaklarının, pervasızca AKP için kullanıldığı bu eşitsiz ve adaletsiz seçim koşullarıdır!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 13 Mayıs 2019

Valid HTML 4.01 Transitional